konserlerde hayvani ataklarında dahi yavşaklığı elden bırakmayan, bagetleri atıp tutarken bir yandan kafasını döven, etrafa sırıtıp "ahanda gözüm kapalı çalıyorum" imajı veren aşmış şahsiyet. gözünüz bir kere ona takıldı mı tüm konser boyunca onu seyredersiniz ki diğer atraksiyonları kaçırma tehlikesi vardır.
birkaç official dream theater tablatüründe* ismi michael portnoy olarak geçer. dream theater'ın 2000'li yıllar albümlerinde john petrucci ile prodüktörlüğü üstlenmiş müzisyen, davul virtüözü.
son albüm octavarium'un kayıtlarında 2 ayrı davul seti kullanmış:
<kaynak: drumavarium>
->ilk seti klasik portnoy kurulumuna çok yakın, önceki 3 albümdekiler gibi.
->ikincisi ise minimalist bir set. az sayıda(tek tom ve 2 floor tom) ve çapı büyük tomlardan oluşan, yine büyük çaplı zillerin ve devasa bir hi hat'in olduğu bir set.
jazz ritmlerini rock ritmleriyle çok iyi birleştiren, kendine has hihat ritmlerini mükemmel kullanan, aksak ritmlerine söyleyecek söz olmayan, 12 yıl arka arkaya best progressive rock drummer seçilerek kırılması zor bir rekora imza atan, önünde saygıyla eğilmek gereken ayrıca çok sempatik tavırlar sergileyen davulcu. yeni beyaz starclassic maple setine albino monster adını vermiştir ayrıca.
dünyanın en iyisi vs.denilerek simon phillips , dave weckl , gibi davulculara haksızlık yapıldığını düşündüğüm , ama partisyonlarını çok sevdiğim ve her zaman beğeniyle dinlediğim bir davulcudur.
konser videolarında bu adamla çalan şanslı insanları görünce blok flüt duayeni olan bendenize bile tarlayı sabanı satıp davula başlama isteğiyle dolduran, john bonham hayranı aşmış adam. zamanında achilles last stand çalıp sevenlerini mutlu etmesinin ve sempatik tavırlarının meyvesini 2002'de istanbul konserinde "i love you portnoy" diye yapılan çılgın tezahüratlarla almıştır. almamış da olabilir.
yanılmıyorsam kızı melody'nin adına trampet, oğlu max'in adına da zil yaptırmıştır kendisi.
ayrıca konserlerden sonra acaip bir çilingir sofrası kurdururmuş, bin türlü yiyecek, içecek, şekerleme, çerez; bir kuş sütü eksikmiş, öyle diyeyim ben. tabii alkol yok, zira kendisi alkolden hazzetmez, hatta the root of all evil'ı alkol tedavisi gördüğü yerdeki doktoruna adamıştır. e alkol bütün kötülüklerin anası değil midir zaten?
herşey iyi güzel düşünceler , ekipmanlar , tonlar..inanılmaz rahat çalınan bir davul ama mike abi biraz daha ölü nota kullansan var ya tadından yenmeyecek şeklinde muhabbetler ettiren davulcu.
efendim hayvanmış, köpekmiş, uçan kuşmuş, aslanmış. ne bileyim. evet var öyle bir şey. hayvandır, köpektir vs'dir. progressive'den bir halt anlamayan biri bile dt dinlediğinde bateride bir şeylerin yolunda gitmediğini fakedebilir. neyse anlatmakla olmaz bu iş.
not: şahsi kanaatim vidyonun bazı bölümlerinin (2.00-4.00) oynatım hızının 3x felan olduğudur. siz herifin ellerini takip edemezken o herif bagetleriyle 6-7 kere sağa sola vurmaktadır. işte budur benim şikayetim isyanım.
ek: ayrıca çok iyi doğaçlama yaptığını düşündüğüm davulcudur. evet tam olarak budur...anladım.
kendi hazırladığı dvd lerinde davul çalarken kameraya bakıp yaptığı şaklabanlıkları bir kenara koyarsakoldukça iyi ve hatta iyi ne kelime insan ötesi davulcu
sadece çalışıyla değil davul başındaki ibiş hareketleriyle kendine has bi davulcudur. bunlara örnek vermek gerekirse bi eli boştaysa kicke vurduğu sırada aynı anda boş olan eliyle kafasına vurur. bageti parmaklarıyla çevirir havaya atar sonra tutar bu öküz adam. bi de son vuruşlarda nasıl yapıyosa trampete vurur ama vurmasıyla birlikte baget havaya gider. tabi aynı şeyi zile vurarak da yapar. böylesine hayvani çalarken tüm bunları nasıl yapar ben de anlayamıyorum. anlatılmaz yaşanır diyorum. özetle çok iyi ve sevimli bi davulcudur.
kelimelere sığmaz kalitede bateri çalabilen ama bagetleri sevmeyen davulcu. zira bagetleri elinde pek tutmaz.ya çevirir ya havaya atar tutar,ya seyirciye atar ya da havaya atıp tutamaz. endless sacrificeın kayıt videosunda gördüğümüz üzere şarkının sonunda gürültü yapma faslıda bageti havaya atmış ancak tutamayınca tek bagetler zillere abanmak zorunda kalmıştır.
metropolis 2000 scenes from new york dvdsinde, anne tarafından büyük büyükbabasının lama olduğunu, bu yüzden kendini tutamayıp, konser esnasında sağa sola tükürdüğünü beyan eden dream theater üyesi ve aynı zamanda birçok projenin direktörü.
insanı sinirlendiren terbiyesiz davulcu.
olur olmaz atakları, aksak aksak nameleri çatır çatır yaparken diğer taraftan da ona buna dil çıkarıp şebeklik yapışı "ben bateristim" diye geçinen herkesin küçük emrah modunda evine dönmesine, yatağa kendini atıp "neden, nedeeeen tanrım" diye hıçkırıklara boğularak ağlamasına sebebiyet veriyor.. ayıptır be kardeşim, böyle adamları getiren organizatörlere filan sesleniyorum buradan, yapmayın canlar, yapmayın yiğitler, yapmayın yahu.. getirmeyin böyle herifleri ülkemize, vücut kendiliğinden gidiyor sonra o konsere..bak sinirlendim gene bak, al sana mayk;
+: olm bu herif ahatapot falan ööle iki el iki ayakla yapılacak iş değil bunlar.
-: yok moruk herif şeyiyle de ritm tutuyomuş...
+: nası lan?
-: ya şimdi eller altolarda, zillerde takılıyo, ayaklar highhat, cross falan işte e tabi trampet boşta ona da dalgayla vuruyo yok başka bi numarası büyütme gözünde bu kadar.
tekniği belki bir dave weckl kadar olmasa da çok iyi olan , yeteneğini muhteşem partisyonlarında , ritim ve nota kullanma becerisinde görebileceğimiz dream theater üyesi insanımsı. sayesinde teknik kasmayı bırakıp tüm ilgimi ve enerjimi ritimlere nota düzenlerine vermeme neden olmuş olduğum yüce insan.aksaklarını ,poliritimlerini ,yaratıcılığını ,sanatçılığını ailecek seviyoruz.
modern drummer dergisine verdiği bir röportajda (ve daha birçok başka röportajında da) rudimental bir davulcu olmadığını ve işin açıkçası triple paradiddle yapabiliyor olmayı hiç umursamadığını ve çalışmadığını ve onun için önemli olanın müziğe ne katabildiği olduğunu ifade etmekte olan insanüstü davulcu kişisi.