kamu personeli, kamu hizmetlisi de denir. devlet memuru kanunu ile belirlenmiştir hakları,yükümlülükleri,ödevleri,vs. memur, kamu hizmetinde çalışmaya devam ederken tüccar veya esnaf olamaz. aynı anda iki görevi yürütebildikleri koşullar yasayla belirlenmiştir. mesela bir öğretmen aynı zamanda okul müdürü olabilir. memur tarafsız olmalıdır. hiçbir dine, siyasi partiye, felsefi inanca göre iltimas geçerek görevini yerine getiremez. siyasi partiye katılamaz. denetimi altında bulunan kuruluşlardan çıkar sağlayamaz. kamu hizmeti verdiği kişilerden hediye isteyemez. borç para da isteyemez yönetim hukukuna göre. ayrıca gizli bilgileri açıklayamaz. emekli olduktan sonra bile açıklayabilmesi için, çalıştığı kurumun bağlı olduğu bakanlığın izni gerekmektedir. ayrıca haber kuruluşlarına da açıklama yapamaz her memur. bunun için bazı kimseler belirlenmiştir. misal vali. memurların atanmalarını,yükselmelerini,görevden ya da memurluktan uzaklaştırılmalarını sicil raporları belirler. her memurun sicili, kendisini denetleyen üst tarafından hazırlanır. bu raporda sorulacak sorular ve içeriği bağlı olunan kurum yada kuruluşun yönetmeliği belirler. 100 üzerinden 60 ve üzeri almak olumlu,60 altında almak olumsuzdur.
maaş gününü iple çekmeyen, çocuklarına bırakacak mirası olmadığından, geleceğini garanti altına alsınlar diye yemeyip yedirerek, giymeyip giydirerek inatla çocuklarının eğitim almasına gayret eden kamu emekçisidir memur.
ne de olsa çok var bunlardan diyerek yoksulluk sınırının altındaki maaşları açlık sınırının altına çekilmek istenen bir milyondan fazla türk vatandaşına verilen isimdir memur.
memur, cumhuriyetin ilk gençlik yıllarında işini iyi yapmayı bilirdi. öğretirdi, tedavi ederdi, vatandaşın sorununu çözerdi. sonra sonra sadece işini bilir oldu.* öyle olmaları istendi. zira hem işini iyi yapmayanın iyi maaş almaya hakkı olmayacaktı hem de işini iyi yapmayan memurlarla dolu devlet bankaları, okullar, hastanelerin özelleştirilmesi için kılıf hazırlanmış olacaktı.
şimdi ise önünde iki seçenek olan kişidir memur. ya işini iyi yapacak, ya da işinden olacak. politikayı yasal partilerde yapmasına izin verilmeyen, bildikleri kahvede söyledikleri ve duyduklarından ibaret olan örgütsüz (etkisiz örgütlü ya da) bir topluluğun ne kadar bunu başaracağı da elbette meçhuldur.
