dünyanın en iyi (progresif) bateristi ödülünü altıncı kez arka arkaya alan insanüstü dreamtheater üyesi. kendisini izlerken bir 5-10 dakika takdir edersiniz sonra insan yavaş yavaş sinirlenmeye ve kıskanmaya başlar. 15. dakikanın sonunda kendinizi küfrederken bulursunuz; portnoy ise o sırada finally free' deki davul atağınıkulağınıza kulağınıza sokmaktadır. eline koluna zeval gelmesin diye dua edeceğimiz yüce kişidir kısaca.
üç kroslu davulunun ismi "the siamese monster" olan, şarkı aralarında hatta şarkı sırasında bir koltuktan diğerine geçerek değişik davullarla değişik tınılar yakalayan (eee üç bacağı yok ki bu adamın!!), bateri konusunda ufkumu açan yüce kişilik...
davul'u o icat etmiştir sanki
arkasına oturur baterinin, kendinden geçer, bizleri de yanında götürür.
grubun *the glass prison şarkısında 2nci dakikadaki solosu tüm atraksiyonu başlatır
ne çanlar ne piyano ne de gitarlar, hz. portnoy'un ve oyuncaklarının gruptaki konumunun önüne hiçbirşey geçemez.
devasa davulu siamese monster*la biraraya geldiğinde çok tehlikeli olan dünyanın gelmiş geçmiş en iyi davulcusudur.dream theater elemanıdır.tama'nın mike portnoy imzasıyla ürettiği ve portnoy'un kızı melody'nin adını taşıyan bir de trampet serisi mevcuttur.bu şahıs sadece davulcu değildir.komple bir müzisyendir ve özellikle söz yazmadaki başarısı da göz ardı edilmemelidir.
(bkz. home)
dream theater'in yıllar öncesinde çıktıkları bir konserdeki solosunu "drum solo mike portnoy" isimli bir avi dosyasından bulabilirsiniz.
bu hayvan oğlu hayvan nasıl beceriyorsa, yaklaşık altı dakika tek başına baterisiyle sevişerek tüm salonu ayakta tutabiliyor. izlerken benim bile kollarıma ağrılar saplanırken, nasıl oluyor da kodo beast edasında hiç yorulmadan çalabiliyor. crossa kökleyip bir yandan zilleri çıslatan, ve bunları kafasındaki bir şarkıya göre götüren, melodik bir yaratıkmış, anladım.
konserlerinde lama gibi tüküren karakter. dave lombardo'dan daha iyi midir orası tartışılır ama bin türlü maymunluk yaparken nota kaçırmadığı da bir gerçektir.
eğitim cdleri, konser görüntüleri derken 10 metreden görmek de nasip oldu. adamı izleyim derken konseri adamakıllı takip edemedim ama sağlık olsun. tekniği çok karmaşık olmasa da gayet yaratıcı bir şahıs. notalarla ölçülerle oynamaya bayılıyo namussuz. yaratıcılığını kendi imajında da konuşturur. saç - sakal - gözlük kombinasyonundan binbir tip çıkarabilir. bazı konserlerin kreatif direktörlüğünü de üstlenmiştir.
bir amerikalı olduğu için arada sırada saçma şeylere girişse de*, dt'nin eski kötü kliplerine bakıp yönetmenliğin bir kısmını üstlendiği için ona kızsak da dt'mizin can ve neşe kaynağı biricik bateristimiz.
onu diğer birçok davulcudan ayıran özelliğin hızı ve gücü olmadığı, bu ayırıcı özelliğinin aksak ritimlere olan tutkunluğu olduğunun bilinmesi gereken davulcu şahıs..bu konuda olan yatkınlığı sayesinde zaten gruplarıyla** beraber progressive metalin en güzel örnekleri ortaya çıkıyor..