mevlana 

 sayfa  / 4
adana çık aradan

  1. (bkz. demedim mi)
    (atlantis, 16.06.2004 00:39)
  2. come, come again, whoever you are, come!
    heathen, fire worshipper or idolatrous, come!
    come even if you broke your penitence a hundred times,
    ours is the portal of hope, come as you are
    (zoe, 16.06.2004 00:58)
  3. "hayal ettiğin kadar varsın" *
    (sizofrenkedi, 12.07.2004 01:26)
  4. mevlâna 30 eylül 1207 yılında bugün afganistan sınırları içerisinde yer alan horasan ülkesi'nin belh şehrinde doğmuştur.
    mevlâna'nın babası belh şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "bilginlerin sultânı" ünvanını almış olan hüseyin hatibî oğlu bahâeddin veled'tir. annesi ise belh emiri rükneddin'in kızı mümine hatun'dur. sultânü'i-ulemâ bahaeddin veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan moğol istilası nedeniyle belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. sultânü'i-ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte belh'den ayrıldı.

    sultânü'i-ulemâ'nın ilk durağı nişâbur olmuştur. nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf ferîdüddin attar ile de karşılaştılar. mevlâna burada küçük yaşına rağmen ferîdüddin attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

    sultânü'i ulemâ nişabur'dan bağdat'a ve daha sonra kûfe yolu ile kâ'be'ye hareket etti. hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte şam'a uğradı. şam'dan sonra malatya, erzincan, sivas, kayseri, niğde yolu ile lârende'ye (karaman) geldiler. karaman'da subaşı emir mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.

    1222 yılında karaman'a gelen sultânü'/-ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. mevlâna 1225 yılında şerefeddin lala'nın kızı gevher hatun ile karaman'da evlendi. bu evlilikten mevlâna'nın sultan veled ve alâeddin çelebi adlı iki oğlu oldu. yıllar sonra gevher hatun'u kaybeden mevlâna bir çocuklu dul olan kerrâ hatun ile ikinci evliliğini yaptı. mevlâna'nın bu evlilikten de muzaffereddin ve emir âlim çelebi adlı iki oğlu ile melike hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

    bu yıllarda anadolunun büyük bir kısmı selçuklu devleti'nin egemenliği altında idi. konya'da bu devletin baş şehri idi. konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. kısaca selçuklu devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı alâeddin keykubâd idi. alâeddin keykubâd sultânü'i-ulemâ bahaeddin veled'i karaman'dan konya'ya davet etti ve konya'ya yerleşmesini istedi.

    bahaeddin veled sultanın davetini kabul etti ve konya'ya 3 mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. sultan alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve altunapa (iplikçi) medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler.

    sultânü'l-ulemâ 12 ocak 1231 yılında konya'da vefat etti. mezar yeri olarak, selçuklu sarayınıngül bahçesi seçildi. halen müze olarak kullanılan mevlâna dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu.

    sultânü'i-ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa mevlâna'nın çevresinde toplandılar. mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. gerçekten de mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, iplikçi medresesi'nde vaazlar veriyordu. vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

    mevlâna 15 kasım 1244 yılında şems-i tebrizî ile karşılaştı. mevlâna şems'de "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "tanrı nurlarını" görmüştü. ancak beraberlikleri uzun sürmedi. şems aniden öldü.

    mevlâna şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. daha sonraki yıllarda selâhaddin zerkûbî ve hüsameddin çelebi, şems-i tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.
    yaşamını "hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen mevlâna 17 aralık 1273 pazar günü hakk' ın rahmetine kavuştu. mevlâna'nın cenaze namazını mevlâna'nın vasiyeti üzerine sadreddin konevî kıldıracaktı. ancak sadreddin konevî çok sevdiği mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. bunun üzerine, mevlâna'nın cenaze namazını kadı sıraceddin kıldırdı. mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. o öldüğü zaman sevdiğine yani allah'ına kavuşacaktı. onun için mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "şeb-i arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.