naçizane tespitim şudur ki, bütün kiralık katiller, efendime söyleyeyim hitman'ler falan, bu meslek grubundan türemektedirler. şöyle ki, geçenlerde işim postaneye düştü, gittim, zarf atıcam aslında, yani öyle önemli bir iş falan da yok. "2 lira 10 kuruş" dedi adam. "tamam" dedim, ama baktım bozuk yok, biraz da utanıp sıkılarak 50 kağıdı uzattım kendisine. "para bozdurmaya mı geliyosunuz lan anlamadım ki" dedi. içimden "lan mı ?" diye geçirdim. ama bunu gerektiğince dışardan belli olmayacak şekilde yaptım, zira, memur kesimini kısmen tanırım, bu adamlar delirdi mi tam deliriyor. hani şu, siz benim sinirli halimi görmediniz tadında adamlar resmen. her neyse, parayı bozsun diye bekliyorum, "10 kuruş ver" dedi. "yok" dedim, "10 kuruşum yok". kafasını öne eğdi, sadece bir saç yığını vardı önümde şimdilik, belki başka bir yerde olsa gülerdim ama göt korkusundan gülemedim de. kafasını kaldırmadan tekrarladı: "10 kuruş ver". iyice yusufladım bu kez, "nanıskiim" dedim, neye denk geldik lan, ne lan bu. neremizi kopartıcak belli değil. kalan son cesaretimle ilk cevabımı bir kez daha tekrarladım. cesarete saygıdan mı nedir, yumuşadı sanki biraz, "nasıl bozucam lan peki ben bunu" dedi. dedim ki " sevgili abicim, böyle bir sinir harbi yaşamanı istemem, sen ordan 3, hatta istersen 5 lira al, ne kadar bozabiliyorsan artık", evet, aynen böyle söyledim. "olur mu lan öyle şey" dedi. bir kez daha "lan mı ?" dedim kendi kendime. akabinde varmış meğer bozukluğu, yaptı bir şeyler, verdi paranın üstünü. çevremi dikkatle süzerek, sanki biri arkamdan nişan alıyormuş gibi, yavaşça çıktım oradan. "teşekkürler" dedim kendi kendime, bunu da atlattım.
bu aralar kimi başvuru işlerinin peşinden koştuğum için bol bol memurla karşılaştım ve onları inceleme şansı buldum. vardığım sonuca göre üç tür memur var: pasif memur, reaktif memur ve proaktif memur.
pasif memur, işe başlamak için sizden komut bekler. ona ne istediğinizi söyleyerek hizmet alamazsınız. ona ne yapması gerektiğini söylemelisiniz. örneğin bir pasif memura "bu belgeleri imzalamanız gerekiyormuş." ya da "şu evrakları sizden alacakmışım." dersiniz. pasif memur ne yapması gerektiğini anlayıp işe koyulur ve gereken hizmeti verir. ancak onun ne yapması gerektiğini siz de bilmiyorsanız önce ona ne yapması gerektiğini söyleyecek kıdemli bir memur bulmanız gerekir. pasif memurlar genelde kademenin alt seviyelerinde bulunurlar ve sayıları oldukça fazladır.
ikinci tip memurumuz reaktif memurdur. siz ne istediğinizi biliyorsanız, reaktif memur da ne yapılması gerektiğini bilir. reaktif memura genelde şöyle şeyler söylersiniz: "hesabımı kapatmak istiyorum." ya da "kayıt başvurusu için gelmiştim." reaktif memur sizin bu etkinize tepki olarak işe koyulur ve istediğiniz hizmeti alırsınız. görece yüksek kademeler reaktif memurlarla doludur. çalışma prensipleri teoride faydalı olsa da, pratikte çoğu zaman işinizin hangi memur tarafından görüleceğini bilmediğiniz için kapı kapı dolanır durursunuz; ta ki doğru memura denk gelene kadar. üstelik bazen ne yapmak istediğinizi düzgün ifade edemeyebilir, hatta kimi zaman bilmezsiniz bile. bu tür durumlarda yine daha kıdemli bir memur bulmak için koşturmanız gerekir.
son tip memur, proaktif memur. proaktif memur, sizden hiçbir girişim beklemez. suratınızdan, gittiğiniz yönden veya elinizdeki evraklardan işinizin ne olduğunu kestirir ve size anında yardımcı olur. örneğin proaktif bir memur siz daha hiçbir şey söylemeden yanınıza gelip "yüksek lisans başvurusu için mi gelmiştiniz? böyle gelin." ya da "vergi numarası için geldiyseniz ikinci katta hanife hanım'ı görün." diyebilir. proaktif memur, hizmet alanı pasif konuma sokar. bu kimileri için iyi bir şeydir, kimileri için ise kötü. şahsen ben bugün bir proaktif memura denk geldim ve ne yapacağımı kestirmeye çalışmaktan başım dönmeye başlamışken böyle bir insanın varlığı ilaç gibi geldi. fakat, maalesef, görebildiğim kadarıyla proaktif memurlar sayıca oldukça azlar. daire başına bir tane düşmüyor genelde.
