gerçekten allah düşmanımın başına vermesin denilecek hadisedir. tabi beterin beteri var ki şöyledir:
yıllar önce
* yine halı saha maçı yapıyorduk. sınıfımızın roberto carlos'unu o ana kadar zabtetmiştik ancaak bir arkadaşımız ona sert girinceye kadar. film orada koptu. serbest vuruş olmuştu. haliyle baraj falan kurmuştuk ama bizimkisi keban barajı kadar pahalı değildi
* . toplasan bi mikasa top ancak ederdik. mikasa deyince aklıma geldi. halı sahanın topu tabii ki mikasa idi. bizim roberto carlos çok sinirlenmişti. orta sahaya kadar gerildi gerildi. sonra 112 km/s hızla
* topu kaleye gönderdi. ama top kaleye gitmedi. yanımda duran canım arkadaşımın (afedersiniz) taşaklarında patlamıştı. çocuk acı içinde yerde kıvranıyordu. ardından taşaklarına top gelen herkes gibi ona da "işe işe" diyerek telkinde bulunuldu. yazıktır ki arkadaşımın çilesi o top ile son bulmamış. işemek için halı sahanın köşesinin yolunu tutmuştu arkadaş. ardında "alllaaaaah" diye bir irkilme ünlemi ile tüm gözler ona çevrildi. hafiften titremişti. yanına koştuk. garibimin ufaklığı halı sahanın telleri ile temas etmiş ve tellerde de elektrik kaçağı olduğundan onu sarsmıştı. topun mikasa olduğunu söylemiştim değil mi?
bir de konu ile alakalıdır belki (bkz:
bahtsız bedevi)