işin vardır. sözlükte vakit geçiremezsin fakat için içini yer acaba mesaj geldi mi diye.
sözlükten çıkalı 5dk olmadan tekrar girersin. işin piç olur. boktan bir eylemdir.
insanı yalnızlığa sürükler.
zaten kanka listende 6 kişi vardır -ki çoğuyla(?) neredeyse hiç konuşmamışındır-.
kimden ne mesajı beklersin bilmezsin. sadece ya geldiyse diye girer bakarsın. çok fazla girip çıktığını fark eden bir yakının* "kiminle mesajlaşıyorsun?" diye sorar.
işte o esnada boğazında bir şeyler düğümlenir. "ben piçim" diyemezsin.
bu eylemi yapmaya devam edersin. bekler durursun.
belki birisinin ilan-ı aşkını beklersin, belki birinin kavga çıkartmasını beklersin. kim bilir belki eski bir dost tanımıştır da selam eder diye beklersin. o lanet mesaj ışığı yanmaz bir türlü. keşke sözlük duyuruları da gsm reklamları gibi gelse dersin bazen. sahte de olsa bir heyecan yaşardın belki.
olmaz. o da olmaz. ilgiye muhtaçsındır.
işin kötüsü insanlarla nasıl konuşulması gerektiğini bilmiyorsundur.
üçüncü cümleden sonrasını ciddi olarak getiremezsin.
arkaplanda ağla sevdam çalmaya başlar.
daralırsın. çünkü bilemezsin ne diyeceğini. geyik sürdürmekten başka bir konuşmayı beceremezsin. bunalır, terlemeye başlarsın. milletle çatır çutur konuşan sosyal insanları kıskanırsın içten içe. kimi zaman alenen de söylersin. inanmazlar. ciddiye almayıp "he koçuma" der, gülerler sana.
bir arkadaşım filan değil anasını satayım. benim lan bu. ben!
muhabbet edebilmeyi öğretin allahsızlar.
sözlüğü amacından farklı kullananların yaptığı eylem olsa gerek.
düttürü düt: bugün anladım herkeşler sözlüğü mesajlaşma aracı olarak kullanıyormuş. amacından farklı kullanan benmişim. sözlüğü sözlük gibi kullanmışım bunca zaman. tu kaka bana.
gereksiz bir eylem. ayarlar sekmesinde "ben sözlükte değilken mesaj geldiğinde e-mail ile bilgilendir" gibi bir seçenek var. ona tıklıyoruz ve mesajımız gelince haberdar oluyoruz.