özellikle funny games ile ünlenmiş alman yönetmen. çok düşük bütçelerle çektiği ultra hasta filmlerle avrupa sinemasının önde gelen yönetmenleri arasında sayılır. ayrıca filmlerinin genelde sonu yoktur, hasta eder, afallatır
1989 the seventh continent
1992 benny's video
1994 71 fragments of a chronology of chance
1997 funny games
2000 code unknown
2001 the piano teacher
(sizzle, 14.04.2004 02:43 ~ 02:51)
15 dakka araba yıkama sahnesi çekmişligi vardır.. modern toplumda insanın kendine ve çevresine yabancılaşmasını net, uzun ve olabildigince soguk anlatır..
rahatsız edici yavaş filmlerin babası alman asıllı ama avusturyalı yönetmen.
funny games'le kendisine hayran bırakan akıl ve mantık sınırlarını hayli zorlayan aşmış yönetmen.
viyana üniversitesinde psikoloji ve felsefe okumuş 1942 doğumlu avusturyalı çok çok sevdiğim yönetmen. filmlerinde izleyicilerini sarsarak, düşünmelerini sağlamaya çalışır ve bence çok da iyi becerir bunu. londra'da bir festivalde seyircilere filmlerini “ size huzursuz seyirler dilerim ” diyerek sunan yönetmendir. ayrıca son yıllarda filmografisine 2 film daha eklemiştir; oldukça karanlık bir film olan le
temps du loup(2001 the time of the wolf) ve bir kafka uyarlaması olan
cache(2005 hidden)
ayrıca
cache adlı filmiyle 2005
cannes film festivalindeen iyi yönetmen ödülünü almış kişidir.
şiddeti, göstermeden hissettirebilen ve bir demogoji aracı olarak kullanmadan anlatabilen ender yönetmenlerdendir.
michael haneke, filmlerinde seyircisini eğlendirmeyi değil, sarsmayı amaçlıyor. onların rahatını bozmaktan hiç rahatsız olmuyor. londra'daki orta avrupa kültürü festivali'nde gösterilen beş filmlik retrospektifini izleyen seyircilere filmlerini "size huzursuz seyirler dilerim" diyerek sunmuş. viyana üniversitesi'nde felsefe eğitimi görmüş olan yönetmen, filmlerinden söz ederken de anlaşılması zor kavramlara başvuruyor : "duygusal buzlaşma, gerçeklik duygusunu yitiren gerçeklik" gibi.
michael haneke 1942'de almanya'nın münih kentinde doğdu. viyana'da felsefe, psikoloji ve tiyatro eğitimi gördü. mezun olduktan sonra 1967-70 arasında südwestfunk theater company ile çalıştı, alman televizyonuna senaryolar yazdı. birçok oyun da sahneledi. 1970 yılından beri, hem sinema, hem de televizyon için yönetmen ve senarist olarak çalışıyor.
şunu söyleyebilirim ki yasayan en iyi yonetmenlerden,oyuncu seçiminde müthiş başarılı ve insana rahatsızlık verecek derecede gerçekçi.
uzun sahnelerin adamı.
içimi karartan yegane yönetmenlerden biridir, bundan yıllar evvel kadıköy 'de ufak çaplı sanatsal bir aktivite ayarında filmleri arka arkaya oynatılmıştı. bünyem ancak 2 tanesine dayanabildiydi. yapılıyorsa illa bi mesaj vermek istemişlerdir diye düşünerek bi kızın 10 dakika corn flakes yemesinde nasıl bir toplumsal sonuç çıkar diye 2 gün kafa patlattıydım. vardığım nokta ise kızın uyuşuk olduğuydu.
uzun sahnelerinin amacının insanları düşündürmeye sevk ettiği düşündüğüm yönetmen. hayatta rahatsız olduğumuz ayrıntıları gözümüze soka soka , normalde koşup kaçabilirken, kilitleyerek zorla izlettiren...
(bkz:
71 fragments of a chronology of chance)
(bkz:
benny's video)
cache filmiyle kendisiyle tanışma fırsatı bulduğum sinemacı.insanı sarsmadan bırakmıyor.