evet, incelemem burada sona eriyor. sonuç olarak normatif birkaç yargıya da varmak isterdim, ama bu incelemeden çıkaracak ders bulamadım. çok isterseniz "proaktif memurları sevelim, sayalım." diyebilirim.
iki ana kola ayrılır esasen: iş yapan memur ve iş yapmayan memur. iş yapan memurlar ve alt türleri daha önce incelenmiş olduğuna göre, gelin bu girimizde de iş yapmayan memurları kategorik olarak görelim.
regresif memur: bu memur yapı olarak kaplumbağa'yı andırır. herhangi bir tehlike (yapılması gereken iş) ile karşılaştığında tepkisi kabuğuna çekilmek, çevresindeki yaşam formları ile bağlantısını minimuma indirmek olacaktır. devamlı telefonla konuşan, çekmecesinin içindeki belirsiz bir cismi kurcalayan, ısrarla yüzünüze bakmayan, aniden odadan çıkıp giden memurlar, regresif memurdur.
defansif memur: bu memur ise yapı olarak kirpiyi andırır. tehlike sezdiğinde anında silahlarını çekmesiyle kolayca ayırt edilebilir. dosyanızda a priori belge eksiği vardır. yoksa, o işin yeri bu daire değildir. bu daireyse, yapacak memur kendisi değildir. yapacak memur kendisiyse, yaptırmanın zamanı şimdi değildir. yaptırmanın zamanı şimdiyse, yaptıracak kişi siz değilsinizdir. yaptıracak kişi sizseniz, dosyanızda belge eksiği vardır. sinirli bir tavırla istediği her şeyi tamamlayıp yine de sonuca ulaşamadınız mı? karşınızda halis bir defansif memur var.
rekürsif memur: bu memur, yapı olarak, eee... şeytan'a benzer. lucifer'e, satan'a, mephisto'ya da diyebiliriz. hıristiyanların sözünü hatırlayalım: "şeytan'ın en büyük başarısı insanları var olmadığına inandırmaktır." bu tür memurun da en büyük başarısı vatandaşı işini yaptığına inandırmaktır. oysa, bilumum işlem, inceleme, yazışma, damga ve imzadan sonra, dosyanız kendi kuyruğunu kovalayan köpek gibi garip bir kısır döngüye girmiş, asla anlayamayacağınız şekilde kendi üzerine dönmüştür. bu memurun aksiyonlarına örnek vermek kolay değil, görmeden tam olarak anlayamazsınız. yine de, mesela evraka "görülmüştür" yazabilir, dilekçenize "düzenlendiği şekliyle uygun olduğuna" diye yanıt verebilir, talebinize "kadim kobol tanrılarından görüş alınmasına" şeklinde şerh düşebilir. evet bir şeyler oldu. iyi de onay mı ret mi? belli değil. iş ilerledi mi geriledi mi? bilinmiyor. rekürsif memura düştünüz. mümkünse kaçarcasına kaçın.
bu giriyi yazarken elimden geldiğince yansız davranmaya çalıştım. amacım bu insanların kişiliklerini sorgulamak falan değil kesinlikle. içinde bulundukları sistemde soluk alabilmek için zorunlu hale gelmiş hareketlerden fazlasını yapıyor değiller sonuçta. unutmayalım ki memuriyette atılan her imza, verilen her karar, kullanılan her inisiyatif parçası kişisel bir tehlikedir. iyi yapılan işin ödüllendirilmesi çok nadir, yetki aşımının cezalandırılması ise çok sık görülür.
memur olda ne olursan ol deyiminin 1960 larda ayyuka çıktığı ve halen devam ettiği devlet rütbesi
ama arkadaşında dediği gibi kredi kartı ve kayınpeder desteği olmadan yaşayamayan mevkii makam yada her neyse...
rahmetlik turgut özalın benim memurum diyerek sözde sahip çıktığı mesaisi 5 den sonra başlayan emekçi köle insan güruhu
(bkz: benim memurum işini bilir al bakayım ordan bir malboro hadee???)
