bu dünyadaki en kutsal duygu.
(skuba, 12.10.2006 19:25)
çok garip bir şekilde sınır tanımayan duygudur. halen altında nasıl bir yapı olduğuna kanaat getiremedim.
ben öyle çılgınlar gibi incelerim, bir de yakın çevreme "yeter ulan" dedirten bir şekilde sesli sesli düşünürüm, abuk subuk açılara bakarım.
bu merhamet dediğimiz duygunun neresinden bakarsam bakayım tek bir duyguyla paralel olduğunu iddia edemiyorum. hani gönül ister ki işte "sevginiz ne kadar çoksa o kadar merhametlisiniz" diyebilsem. ama yok; merhamet öyle bir duygu ki en taş yürekli (ve taş kafalı) insanda bile en umulmadık anlarda su yüzüne çıkabiliyor.
yapı desem değil, o anın verdiği duygu desem değil, diğer duyguların varlığı veya yokluğu desem değil, muhattap olunan şahsın durumu ve koşulları desen o da değil. belki de hepsi, belki de sadece kafasına göre takılıyor. çok basit şeylerden çıkabiliyor. ya bir insan merhamet duygusu ile nasıl ağlayabilir? ağlıyor işte.
bakın anlatayım:
bostancı'dan otobüse bindim taksim'e. yeşil otobüste şoförün arkasında bulunan dörtlü grup koltukta cam kenarında ileri yönde oturuyorum. ana duraktayız efendim. bir çift teyze otobüse bindi ama akbilleri o gerizekalı sesi çıkardı. bomba burada patlamaya başlıyor; sayın gıcık arkadaşınız olarak ben de mevzuyu izliyorum. teyzeler kardeşmiş, biri ötekine ablacığım diye sesleniyor vs. abla olan teyzenin siyah kemik çerçeveli büyük yuvarlak gözlükleri var. kadıncağız sürekli gülüyor. ama sadece gülüyor ya da gülümsüyor. tepki şu:
dı nı nın dı nı nın... akbilin yetersiz kontör sesi..
- hihihi şimdi binemiyor muyuz:))
gözleri ise bu lafı söylerken dolu dolu, neredeyse ağlayacak. görüyorum yaşları, gözlerini kırpsa süzülecekler, o ne hüzünlü bakıştır öyle. üstüne bir de yüzünde tamamen hüzünlü bir ifade. o büyük ve puslu camların arkasından nasıl felaket ezici görünüyor o bakışlar.
sonra gitti kardeşi olan teyze akbil doldurmaya, bizim abla olan teyze geldi tam karşıma (yola ters olarak yani) bir güzel oturdu. dışarıyı seyrediyor. bir ara yüzünü bana çevirdi, gözleri yine dolmuş, ağzını da "ne yapayım evladım işte" der gibi aşağı doğru bükmüş. bittim oracıkta. gözleri titriyor kadıncağızın. sonra kardeşi geldi ve oturdu. başladı bizim teyzeye kızmaya "hep senin yüzünden abla ya beni acele ettirdin, hemen koştuk sonra boş akbille kalakaldık, şimdi gittim geldim bu sıcakta bık bık bik bik.."
bizim teyze başladı gülümsemeye. gülüyor ya. gülüyor, gözleri de gülüyor ama bir yandan yine doluyor. hey allah'ım ya; bu nasıl bir resimdir.
"öyle mi ben mi geciktirdim ihihihihihi :,))"
öyle bir tavır ki adeta artık dünyadan geçmiş gitmiş teyze. umrunda değil kardeşinin ona kızması. bütün her şeyden geçmiş gitmiş artık. hayat bitmiş.
konuşmalarından yolda öğrendim sonra; bu hep ağlayarak gülen teyzenin eşi yeni vefat etmiş. onu bile gülerek söylüyordu:
"39 sene sonra bıraktı bizimki beni, lakin elini tutmaya doyamamıştım. :,))"
ben orada gittim bittim zaten, bütün gün beş para hayır gelmedi benden kimseye.
tamamının %1' i yeryüzüne gelmiş ve gelecek olan insanlara verilmişken, %99' u allah' a ait olan duygu. sadece
bir annenin evladına duyduğu merhameti göz önüne aldığımda, allah' ın biz insanlara karşı ne kadar büyük bir merhamet barındırdığını hayal edemediğim duygu aslında aklımın almadığı...
kalbi diri tutan iksir.
empati yeteneğinin güçlü olduğu durumda ortaya çıkan duygu.
aptalca pollyannalığın ileri aşamasıdır. içten gelen manyakça saf bir sevgi duygusuyla kendini gösterir üstelik nefret ettiğiniz ( ilk görüşte nefret etmek derecesinde ) insana bile derin bir şefkat ve onunla dost olma isteği gibi hislerle kalbin dolması, hücrelerin titremesidir.
