belki ilginizi çeker
  1. · rıdvan akar
  2. · anne bak kral çıplak
  3. · ütopya
  4. · rasim ozan kütahyalı
  5. · ittihatçı ergenekon ile itilafçı akp kavgası
  6. · silahlarla barış kurulamaz
  7. · ferhat ın şirin solculuğu
  8. · özgürlükçüyüz ama salak değiliz
  9. · birgün
  10. · ceylan önkol
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · yaran diyaloglar
  2. · domuz gribi
  3. · sözlük yazarlarının itirafları
  4. · bir kadının bilmesi gerekenler
  5. · erkekte ses tonu
  6. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  7. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  8. · various artists
  9. · dante s inferno

melih pekdemir  

  1. eskiden ödp yönetiminde bulunan, şimdilerde birgün gazetesinde köşe yazarlığı yapan, bir çok kitabı olan zat. (bkz: anne bak kral çıplak)
    (hiaxii, 15.07.2007 02:48)
  2. kendisi şu anda mersinde oturmaktadır. dev-yol'un tepesindeki isimlerden biridir. zamanında bir eylem yapan üniversite gençlerinin kendi kitabını(bkz: anne bak kral çıplak) eylem sırasında kullanmasından çok gururlandığını anlatmıştı. bunun üzerine bu kitabı sizin yaşınızdaki gençlere sosyalizmi tanıtmak için yazdım diye de eklemişti.
    (dystopia, 23.07.2007 20:53)
  3. özgürlük ve dayanışma partisinden, son kongrede ufuk urasın genel başkan seçilmesi üzerine elini eteğini çekmiş olan ve artık yine aynı nedenle birgün gazetesinde köşesi olmayan, hergün biraz daha özlediğimiz kişi.

    içerden çıktıktan sonra uzun bir süre bir çok yapı (devrimci yol'un devamı olduğunu iddia eden bir çok yapı) kendisini başlarına geçmesi için çağırmışlardır. ancak o özgürlük ve dayanışma partisinin kurucularından olmuştur.

    yeni kitabı :
    politik korner
    arkadaş yayınlarından çıkmıştır.
    (gajo, 15.12.2007 10:40)
  4. "meğer yaptığım alıntıları kimse söylememiş, hepsini ben uydurmuşum kuralsızlığın hikayeleri" adlı kitabında şöyle demiştir:

    "ancak kısacık ve küçücük mutlulukları olabilir sıradan ve sahici insanların, bunu farketmezler bile ve bunu yalnızca şairler farkedebilir belki. kısacık ve küçücük mutlulukları, sıradan ve sahici insanların, ancak şiire dökülebilir, şiir olabilir, başka türlü anlatılamaz. kısacık ve küçücük mutlulukları, sıradan ve sahici insanların, ömre bedel olur. bu bedeli hiçbir sıradışı varsıl ödeyemez; parası pulu yetmez. upuzun ve kocaman ve umutsuz mutlulukları yetmez, zira herşeyleri olan varsılların, umuda ihtiyaçları yoktur. öyleyse herşeyleri vardır varsılların yalnızca umutları yoktur. oysa hiç bir şeyleri yoktur sıradan ve sahici insanların, ancak kısacık ve küçücük mutlulukları olabilir ve upuzun ve kocaman umutları. bunu ancak feylezoflar bilir. sakallı marx buna devrim demiştir. sıradan ve sahici milyonlarca insan, bunu farkettikleri zaman, umutları devinir, devrim olur"
    (zapotaj, 29.08.2008 14:37 ~ 14:38)
  5. yaladım yuttum yazıları yazan bir tarafımın aydınlarından, aydın sıfatına yakıştırılmaya bir türlü layık görülememiş kalemlerden yalnızca biri.
    (communist, 11.01.2009 05:58)
  6. "ne zormuş olmak. olmamak hep kolaymış. oysa bütün mesele olmakmış. ama ben niye böyle oldum? sebebimsin. sonucunum."
    ----------------------

    "içerin sıcak, dışarın soğuksa bil ki buğulusun, ilk sözün buğuludur, pusludur. bilirim. içerin kirlenmişse yine bilirim, baktığında kirli görürsün dışarıyı."
    -------------------------