    mevlana.com
    (marooned, 12.07.2004 10:12)
  5. "ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün".
    (esdora, 31.07.2004 16:45 ~ 20.11.2006 22:30)
  6. (bkz. gül bahçesi)
    (my dying bride, 24.09.2004 21:34 ~ 08.10.2004 16:39)
  7. (bkz: mevlevi)
    (bkz: mevlevilik)
    (bkz: mevlevihane)
    (bkz: http://www.semazen.net/)
    (selenge, 10.02.2005 20:13 ~ 20:14)
  8. doğum tarihi:30.eylül.1207-ölüm tarihi:17.aralık.1273

    mevlâna'nın asıl adı muhammed celaleddin'dir. mevlâna ve rûmi adları sonradan verilmiştir. doğum yeri bugünkü afganistan'da bulunan, eski büyük türk kültür merkezi belh'tir. asil bir aileye mensup olan mevlâna'nın annesi, belh emiri rüknettin'in kızı mümine hatun, babası; sultan'ül ulema (alimlerin sultanı) muhammed bahaeddin veled bütün ilimlerde eşi olmayan bir ummandır ve mevlâna'yı tanırken babasını bilmek gerekir. o "muhammed mustafa'nın yürüyüşünden daha iyi bir yürüyüş; yolundan daha iyi bir yol görmedim" diyecek kadar kur'an ve hz.muhammed'e bağlıdır.

    aile moğol istilası ve harzemşah yönetiminin tasavvufa ilgisizliği sebebi ile behl şehrini 1213 tarihinde terk etti. önce bağdat'a, sonra kufe yolu hac'ca gittiler oradan şam'a uğradılar. mevlâna ve ailesi göç kervanı ile şam'dan, malatya'ya, oradan erzincan'a ve karaman'a uğradılar. son durak ise konya oldu.
    mevlâna çocukluk döneminde bile devrin alimlerince farkedilmiş, ona methiyeler dizilmiştir. babasının arkasından yürüyen celâleddin'e bakarak, babası sultan'ül ulema bahaeddin veled'e, feriduddin-i attar "bir okyanus, bir denizin arkasında gidiyor" diyecek kadar o cevheri hissetmişlerdir.

    mevlâna, karaman'da oturdukları dönemde gevher banu ile evlenmiş, sultan veled ve alaeddin çelebi dünyaya gelmiştir. gevher banu'nun vefatından sonra mevlâna 2. evliliğini kira hatun'la yapmış iki çocuğuda bu hanımdan olmuştur. muzafferüddin emir alim çelebi ve kızı melike hatun'dur.
    anadolu selçuklu devleti'nin başkenti konya idi ve alaeddin keykubat'ın sultanlığında bir parlak dönem yaşanıyordu.

    mevlâna'nın hayatında altı önemli şahsiyet vardır. babası sultanü'l ulema bahaeddin veled, seyyid burhaneddin-i muhakkık-ı tirmizi, şems-i tebriz-i, selahaddin-i zerkubi konevi, çelebi hüsameddin ve oğlu sultan veled'dir.
    babası; ilk hocası, mürşidi. maksat ve merama yükseliş atına indirilen kamçı, seyyid burhaneddin. onu terkisine alıp, sonsuzluğa uçuran yıldız süvaride şems'tir. selahaddin ve hüsameddin kemal devresinde "ayna ve hemdem"olmuşlardır. oğlu sultan veled ise mevlâna'yı en iyi anlayan şerh edendir. kimi bilgisi, kimi irfanı, kimi çılgın cezbesi, kimi ahengi, kimi sükunu ile mevlana celaleddin'de toplanır, ilahi lisan ırmağını onda bulurlar. sultan veled ise bu coşkun ırmağın önüne yayılarak göl olur. ihtişamlı kültürü kendinde biriktirir, nizama koyar mevlâna'yı dergahlaştırır, devam ettirir.