şiddet, dil, ben ve "öteki" sorunlarını işlemiş, filmleri akmayan ama farklı yorumları doğuran avusturyalı.
filmlerinin yüzde 95'indeki karakterlerin ismi;
baba rolü: george
anne rolü: anna
çocuk rolleri kız ise; lisa
erkek ise; ben 'dir. (benny biraz istisnai sayılabilir
*
kamerasını bel hizasında tutmayı yeğleyen haneke; aslında sizi huzursuz edecekler sadece bir aile ya da şahsın başına gelmiş değildir. bu burjuvazinin ve üst-orta sınıfın kümülünü ilgilendiren bir sistem eleştirisidir ki bana göre bütün aile fertlerinin her filmde aynı isme sahip olmasının sebebi budur.
oyuncusunun ve set ekibinin çekimler sırasında tabiri caizse amına koyan yönetmen. tabi bu sırada izleyeni de çok fena geren ve yoran adamdır. neden mi? 15 dakikalık bir sahne hiç kesilmeden konulur mu? düşünün bir. oyuncu bir mimik hatası yaptı, yanlış bir şey söyledi, arkadan geçen figüran hata yaptı, set ekibinden biri çekim sırasında bir hata yaptı... örnekler çoğaltılabilir. bunlar her sette olan ritüel şeylerdir. bir çekim 40 kere tekrarlanır vs... ama bu adam hemen, hemen her sahnede tek çekim kullanan bir yönetmen. o eziyeti düşünün oyuncu açısından, set ekibi açısından vs... bunları söyleyerek bok mu atıyorum? kesinlikle hayır. bu her babayiğitin altından kalkamayacağı bir şeydir. o oyuncu kafasını kaldırmadan belki bir gün o sahneyi oynuyorsa, o ekipten birisi hata yapmadan 15 dakika bir çekim sürdürebiliyorsa o yönetmen sıradan biri değildir.
gelelim izleyici rahatsız etme meselesine. yukardaki şeyler az, çok sinemaya meraklı adamı daha izlerken düşündürüyor. bunun yanında klişelerden uzakta bir adam. örnek verelim. mesela bir kadının ailesinin önünde zorla soyundurularak ona işkence yapıldığı bir sahne. bir holywood filmi olsa o kadnın tüm uzuvlarını görürdük. ama bu adam kadının omuzlarından aşağısını göstermiyor. izleyici işkence sahnesinden etkilendiği gibi bilinç altında alışkanlık edindiği bu tür sahnelerde vücudu görme olayından da uzak olduğu için ekstra bir rahatsızlık duyuyor. bu da izleyicide uyandırmak istediği rahatsızlık duygusunu daha da arttırıyor ve daha etkileyici bir hale getiriyor.
anlaması biraz zor olan bir yönetmen. ama şu var ki kesinlikle büyük bir adam.
dünyanın en çok küfür yiyen yönetmedir. bu kötü olduğunun değil, özgün olduğunun göstergesidir kanımca. zira hiçbirimiz haneke'den önce alışık değildik bu derece geren, bu derece adamın amına koyan filmlere.
nedendir bilmiyorum ama
chan wood park ve
lars von trier ile toplumsal koşutluk gösterdiğine inandığım bir yönetmendir. "sanat ayakkabının içindeki taş gibi olmalıdır günümüzde, rahatsız etmelidir" denirken bu adamlardan bahsediliyormuş gibi gelir hep gözümün önüne.
ayrıca haneke'nin oyunculuğunun da harika olduğu söylemeliyim, bir iki kamera arkası izledim ve oyuncularına nasıl davranmaları gerektiğini anlatıp gösteriyordu. adam yaşıyor resmen. ayrıca filmi çekmeye başlamadan önce kafasında tüm filmi çekip izleyen ona göre hareket ettiğine inandığım ender yönetmenlerden. nedense lars von trier kadar manyağıyım. harikulade hayvan herif.
funyy games adlı filmini izlediğimde beni kendine hayran bırakan şahsiyet.tabi filmi izlemeye otururken hanekenin olduğunu bilmiyordum.izledikten sonra onun filmi olduğunu öğrendim ama olsun.2007 yılında cektiği funny games i daha bi sevdim nedense.
le ruban blanc'la altın palmiye alan yönetmen.
sean penn'in jüri başkanlığı yaptığı bir yılda bu ödülü almak ayrıca anlamlı olmuş, bence en iyi yönetmen olmasa bile açık ara en farklı yönetmen olan haneke'yi taçlandırmıştır.
sinemanın eğlenceden ibaret olmadığını gösteren bir yönetmen kendisi.
daha önce de 2001 yılında
la pianiste ile ödül alan filmlerine bayıldığım harika yönetmen. "kimsenin kolayca ve içi rahat bir sekilde seyredemeyeceği filmler" diye tanımlamıştır kendi filmlerini.