|
|
- "ben tanrının devletin başına tebelleş ettiği bir at sineğiyim; her gün her yerde dürtüyor, uyarıyor, azarlıyorum, peşinizi bırakmıyorum. benim gibi birini kolay kolay bulamazsınız.sayın yargıçlar; onun için beni esirgemenizi, kendinizi benden yoksun bırakmamanızı salık veririm.'' sokrates.bu klasik söylemi hatırlatıp bağlayacağım yere uzanıyorum.sonra uzanıp kendi yanaklarımdan öpmeyeceğim ama.
bir yerde,at sineği varsa orası hareketlidir.ahırda mesela;atları tembellikten kurtarırlar.tıpkı köpekte biraz pirenin iyi olması gibi.pirelerden rahatsızlık duyar hayvan kıpranır sürekli hareketlidir.yani -biraz mikrop gereklidir- gibi. bir açıklaması vardır bu sözün;bilindiği ya da şu anda öğrenildiği üzere.
bok böceklerinde ise durum farklıdır.en çok pislik topunu yapan en iyidir.işin ilginç tarafı da bu kokudan en ufak bir rahatsızlık duymamaları,aksine kokunun cezbedici olması.belgeselcilerin ve bilim insanlarının tespitleri de,yaşam zincirinde önemli bir yeri oldukları falan.neyse olaya bakışım belgeselci gözüyle değil.ama katkıları yok mudur elbette vardır.bakarsın bok olmadığına şükredersin.neyse;
kafka nın “değişim” inde baş kahraman bir bok böceğine dönüşüyor.trajik bir şekilde.ordaki yaşam döngüsüne pek katkı sağlamıyor gregor.
referans olarak kafka yı kabul görüp,bok böceğinin bu imgesini at sineğinin ötekisi olarak sunuyorum.
at sineklerinin azaldığı yerde arenada bok böceklerini göreceğiz.kirli geçmişiyle(bir yığın gübre)övünen.ister ümit edelim,ister inşallah diyelim at sineklerini sevelim verdiği rahatsızlıktan dolayı.hantallaşan bir devletin diyeti onlar.(capslost, 12.06.2007 19:24 ~ 09.10.2007 04:44)
|