merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  • görseller

    • mendilimde kan sesleri
  1. 1

mendilimde kan sesleri

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #kültür sanat
  1. "ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
    diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
    mendilimde kan sesleri."

    uzaktan uzağa çınlanır gök, sevenleri hapseder içine...
    hayat akıyor, zaman akıyor, insan akıyor, kahrolası sesim bile akıyor. bir tren istasyonunda yaşamı arayamıyoruz, bir otobüs yolculuğunda bulamıyoruz hayatın anlamını. felsefe politika, din, anne, baba, arkadaş, dost, hiçbiri merhem olamıyor ruhumuza...
    yıllar öncesinin hayallerini kurarken, nedense tek bulabildiğimiz kendimiziz aslında. en sevdiğimiz bile açıp bakamıyor içimize, büyüyen çocukları hiçbirimiz anlayamıyoruz. binlerce insan ölürken, kimileri şişko boğazlarından geçirirken insan artıklarını, kargalar gözlerini oyuyor siyahların. beyazlar eğlenirken, sarı sahillerde, esmerler çalışırken bok içinde, yıldızlar parlarken geceleri, bir yoldaş bile bulamıyoruz, ahmet abi gibi...
    gülemiyoruz bir halkın güldüğü gibi ve gökzüyüzüne dayayamıyoruz dirseğimizi...

    kısacası, bir şiir bile yazamıyoruz zamana, umutsuzluğumu haykıramıyoruz insanlara. mesela ağlayamıyoruz bile deli gibi. ahmet abi gibi, sevemiyoruz insanları, yaşadığımız yeri, suyumuzu, ruhumuzu, topraklarımızı...
    kardeş kavgasına benzemiyor bu, varolma amacınız, birilerinin ezmek haline geliyor, fikirler hepimizi kör ediyor, şarkılarımız bile düşmanlık kokuyor, bencillik kaplıyor bedenlerimizi...

    bir tutsak ağaç gibi yanlış yerde büyüyoruz, çöllerde yanmak varken, ormanlarda kaybolup hırsımızı tatmin ediyoruz.
    hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse...

    "her yere yetişilir
    hiçbir şeye geç kalınmaz ama
    çocuğum bağışla
    ahmet abi sen de bağışla"
  2. "her yere yetişilir
    hiçbir şeye geç kalınmaz ama..."

    "boynu bükük duruyorsam eğer
    içimden öyle geldiği için değil
    ama hiç değil..."

    okudukça insanı garip eden şiirlerden, ama okunası tekrar tekrar okunası bir şiir...
  3. mendilimde kan sesleri
    pıt...pıt...pıt...

    dudağımdan damlıyor kimi
    kelimeler kan(at)ıyor dilim(i),
    çok düşünmüşümdür, bundan mıdır dudakların rengi
    en kanayası yer midir dudak bedendeki.

    alışmamış damak kolay kanar denir hani,
    fırçalanmalı sürekli,
    halbuki kelimelere alışamıyor dudaklar
    onlardan arınmak kanatıyor sürekli be(de)nimin içini.

    gözlerimden damlıyor kimi
    en çok da unutmaya içtiğim (s)anma geceleri
    hani kanlanır ya gözler
    işte o kanlar tek kalınca güçlenir, bedenleşir, sesleşirler,
    mendilimde kan sesleri
    pıt...pıt...pıt...
    ne kadar uğraşsam da içime çığlıklıklarımdan daha çabuk erişirler.

    gözümde kanlar
    hani yeşiline karasına dokunamazlar da bir tek beyazını kaplarlar
    kanlar zaten hep en temizleri boyarlar.
    gözümde kanlar,
    şarabımdan değil benden-senden damlalar
    şarap anca seni getirir de ben kanayacağını anlar.

    (yan)aklarımdan damlıyor kimi
    hani jilet kesiği gibi
    önce hissetmiyorum
    sonra tatlı bir yanma
    ardından uzun, derin bir acı,
    anlayacağın onlar keskin öpüşlerin kanları.

    mendilimde kan sesleri
    pıt...pıt...pıt...
    tam sıkıştırılamamış bir musluk gibi,
    aman ha denemeyin sıkmayı
    bir anda fışkırıp kan yapabilir temiz elbiselerinizi.
  4. bu şiir adıyla beni benden alır. onu söylemeden geçemeyeceğim. mendil; çağrıştırdığı hüzün, gözyaşı. oyalı, beyaz. az biraz sandık kokar. kan; kırmızı, acı. ses; kan, mendil. mendile damlayan kanın sesi? sonunda onu duyarım ben.