    hz.mevlâna'nın hayatında tebrizli şems çok önemlidir. o görünen dünyanın ötesinden çığlık, hayret ve ışık çakan şimşektir. mevlâna ise o şimşeği binbir defa çarparak yankılandıran, fikir ve şiir ummanına yücelerden döken ilham şelalesidir.


    hz.mevlâna'nın eserleri şunlardır; mesnevi, divan-ı kebir, fih-i mafih, mecalis-i seb'a dır. mesnevi; 6 cilt, 26.000 beyittir. divan-ı kebir; 7 cilt, 40.000 beyitten meydana gelmiştir. hz.mevlâna gönüle önem verir, gönülden gönüle yol vardır der. nefsi körletmek değil, nefsi yenmek ve aşmak önemlidir.


    semâ-musıkî ve şiir'i aynı gayeye varmak için uygun görmüş, yaymış, yaşatmıştır. hz.mevlana'da sema, ruhun kuvvetini arttırır, şiir musıkî ve semâ; yükselişi sağlayan en önemli temel taşlarıdır. gerçek olan tanrı'dır. sınırsızdır, ebedidir, kusursuz, ayıpsız, ölümsüzdür. gizli bir hazine olan allah "kün" emri ile kendisine ayna olarak bu alemi meydana getirmiştir. hz. mevlâna "yaradılanı yaradanından ötürü sevmiş." insanın benlikten sıyrılıp, biz olmasını öğütlemiştir. ben diyen insan bir damladır, biz diyen insan ummandır.

    "ya olduğun gibi görün ,
    ya da göründüğün gibi ol"



    derken; gerçek insan olmanın temel prensibini ortaya koymuştur. o'nun engin hoşgörüsünde tevhid'in sırrı, kur'an-ın nuru, imanın şuuru ve muhammed'i ahlakın huzuru vardır. o daima aydınlığa bakmıştır.

    "ümitsizlik semtine gitme;ümitler vardır.
    karanlık tarafa gitme güneş vardır."

    hz. mevlâna halkla bütünleşen, gönül alıcı, ince ruhlu, şefkatli bir baba, kıymet bilen bir dosttur. hz. mevlâna yetmiş iki milletle bir olmuş kim olursa olsun hoşgörü ve sevgi dergahına çağırmıştır. sevgi ve barışın sembolü olmuş, "ben bölmeye değil,birleştirmeye geldim"demiştir. insan yaratılmışların en şereflisidir. onun tevazu ve alçakgönüllüğü, insana olan sonsuz sevgisindendir. hz. mevlâna 17.aralık.1273 yılında gün batımından biraz evvel hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. "bizim mezarımızı yeryüzünde aramayınız, bizim mezarımız ariflerin gönlündedir"
    derken, gerçek sevgiliye, yaradan'a kavuşmanın gönül hoşluğu içindedir. mevleviler hz.mevlâna'nın yaradan'a kavuştuğu o geceye şeb-i arus (düğün-gerdek gecesi) derler. şu birkaç satır içine hz.mevlâna'yı değil, gölgesini bile sığdırabilmenin çok zor olduğunu biliyorum. o'nu anlatmaya çalışmak okyanus içine kovayı daldırıp "alın,okyanus budur"demeye benzer. yaşayışı ile ahlakı, sevinci, neşesi, muhabbetleri, sema-ı, evliyalığı ile çağını ve çağlar sonrasını peşine takmış "insan mevlâna" var. avrupa'nın en aydın şairlerini,mısraları ile hayrete, hayranlığa sürüklemiş bir şair hz. mevlâna var.
    abdülhamit çakmut
    yönetim kurulu başkanı
    http://www.mekder.org/...
    (bilge tonyukuk, 11.03.2005 14:54)
  9. "gel,gel,ne olursan ol gel.
    ister kafir,ister mecusi,ister puta tapan ol gel
    bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir
    yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel"
    (bilge tonyukuk, 11.03.2005 14:54)
  10. (bkz: hz.mevlâna muhammed celâleddin-i rûmi)
    (bilge tonyukuk, 11.03.2005 14:55)
  11. düşüncensin sen, kardeş düşüncen
    düşünceyi düşünce et -kemik kalır senden.
    gül bahçesisin,düşüncen gülse;
    kütüksün külhana sürülen yok eğer dikense.
    (gülümsün, 29.04.2005 09:53)
  12. (bkz: bir anadolu hümanisti mevlana)
    (toumai, 29.04.2005 17:15)
  13. "müşteri ancak kulak:söz satsa dil,
    ancak aşık akla mahrem böyle bil!"
    ..
    "anlamaz olgun adamdan ham adam;
    söz hem az, hem öz gerektir, vesselam."
    (zibidi, 13.05.2005 21:38)
  14. yedi öğüdü:

    -cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
    -şefkat ve merhamette günei gibi ol.
    -başkalarının kusurlarını örtmede gece gibi ol.
    -hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
    -tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
    -hoşgörülülükte deniz gibi ol.
    -ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol
    (lethe, 03.07.2005 01:26 ~ 01:26)
  15. (bkz: can ateşinde kanatlar)
    (culdesac, 23.07.2005 01:28)
  16. "ışığı görmeden, rengi de göremezsin."
    (moshi moshi, 02.10.2005 20:46 ~ 20:47)
  17. gafilin biriyle arasında geçen bir konuşma..

    g: bu rebapta ne buluyorsunuz anlamıyorum, sesi kapı gıcırtısı gibi?
    m: evet biz o seste cennet kapılarının açılışını duyuyoruz, sen ise kapanışının...

    (bkz: şems-i tebrizi)
    (bkz: rebap)
    (şuursuz, 27.10.2005 00:21)
  18. bir börek çeşididir. konya ve çevresinde bilinir. etliekmeğin peynirlisi diyerek kabaca anlatılabilir.
    (choban, 27.10.2005 00:23)
  19. tebrizli şems'e olan aşkını hala anlamış değilim.erkek erkeğe nasıl aşık olur.dedim ya anlayamadım bir türlü.
    (capital, 02.11.2005 21:22)
  20. her yıl mevlana haftasında ,giriş ücreti alınmadığı için türbesi ziyaretçi akınına uğrayaşan düşünür,alim.
    (cesurmanyak, 12.11.2005 22:07)
  21. zeytinburnu'nda çok ünlü bir pideci. etli ekmek özellikle tavsiye edilir.
    (akaydo, 10.12.2005 21:58)
  22. mesleki çalışmalarıyla kendini insanlığa adamış şahsın ismi. bir de, ne olursan ol gel demiştir.
    (berfinbahar, 14.12.2005 12:29)
  23. şemsle arasındaki ilişkiyi biz insan zekasıyla anlamamız mümkün değil zaten.mevlana şemste mutlak kemalin varlığını görmüştü,yani tanrıyı şemste bulmuştu.aradığı şeyi.mevlanayı mevlana yapan bu denli aşık eden de şemstir,"aşk" o bedensel hisler değildi."maşuk"tu bulmaya çalıştığı uğruna sema ettiği...anlayamayız biz...
    (possible dreams, 17.12.2005 19:46)
  24. "biz, altın gibi birkaç kişinin öz malı değiliz, biz deniz gibiyiz, maden gibiyiz, biz herkesin malıyız. biz söze, sayıya sığmayız, biz paha biçilmez bir hazineyiz.
    siz sakın bizi yad etmeyin. buna lüzum yok, çünkü biz bizsiz olduğumuzdan, kendimiz rüzgar kesilmişiz de her yerde eser dururuz. kendini manevî kirlerden temizlemeyeceksen bizden uzak dur! kendi güzelliğimiz bize yeter."

    aşk'ı anlamayana fazlası gereksiz...
    (marsellus wallace, 28.03.2006 05:00)
  25. ömer lütfü mete'nin senaryosunu üstlendiği, 2007 şeb-i arus'una kadar yetiştirilmesi beklenen film.
    (dem, 15.04.2006 21:19)
 sayfa  / 4