adamların esrarkeş olduğu doğrudur ancak dini öğeleri de halkı kışkırtmak için kullanmışlardır.
çeşitli tarihi kayıtlarda da görebilirsiniz, tatbikattan dönen kubilay asteğmen'in [ kendisi hiçbir zaman astsubay olmamıştır, bunda bile dezenformasyon mevcut ] askerlerinin tüfeklerinde kurusıkı mermiler olması, öfkeli kalabalığa ateş emri vermesine rağmen mermilerin kimseyi yaralamaması, bunun üzerine ortamı kışkırtan yobaz esrarkeşlerin " biz dervişiz, evliyayız, ölmeyiz " gibi tükürüklü salyalarla ve ellerindeki silahlarla askerlere saldırmasıdır olayın özeti.
sonuç; nasıl algılarsanız algılayın, ortada kör bir testere ile kafası kesilmiş bir insan var. böyle acımasızca yapılan vahşetin sebebi ne olursa olsun, meşru olamaz. olay ile ilgili hiç bir imam veya müezzin hakkında da o dönemde soruşturma açılmamıştır. konuyu islam düşmanlığına getirmesin kimse, çünkü bir bağlantısı yok.
ekleme: olayı yanlış algılayanlar geçmişte de vardı, bugün de var. türk eğitim sistemini bu konu ile eleştirmek biraz yanlış olur. bir din adamı olan şeyh sait'in ingiliz muhipleri cemiyeti ile olan bağlantıları ve kürt teali cemiyeti üyesi olması da başlı başına başka bir başlık konusudur. şeyh sait olsun, menemen olayının kışkırtıcıları olsun islam'ı kullanarak cumhuriyete, vatanın milletin bölünmez bütünlüğüne zarar vermek istemişlerdir. dönemin istiklal mahkemelerinin
* ne kadar hukukdışı uygulamaları da olsa, bu iki olayda hukuka aykırı bir işlem yapmamıştır bu mahkemeler.