    izmir özgün dersane'nin türkçe dersi kadrosunda bölüm başkanlığı yapan efsane bir isim vardır: ahmet voyvoda. bu şiiri ilk defa ağzı süt kokan bir lise öğrencisiyken kendisinden duymuş idim. geçenlerde bir şey oldu, "ah güzel ahmet abim benim, insan yaşadığı yere benzer" dizeleri voyvoda'nın sesiyle çınladı kulağımda. "vay anasını, kaç yıl olmuş" dedim. şiire değil de, geçen zamana üzülüverdim. hoş, şiirde bile demiş ya "gelmiyor içimden hüzünlenmek bile/gelse de /öyle sürekli değil /bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün / o kadar çabuk / o kadar kısa / işte o kadar"

    işte o kadar be ahmet abi.
  5. kopi peys tapıyorum, bir edip cansever şiiri;

    "...
    her yere yetişilir
    hiç bir şeye geç kalınmaz
    çocuğum beni bağışla
    ahmet abi sen de bagışla...

    boynu bükük duruyorsam eğer
    içimden böyle geldiği için değil
    ama hiç değil
    ah güzel ahmet abim benim
    insan yaşadığı yere benzer
    o yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
    suyunda yüzen balığa
    topragını iten çiceğe
    dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
    konya'nın beyaz
    antebin kırmızı düzlüğüne benzer
    göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
    denizine benzer ki dalgalıdır bakışları
    evlerine, sokaklarina, kosebaslarina
    öylesine benzer ki
    ve avlularina

    (bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)

    ve sözlerine

    (yani bir cep aynası alım-satımına belki)

    ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer
    sorarken sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne
    camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
    öyle bir cigara yakımına, birinin gazoz açmasına
    minibüslerine, gecekondularına
    hasretine, yalanına benzer

    anısı işsizliktir
    acısı bilincidir
    bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
    gülemiyorsun ya, gülmek
    bir halk gülüyorsa gülmektir

    ne kadar benziyoruz türkiye'ye ahmet abi...
    bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
    dirseğin iskemleye dayalı

    -- bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --

    cigara paketinde yazılar resimler
    resimler: cezaevleri
    resimler: özlem
    resimler: eskiden beri

    ve bir kaşın yukarı kalkık
    sevmen acele
    dostluğun cabuk
    bakıyorum da şimdi
    o kadeh bir küfür gibi duruyor elinde...

    ve zaman dediğimiz nedir ki ahmet abi
    biz eskiden seninle
    istasyonları dolaşırdık bir bir
    o zamanlar malatya kokardı istasyonlar
    nazilli kokardı

    ve yağmurdan ıslandıkça edirne postası
    kil gibi ince istanbul yağmurunun altında
    esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen

    kadının ütülü patiskalardan bir teni
    upuzun boynu
    kirpikleri
    ve sana ahmet abi
    uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
    sofranı kurardı
    elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
    cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi
    cocuklar doğururdu

    ve o çocukların dünyayı düzeletecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
    o çocuklar büyüyecek
    o çocuklar büyüyecek
    o çocuklar...

    bilmezlikten gelme ahmet abi
    umudu dürt
    umutsuzlugu yatıştır
    diyeceğim şu ki
    yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
    oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
    hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
    çocuklar, kadınlar, erkekler
    trenler tıklım tıklım
    trenler cepheye giden trenler gibi
    işçiler
    almanya yolcusu işçiler
    kadınlar
    kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
    ellerinde bavullar, fileler
    kolonyalar, su şiseleri, paketler
    onlar ki, hepsi
    bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
    ah güzel ahmet abim benim
    gördün mü bak
    dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
    ve dağılmış pazar yerlerine memleket
    gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
    gelse de
    öyle sürekli degil
    bir caz müziği gibi gelip geciyor hüzün
    o kadar çabuk
    o kadar kısa
    işte o kadar...

    ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
    diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar

    mendilimde kan sesleri...

    ..."

    <<
    kadının ütülü patiskalardan bir teni
    upuzun boynu
    kirpikleri
    >>

    (bkz: amadeo modigliani)
  6. bir "en" söylemek çok zor oluyor konu edip cansever olunca fakat sanıyorum ki en etkili şiiridir bu kendisinin. öyledir ki insan sevgisini en güzel şekilde bize sunmuştur çünkü gülemiyoruz ya, gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir.

    gurbete giden işçilere bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler demiştir , ahmet abi'ye sevmesinin acele dostluğunun çabuk olduğunu söylemiştir, söylemiştir ki o ahmet abi'siyle istasyonları dolaşmış çiseleyen yağmurun altında yürümüşlerdir.

    peki bilir mi ki o hayatın bir küfür gibi elimizde durduğunu?
  7. diş değil, tırnak değil
    söze ezginin günlüğü girer; kırgınım, saçılmış bir nar gibi.
    diş değil tırnak değil; o halde nar.
    dürtme, üzerimde beyaz gömlek var, mendilimde ne var?
    her yere yetişilir, hiçbir yere geç kalınmaz
    söze murphy girer; ne kadar gereksiz yer varsa yetiş, gidemediğine hep geç kal. ( burada üzgün surat :/ ve bir yara var, yaranın imgesi yok klavyede)
    ama diş değil tırnak değil; yine de niye kanar
    ömrümü çürüttün retorik.
  1. 1