|
|
- nazım hikmetin 1941 de bursa hapishanesinde yazmaya başkadığı destan.şehir tiyatrolarında sergilenmiş olup müzikal bir oyundur.yönetmenliğini rutkay aziz yapmıştır.müzik ise cahit berkay a aittir.
- istanbulun çeşitli semtlerini farklı zamanlarda gezerek değişik insanlarla karşılaşılması onların kimlik incelemelerini yapmak sonucu kurulası söz öbeği
(delilah, 25.12.2004 00:13 ~ 01:32)
- kitabın girişinde "hatice piraye'ye pirayendeye" yazar.(bkz: piraye)
- bir banka şubesi; tek memur ve upuzun bir sıra. sıranın başında itiraz eden adam, sıranın ortalarında itiraz eden adama yakınan adam ve onu dinleyen kısa boylu arkadaşı, sıranın sonlarına doğru duyulacak ama ne dediği anlaşılmayan bir sesle mırıldanan adam ve onun arkasında ben.
- haydarpaşa garında
1941 baharında
saat on beş.
merdivenlerin üstünde güneş
yorgunluk ve telâş
bir adam
merdivenlerde duruyor
bir şeyler düşünerek.
zayıf.
korkak.
burnu sivri ve uzun
yanaklarının üstü çopur.
merdivenlerdeki adam
-galip usta-
tuhaf şeyler düşünmekle
meşhurdur:
"kâat helvası yesem her gün" diye düşündü
5 yaşında.
"mektebe gitsem" diye düşündü
10 yaşında.
"babamın bıçakçı dükkânından
akşam ezanından önce çıksam" diye düşündü
11 yaşında.
"sarı iskarpinlerim olsa
kızlar bana baksalar" diye düşündü
15 yaşında.
"babam neden kapattı dükkânını?"
ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına"
diye düşündü
16 yaşında.
"gündeliğim artar mı?" diye düşündü
20 yaşında.
"babam ellisinde öldü,
ben de böyle tez mi öleceğim?"
diye düşündü
21 yaşındayken.
"işsiz kalırsam" diye düşündü
22 yaşında.
"işsiz kalırsam" diye düşündü
23 yaşında.
"işsiz kalırsam" diye düşündü
24 yaşında.
ve zaman zaman işsiz kalarak
"işsiz kalırsam" diye düşündü
50 yaşına kadar.
51 yaşında "ihtiyarladım" dedi,
"babamdan bir yıl fazla yaşadım."
şimdi 52 yaşındadır.
işsizdir.
şimdi merdivenlerde durup
kaptırmış kafasını
düşüncelerin en tuhafına:
"kaç yaşında öleceğim?
ölürken üzerimde yorganım olacak mı?"
diye düşünüyor.
burnu sivri ve uzun.
yanaklarının üstü çopur.
denizde balık kokusuyla
döşemelerde tahtakurularıyla gelir
haydarpaşa garında bahar
sepetler ve heybeler
merdivenlerden inip
merdivenlerden çıkıp
merdivenlerde duruyorlar.
- bilindiği üzere nazım hikmet sinemayla da yakından ilgiliydi ve bir kaç tane de kısa film çekmiştir. bu eserini de görsel boyutu çok yüksek, şiirsel mbir senaryo tekniği ile yazmıştır. kitapta biri haydarpaşadan öteki ankara garından kalkan iki trenin içinde geçen olayları şiir vasıtasıyla anlatır. her zamanki gibi şiirleri toplumsal içerik taşımakta ve müthiş bir dil inceliği taşımaktadır. ayrıca sinemadaki epsode'lu anlatıyı şiir aracılığı ile gerçekleştirmekte, ankaradan ve haydarpaşadan kalkan trenler bir yerde karşılaşmaktadır. kitapta cumhuriyetin kuruluşunda yaşananlarla ilgili neredeyse belge sayılabilecek ipuçları da vardır. müthiştir okunasıdır.
|