sözü turgut yarkent'e müziği ise avni anıl'a aittir bu şarkının. sözleri kadar müziğiyle de insanı ötelere götürür.
mihrabim diyerek sana yüz vurdum
gönlümün dalında bir yuva kurdum
yıllardan beridir yalvarıp durdum
sevgilim demeyi öğretemedim
gönlünde sevgime yer vermedin de
yaban güllerini hep derlerin de
ellerin ismini ezberledin de
bir benim adımı öğretemedim
sonunda hicranı öğrettin bana
ben sana sevmeyi öğretemedim
zeki müren'in müthiş yorumladığı eserlerden biridir. tsm'de sözlere verilen önemin güzel bir örneğidir. bir dönem
veys fm'de sıkça çalınırdı.
mihrap cami, mescit gibi yerlerde kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yerdir.
nasıl bir anlatımdır insanın sevgilisine mihrap demesi ve ona yüz vurması? etkileyici bir şarkıdır. umut bağlanılana söylenen sitemler bu kadar mı insanı tam canından vurur?
ajda pekkan'dan dinlenip hiç bıkılmadığı bünyemde gözlenmiş müthiş eser. "ellerin adını ezberledin de bir benim adımı öğretemedim"
zeki müren tarafından harika yorumlanmış türk sanat müziği şarkısıdır.
"sonunda hicranı öğrettin bana
ben sana sevmeyi öğretemedim
"
en sonunda, insanın buna "adam gibi sevseydin de öğretseydin lan eşşoğlu" diyesi gelir.
zeki müren'den dinlendiğinde insanın içini eritir, kalbi cız eder, yok böyle bir ses yok böyle bir yorum ve yok böyle bir şarkı.
gönlünde sevgime yer vermedin de...
zeki müren,
ajda pekkan,
emel sayın gibi türk müziğinin en tepedeki isimleri tarafından söylenerek değerini belli etmiştir. üçünün yorumu da ayrı güzeldir. yıllarca peşinden koşulup, değer bilinmeyip, başkasına yar olmuş platonik aşkı çok güzel anlatır.
ajda pekkan yorumunu her dinlediğimde bünyemde yerden yere sürükleniyormuşum izlenimi yaratan parça..ama nadide bir parça..ajda hağnımı buradan kutluyor,"bir eser bu kadar mı güzel seslendirilir" şeklinde bir sual yöneltmekten de kendimi alamıyorum.
rakı sofralarının en güzel mezesi olabilecek şarkılara örnektir ayrıca
zeki mürenden dinlemeyi sevdiğim bayıldığım şarkıdır. anlamlıdır sözleri. insana çarpan ezgisi ve sözleri vardır.
"sonunda hicranı öğrettin bana
ben sana sevmeyi öğretemedim"
zeki müren yorumu çoğu yorumları ezer geçer, türk sanat müziğini harbi türk sanat müziği olarak yorumladığı için enfestir.
"ellerin ismini ezberlendin de
bir benim adımı öğretemedim." şüphesiz ki en acıtan kısmıdır.
sevgiliye mihrabım diyecek kadar sevgiyi kutsal imgelerle süsleyebilecek nesillerin bir parçası olamadığımız gerçeğini yüzüme vuran eser. her dinlediğimde hitap edişteki asalete zeki müren'in zerafeti eklenir, burnuma da ince belli bardaktan üzüm bağlarının yaz kokusu gelir.
ilginç bir şekilde kendisi bu yorumunu beğenmemiş olsa da kesinlikle en güzel söyleyenin ajda pekkan olduğu güzide eserdir.kişiler değişir,siz değişirsiniz,üzüntüleriniz değişir ama bu şarkıyı söylerkenki 'ben sana sevmeyi öğretemedim' çıkışı hiç değişmez.ve sorarsınız kendinize:bu kadar insanın hep hatalı olup da bir senin doğru olma ihtimalin binde kaç? sevgi sandığın şey bodoslama,sorgusuz sualsiz bir bağlılıktan ibaret olmasın?tamam hayatta en iyi yaptığın şey bu olabilir belki ama kimden bunu hangi hakla bekleyebilirsin?
kuşaktan kuşağa aktarılan şarkılardan biri. annem de severek dinlemiş yıllarca, ben de dinliyorum, tanıdığım ve büyümekte olan çocuklara da dinleteceğim. nasıl demişti minik serçe; 'anneni daha sık anımsıyorsan ve hatta anlıyorsan'.. galiba yaşlandık üstadım.
eskiden bu şarkılarla, mektuplaşarak yaşanan aşklarla, kaçamak bakışmalarla filan ne güzelmiş aslında.. 'bas gaza aşkım bas gaza' diye coşan gençliği bu şarkılarla tedavi etmek lazım.
nihavend makamının büyüsünü üzerinde taşıyan bir eser. vals ritmi ve eserin büyülü sözleri, en az 120 çiftin boğaz köprüsünden el ele tutuşup atlaması için yeter.
dünyanın en ince sitemlerinden biridir.