gaahl ile yapılan efsanevi atmosferik röportajın başında esas elemanın gerginliği hatta çekingenliği ciddi şekilde hissedilmektedir. attığı "ya yerse lan beni bu? götümü keserse?" bakışlarının yanı sıra, ilk sorduğu soruda da hafif kekelemesi de dikkat çekicidir.
alice cooper'ın özentilere verdiği ayarlar olağanüstüyken,
lemmy'nin groupie ablalardan bahsederken arka tarafa doğru çapkınca bakması da ayrıca unutulmazlar arasındaydı.
gaahl'la gerçekleşen diyalogun başı yaklaşık şöyleydi:
- what is the primary ideology (burada sanırım çekinmeden gelen bir dil sürçmesi var) or ideas that fuel
gorgoroth's music?
(15 saniyeye yakın bir sessizlik, kilitlenmiş bakışlar)
- ............
satan.
- what is satan or what does it represent?
(bu sefer düşünme süresi azalıyor 5-6 saniyeye düşüyor)
- .....
freedom.
şarabından bir yudum alıp, kiliselerin yakılması hakkında konuştuğu an da ayrıca efsanedir.
sanırım mayhem grubundan bir üyenin sarhoş halde "sizin hakkınızda böyle böyle diyorlar" sorusuna, "kimmiş onlar?! isim ver! çıkışa gelicem" naralarını da es geçmemek gerekir.
her şey bir yana
master of puppets ile yapılan o harikulade kapanış, "biz siz olmadan da çok mutluyuz" mesajı ile beni yemiş bitirmiştir bu belgesel. efsanevi isimleri bir daha izlemek,
dio'nun kısacık boyuna rağmen ne kadar dev bir adam olduğunu bir kere daha görmek,
tommy iommi denen yaşayan karizmadan bilgiler almak,
bruce dickinson'dan inciler duymak gibi güzel anları yaşatmasıyla bile benim için çok özel olmuştur, iyi de olmuştur.
son olarak
norveç'te üç kılıcın yanyana durduğu anıtın önünde söyleyenenler de ayrıca etkileyicidir, arkadaki müzik de.