(
@1882074)
(sirona, 01.09.2007 13:24 ~ 13:24)
normal olan her insanın içinde doğuştan gelir, o yüzden zor değildir merhamet göstermek. zor olan adil olmaktır.
bir başkasının acı çektiğini görmenin verdiği büyük üzüntüden kurtulamama sonucu başkasının acısını ruhunda hissederek sabırla ve acıyı paylaşarak gücünün yetiği kadar direnme durumudur.
"
acıma yetime, büyür koyar götüne" der büyüklerimiz merhamet için.
başkalarının sevinclerini, başarılarını ve sahip oldukları güzel şeyleri de aynı güzel duygularla değerlendirebilen insanların gerçekten sahip olduğu haslet.
(luto, 24.07.2008 10:45 ~ 11:16)
genelde çocuklara, yaşlılara, hastalara, hem çocuk hem hasta olanlara, yokluk altında ezilenlere, mazlumlara, çaresizlere, sokakta annesini yitirmiş bir kediye, bir gözü bir bacağı sakatlanmış köpeğe, kanadı kırık kuşa daha sayamadığım bir yığın şeye karşı içimde büyüyen his.
genellikle bir kötülük karşısında gösterilmesi gereken bir duygu gibi yansıtılır ancak kişi oturduğu yerde de merhametli olabilir. olmalıdırda.
bir insanın 'insan' olabilmesi için taşıması gereken en önemli ve en gerekli özelliktir.ruhunda merhamet olmayan bir varlığa 'insan' demek olanaksızdır.evet kimi zaman, fazlasıyla canınızın yanmasına, yıpranmanıza, zor durumda kalmanıza neden olur, olabilir ama en azından bir kalbiniz olduğunu gösterir.
bir
yankı sivrikoz ( (bkz:
anemi))şarkısıdır. sözleri ise şöyle:
felaketlerden sağ çıkan yok
her aşk kendinin katili
tatmadığım bi boşluk yok
ait olmak eskidenmiş.
alınyazımla başbaşayım
merhametten iz bile yok
sen de gel al istediğini karşı yoyacak halim bile yok.
huzur bana haram olmuş
geçti yıllar hepsi ziyan olmuş
bir çocukluk vardı içimde
öldü işte o da, yazık olmuş
kurda kuşa ziyafet çemiş
yar dediğin celladım olmuş
eş dost diye bellediklerim bana ilk tekmeyi vuran olmuş
ne istedinizse aldınız
az mı geldi
helal olsun
(amelie, 27.08.2008 14:27 ~ 29.08.2008 17:25)
1986 yapımı bir
küçük emrah filmi
oynayanlar:
küçük emrah,
oya aydoğan,
mahmut cevher,
engin koç,
leyla önder.emrah bu filmde çoğu filminin aksine bir zengin çocuğunu oynuyor.
insanı insan yapan duygulardan biridir. her ne kadar herkeste bulunmasa da..
kemal sayar'ın son kitabının ismidir.
anemi'nin 23 ocak 2008 de çıkacak albümünün ismi ve aynı zamanda çıkış parçasıdır.
anemi'nin şarkısı. güzel olmuş. klipte grup seks filan var, koy iki taş hatun, çek klibini.
negzel.
klipten daha güzel sözleri için
felaketlerden sağ çıkan yok
her aşk kendinin katili
tatmadığım bir boşluk yok
ait olmak eskidendi...
alın yazımla başbaşayım
merhametten iz bile yok
sende gel al istediğini
karşı koyacak halim bile yok
huzur bana haram olmuş
geçti yıllar hepsi ziyan olmuş
bir çocukluk vardı içimde
öldü işte onada yazık olmuş
kurda kuşa ziyafet çekmiş
yar dediğin cellatım olmuş
eş dost diye beklediklerim
bana ilk tekmeyi vuran olmuş
ne istedi iseniz aldınız
az mı geldi helal olsun
ne istedi iseniz aldınız
az mı geldi helal olsun
yetmedi mi? helal olsun
merhem ve etmek kelimelerinden, merhem et şeklinde türemesi şaibeli olmayacak bir kelimedir. neden olsun ki, merhem süren insan yumuşak kalpli değil midir ki.
ne istedinizse aldınız
az mı geldi
helal olsun..!
bölümünü bağıra böğüre söylediğim, beni benden alan anemi şarkısı..
insanı insan yapan temel taşlardan biri. bir demirbaş. tabi zaman zaman azaldığını hissettiğimiz olmuyor değil. konuyla ilgili hala aklımda olan bir film repliği;
- have mercy.
+ sorry. all out of mercy!
(bkz:
ghost rider)
insancıl davranışlar bütününün "iyilik" ile yoğrulmuş kısmının bir dalı.