hayatında bir dönemini daha bitiriyor olman demektir.
bir dönem daha biter işte, sona doğru yaklaşmanın verdiği üzüntüyle yeni bir hayata başlama heyecanı birbirine karışır. yalan gibi gelir, büyümek insana korkutucu gelir. üzerine alacağın sorumluluklar ağır basarken kepini havaya atman ne kadar hafifletir her şeyi?
her insan hayatının bazı dönemlerinde mezun olur bir şeylerden, bir yerlerden; emekliye ayrılırsın aslında. yapabileceğin kadarını yapmışsındır, senden beklenenlerin yanında senin beklediklerin vardır artık önünde.
veda etmek işte; arkadaşlarına, her gün selamlaştığın memurlara, miden kaldırmasa da sadece arkadaşlarınla içmek için katlandığın plastik bardaktaki çaya, kantindeki muhabbetlere, bir daha kendini eskisi gibi hissedemeyceğin okuluna...
her bitiş başka bir başlangıca neden olsa da,
sevdiğin bir şeyi bitirmek sana ağır gelir. yerini başkalarına bırakma sırası sana gelmiştir. senden öncekiler de böyleydi, önce üzülüp şaşırdılar, sonra alıştılar ve devam ettiler.
herkes bir yerlerden sarıldı hayata. boş bulduğun yerde sen de tutunmaya başlaycaksın. unutacaksın bugünleri, başka telaşların içinde kaybolacaksın. geriye dönüp baktığında yerini bıraktığın insanların yine arkanda olduğunu göreceksin ve anlayacaksın gene zamanın geldiğini, gene bırakman gerektiğini...
hayat böyle galiba; her şey sırayla. aynı düzende devam etmeli, bozmadan, düzene uyarak yaşamalı. arada bir sıradan çıkmaklı, farkı görebilmeli. düzenin içinde hizaya girerek sıkmamalı kendini. mezun olmak düzene uymaksa bunu da es geçmeyip bir kerecik de olsa sevdiğin bir yere veda etmeyi bilebilmelisin. hem bu veda da değil aslında. değişen şey, senin sıfatın, adının önündeki ünvan. yoksa
sen yine aynı sensin!