anarşizm'in babası sayılan kişi.
"her emir, özgürlüğün suratında patlayan bir tokattır." diye buyurmuş kişi.
marks sosyalizmin bağırsak kurdudur diyerek çok yanlış bir söz sarfetmiş olan anarşist düşünür..
asıl ismi
mihail bakunin olan anarşizmin babası sayılan düşünürdür.
1814-1876 yılları arasında yaşamış rus anarşist, aktivist."yıkmak yaratıcı bir dürtüdür" demiştir.
marks a muhalefet ettiğinden komünistlerce dışlanan, tanrı ve devlet diye de bir kitabı bulunan 'mülkiyet hırsızlıktır' cümlesinin sahibi rus devrimci ve anarşist.
(missile, 12.03.2007 00:30 ~ 00:34)
soylu bir ailenin evladıyken her şeyi elinin tersi ile itip işçi olarak çalışmıştır. tam ismi mihail aleksandrovic bakunin'dir.
soylu bir ailenin evladıyken, her şeyi elinin tersiyle itmemiş.hayatında hiç çalışmamış, arkadaşlarından aldığı ve geri ödemediği borçlarla bütün yaşamını geçirmiştir.
50 yaşına kadar pan-slavizm ülküsünün peşinde koşmuş, almanlardan nefret etmiş. açıkça ırkçı eylemler örgütlemiştir.
çar'a karşı yazdığı birkaç yazıdan dolayı tutuklanmış, yaklaşık 10 sene tutsak olmuştur. bu tutsaklığı içinde ünlü "çar'a itiraf" metnini yazmıştır. bu metinde yaptıklarının bir aptallık olduğunu söylemiş, çarın sorgulanamaz otoritesini kabul ettiğini açıklamıştır.
daha sonra sibirya'da sürgündeyken rusya'dan kaçan bakunin'in günümüzde bilinen politik düşünceleri bu tarihten sonra şekillenmiştir.
(kaynak;
edward h. carr, mihail bakunin - versus yay. - çev. :
gün zileli)
devler devliklerini ancak suç işleyerek sürdürebilir, zayıflar ise devlerin gözünde zayıflıkları ölçüsünde erdemli kabul edilirler
en sıkı devrimciye iktidarı verin, bir sene içinde çardan daha despot bir idareyi kuracaktır
gibi sözleriyle dünya tarihini özetleyen amca
marx ile pek anlaşamadığı için tüm sevenleri ile birlikte ayrılmıştır
birinci enternasyonalden.
(eolys, 10.08.2007 16:38)
çözümün yıkımda olduğunu söyleyen rus anarşist.
marx'la çok dalaşmış;1. enternasyonelden marx'ı attırmaya çalışırken,planı ters tepmiş ve atılan bakunin olmuştur.
birinci enternasyonelde marx ve tayfasını ekarte etmek için uğraşmıştır. beceremeyince
jura federasyonu'nu kurmuştur.
marx ile anlaşamadıkları tek nokta ise komünizm idealine nasıl ulaşılacağıdır. marx otoriter bir yapılanmayı öneri olarak sunarken, bakunin bunun da diğer devrimler gibi yozlaşacağını, iktidar yoluyla hiçbir zaman sınıfsız, özgür bir toplum kurulamayacağını kabul etmiştir. zira zaman kendisini haklı çıkarmıştır. (bkz:
sscb)
zaman zaman kendiyle çelişse de - ki kendisi fikir adamı olmaktan çok eylem adamı idi - anarşizm denilince akla gelen ilk üç beş kişiden biridir.
nihilizmin ve
anarşizmin kurucusu olarak bilinir. yaratıcı bir etkinlik olduğuna inandığı yıkma tutkusunu yüceltmiş ve tüm rus aşırılıkçılığının kaynağı olarak gösterilmiştir.
(leak, 08.12.2007 16:58 ~ 17:20)
marx ile arasındaki en büyük anlaşmazlık marx'ın savunduğu fikirlerin devrimi otoriter bir komünizm'e götüreceği noktasındadır. fikirlerini savunurken aşırı sert ifadeler kullandığı bir gerçek. bu da onun bir fikir adamından ziyade eylem adamı olmasından sanırım. velhasıl aşağıda marx'a sağlam bir ayar vermiştir. aktaralım...
(bkz:
elçiye zeval olmaz)
"bu yahudi dünyası bugün çoğunlukla marx'ın ve
rothschild'in komutası altındadır. ben eminim ki bir taraftan rothschildler marx'ın faziletlerini takdir ediyorlar, diğer taraftan da marx rothschildlere karşı içgüdüsel bir yakınlık ve büyük saygı besliyor. bu tuhaf görünebilir.
komünizm ve yüksek finans arasında nasıl bir ortak nokta olabilir? ho ho ho! marx'ın komünizmi güçlü bir devlet merkeziyetçiliği istiyor ve bunun olduğu yerde "insanların emeği üzerine spekülasyonlar yapan" parazit yahudi milleti daima varoluşunun anlamını bulacaktır..."
anarşizmin pirlerinden birisidir..