- sade vatandaş ; sen ne iş yaparsın koca oğlan
- memur ; ben mi? ohoo ben ne iş olsa yaparım abiii
- sade vatandaş ; allah allah ben seni memur biliyordum !!
- memur ; e öyle zaten beah memurun anlamı bu memur çalış güven ...... başka bir şey daha var onuda yarın açıklıyım
- sade vatandaş ; vay beee analar neler doğruyo vatanı için kendini feda etmiş terini mesai masasına akıtmış (bkz: vergi dairesi ve bakanlıktakiler hariç)
bağlı olduğu kuruma göre bazen yapılan genellemelere dahil olan, bazense çalışma standartlarından habersiz bir topluluğun acımasız tepkisine maruz kalan devlet çalışanıdır.
özel sektörde çalışan kişiler tarafından yatarak maaş aldıkları, yapacak hiç işleri olmadıkları için dairelerinde örgü örüp makyaj yapıp maaş gününü bekledikleri rivayet edilir.evet bu yargıyı onaylar çalışanlar da mevcuttur.ancak asıl zor durumda olan bu toplulukla çalışmak zorunda olandır.
gerçekten hayat memat meselesi olan işinin acele olarak yapılması için uğraştığınız birine yardım edersiniz ve imalı tepkilerle karşılaşırsınız.siz vatandaşın dairedeki işi bitsin işlerimi bitireyim diye mesai bitimini beklerken diğerleri çoktan toparlanmış devletin işi bitmeeez, burayıda sana vermezler kızım nidalarıyla eve gitmektedir..e devlet kapsamında bilgisayar hakkında fikri olmayan insanlarla çalışılmaktadır.bildiğiniz, yapabildiğiniz her iş üstünüze kalır.yediğiniz ekmek için sınırlarınızı zorlar birkaç kişi yerine çalışmaya başlarsınız.hiçbir zaman 17:30 da çıkamayabilirsiniz ve o aman haftasonun var denen tatillerde çoğu zaman tek başınıza çalışmak zorunda kalırsınız.
sicil amirleriniz her sene çalışmanızı notlandırır.sicil amirlerinizi kimseye şikayet edemezsiniz.çünkü hepsi bir dönem birbirinin işlerini yapmıştır ve" harita" göstermek için hep kolay bir yerde bulunmaktadır.bırakıp gidemezsiniz çünkü memuriyettir.aileden toplumdan hep yerinin kıymetini bil mesajını alırsınız.idealleriniz körelir, ruhunuz körelir, ve bedeniniz körelir.sadece diğerleri gibi olmamak körelmeyen insanlığınızla işinizi yapmak için dua edersiniz.kimi bölgede 5 kişinin çalıştığı bölümde tek başınıza çalışıp akşam 9 da eve dönerken yan odadaki kurum doktoruna ilaç yazdıracak vakti bulamadığınızı yolda farkedersiniz.çalışma temposundan, insanların tepkisinden, yapabileceklerinizin gün be gün azalarak yok olmasından yazarın nickindeki hastalığa yakalanırsınız.sicil amiriniz asaletinizi tasdik ederken senin yerine sağlıklı insanlar memur olabilirdi de hadi neyse çalıştın o kadar der.buna teşekkür etmek durumundasınızdır.
birşeyler değişebilir, buna inanmak asla aptallık değildir.ama inanmamak değişmeyecek düzeni hak etmektir.bazen iş yaşamınız hakkında hiç fikri olmayan bir insanın çıkıp akşama kadar yatıyosunuz ne iş yapıyosunuz demesi, bazılarının şikayet ettiği olguyu hak ettiğini düşündürmektedir.yinede devletin okuttuğu biri olarak devlet için çalışmak güzeldir.