tanrı ve devlet kitabı
anarşizme giriş mahiyetindedir.devleti ve dini yerden yere vurmaya yeltenen bir kitabın başında hapisten çıkarılması için çara yalvarırken ağzından salyalar akacak düzeyde rus çarına methiyeler düzmesi kitabı okurken önyargılı yaklaşılmasına neden olmaktadır.çözümlemeleri akıllıca görünse de pratikte kendisinin devletin en tepedeki aygıtına yalvarırcasina bir pratik sergilemesi bütün içtenliğini ve inandırıcılığını öldürmektedir. ilginctir ki bu kitabında kapitalizmden ziyade marx'ı eleştirir. oysaki düsüncelerinin kökeni darvin ve marx'tır..kendisi ile çelisen tarafları yoğun olmakla birlikte bilgi edinilmesi ve çağın ruhunu anlamak amacıyla okunabilecek bir kitabıdır.
avrupa'da nerede bir barikat kurulmuşsa onun üzerinde olan, katıksız özgürlük idealine rağmen devrim sonrasında devrimi koruyacak gizli bir anarşist çekirdek örgütten bahsedecek kadar paradokslarla dolu olan,
anarşizme olan inancı ile kavrulan ve bu nedenle
sergey gennadiyevich nechayev tarafından fena halde kandırılan kelimenin tam anlamı ile eylemci olan dev. kendisini ayrıca
public enemy'nin
shut em down isimli parçasının klibinde,kirli bir amerikan dolarının üzerinde görebilirsiniz.
"bizler sosyalizm olmadan özgürlüğün ayrıcalık ve adaletsizlik olduğuna, ve özgürlük olmadan sosyalizmin kölelik ve şiddet olduğuna inanıyoruz."
insanın içinde iktidar olmaya yönelik (niçe'nin
güç istenci gibi) nüvelerin bulunduğunu itiraf edebilmiş bir ağbiymizdir. şöyle der: "her insan iktidara yönelik şiddetli bir arzunun tohumlarını içinde taşır ve her tür tohum, bildiğimiz gibi, yaşamın temel bir yasasından dolayı ister istemez gelişmek ve büyümek zorundadır...başkalarına hükmetme dürtüsü, ilkel özü itibariyle etçildir, bütünüyle hayvani ve vahşi bir dürtüdür..." tabii bunu söylerken yine
özcülük tuzağına düşmüştür. yine de seviyoruz seni ağbim.
anarşiklerin önde gideni.
*
polis aramasından geçebilmek için molotofları sakalında sakladığını duyduğum büyük adam. eylem adamıdır.
ölümünden bir kaç ay önce kendisine de söylediğim gibi, klasik idealist geleneği sarsmak için sarfettiği tüm çabalarına rağmen, proudhon yaşamı boyunca iflah olmaz bir idealist olarak kalıp incili, roma hukukunu ve metafiziği aşamadı. proudhon'un en büyük talihsizliği onun doğa bilimlerini hiç okumamış ve böylesi yöntemleri benimsememiş olmasıydı. proudhon dahiyane bir içgüdüye sahipti ve doğru yolu görüyordu, fakat, idealist düşünce metodu tarafından engellendiği için, her defasında eski hatalarına düşüyordu. proudhon ebedi bir çelşkiydi; gayretkeş bir dahi ve idealist aldatmacalara karşı çıkan ama ne yazık ki kendisi bu aldatmacaların hakkından gelemeyen devrimci bir düşünür... marx bir düşünür olarak doğru yoldadır. marx, tarihteki hukuksal evrimin, ekonomik ilerlemenin nedeni değil, onun sonucu olduğu ilkesini tespit etti ki, bu önemli ve yararlı bir kavrayıştı. bu yorumu yapan ilk kişi marx olmamasına rağmen -aynı teori şu veya bu ölçüde marx'tan önce başka bir çok kişi tarafından da formüle edilmişti- yine de ekonomik bir sisteme böylesin sağlam bir temel kazandırma onuru marx'a aittir. öte yandan, proudhon özgürlüğü marx'tan daha iyi anlayıp hissetti. ona musallat olan metafizik doktrini bir yana bırakırsak, proudhon içgüdüsel olarak devrimciydi; şeytana taparak anarşi ilan etti. marx ta pekala çok daha rasyonel bir özgürlük sistemi oluşturabilirdi, ancak marx özgürlük içgüdüsünden yoksundur, tepeden tırnağa otoriter biridir.
mikhail bakunin, 1870
sam dolgoff'un bakunin adlı kitabından alınmıştır
çeviri cemal atila, kaos yayınları, 1998
bakunin, özgürlük ülküsünü, yaşamının ilk döneminde din yoluyla gerçekleştirmeyi düşünmüş, fakat bütün devletler gibi bütün dinlerin de insanın temelden kötü olduğunu varsaydığı kanısına ulaşınca, tanrı fikrinin amansız bir düşmanı olmuştur.
(mete tunçay)
"bir hristiyan peygamber olabilir, ermiş olabilir, rahip, kral, general, bakan, devlet memuru, yetkili bir temsilci, jandarma, cellat, asilzade, sömürücü bir burjuva, köleleştirilmiş bir proleter, baskı yapanlardan ya da kendisine baskı yapılanlardan biri olabilir, bir işkenceci ya da işkenceye uğrayanlardan biri, bir işveren ya da kiralanmış bir kimse olabilir, ama kendisine insan demeye hakkı yoktur, çünkü insan ancak başka herkesin insanlığını ve özgürlüğünü sayıp sevdiği, kendi özgürlüğü ve insanlığı da bütün başkalarınca sayıldığı, sevildiği, canlandırıldığı ve yaratıldığı zaman insan olur."
(kamçılı alman imparatorluğu ve toplumsal devrim)