    "farkına varmadığın sürece hiçbir şeyi kaybetmiyorsun. farkına vardığın, izah ettiğin ve bu izahatın değerlerini ikna ettiğin zaman kaybediyorsun. bilmek kaybetmektir. bilgili olmak yenilmek. bilmeyenler, farkına varmayanlar, mutlu ve sıradan yaşıyor. yani herkes. herkes, herkes gibi yaşamayı seviyor. kimisi farkına varmadan, kimisi umursamadan.

    ama bilmek umursamaktır. umursamamak, bildiği halde bilmiyormuş gibi yapabilmektir. "
    ---------------------

    "kaldı mı hüznün kasveti dilinde, virgülü boşver üç nokta yeter... "
    -------------------

    "paketteki sigaram bitene dek evden çıkmayacağım. ağzımda nikotin pası ben size çok kızgınım."

    kuralsızlığın hikayeleri - meğer yaptığım alıntıları kimse söylememiş hepsini ben uydurmuşum isimli kitabından...
    (annakarenin, 24.06.2009 02:03)
  7. rıdvan akar'ı ayarmanyağı yapan kişi.
    (rummenige, 07.09.2009 00:24 ~ 00:24)
  8. 12 ekim tarihli bir gün gazetesinde yayımlanmış yazısıyla, imf protestoları üzerinde medyada yapılan çarpıtlamalara ve 'havan topu mermisiyle öldürülen kürt kızı ceylan' ile ilgili her zamanki sert, vurucu üslubuyla, harika bir yazı yazmıştır. yüreğine sağlık melih pekdemir...

    http://birgun.net/...

    televizyonlardan haberleri verirken yalan söylüyorsunuz. gazetelerinize manşet çekerken yalan söylüyorsunuz.
    ımf karşıtı eylemlerde taş atan asi gençlerden söz ederken ve ille de koyun otlatırken katledilen “ceylanem kezew”den söz etmezken yalan söylüyorsunuz.
    yalan söylemek için konuşuyorsunuz. doğruyu söylememek için susuyorsunuz.
    ne oldu?
    en fazla itiraz edilmesi gereken yerde, yine her zaman olduğu üzere, topunuz birden ve aniden “yandaş medya” oluverdiniz… müesses nizamın, kapitalizmin, militarizmin yanı başında boy gösterdiniz.
    hükümete muhalefetiniz bitti; laiklik ya da muhafazakârlık tutkunuz, şeriat ya da darbe korkunuz, islamiyet ya da modernlik aşkınız geri plana geçti… kapitalizme, sermayeye, militarizme kulluğunuz öne çıktı. bu kölelik düzeninin yok edilmesi korkusu depreşti…
    önce ımf karşıtı gösterilere kara çaldınız. “kaldırım söküp cam kırmayı demokratik hak sanıyorlar” diye yalan söylediniz. gerçekleri gizlediniz.
    birinci gerçek: demokratik hak, demokrasi işlediğinde kullanılabilir.
    ikinci gerçek: demokrasi işlemediğinde, demokratik hakkın kullanılmasına fırsat verilmediğinde sadece isyan edilebilir.
    üçüncü gerçek: bu memlekette kanunlar esas olarak sermaye (bankalar, holdingler, tekeller ve bunlara karşı çıkmayan milliyetçiler ve islamcılar) için, iktidar yandaşları için geçerlidir, bu memlekette esas olarak sermayeyi savunmak için uygulanan polis kanunları geçerlidir. polis kanunlarının geçerli olduğu memlekete de polis devleti denilir. sizler, polis devletini demokrasi diye yutturdunuz.
    sermayenize zarar vermeyen muhalefete, sermayenizin muhalefetine alışmıştınız. islamcının ılımlısını, solcunun ılımlısını ve dahi muhalefetin ılımlısını pek sevmiştiniz. oysa… sizin dünyanızdan “başka bir dünya” arzulayan, “başka türlü” bir muhalefet tarzı da vardı, size öfkeli mi öfkeli bir muhalefet…
    muhalefetin öfkesiyle karşılaştınız… öfkenin muhalefetiyle karşılaştınız… sizden korkmayanlarla karşılaştığınız için korktunuz. (15-16 haziran’da da böyle korkmuştunuz!)
    bu yüzden, muhaliflikleri öfkelerinden taşan, öfkeleri muhalifliklerini aşan asi gençleri yalan ve dolanlarınızla boğmak istediniz. çünkü onların neye öfkelendiklerini ve neden öfkelendiklerini pekâlâ biliyordunuz…
    gerçi dünkü konuşmasında, başbakanınız pişkinlikle bilmezden geliyordu: “sorsan ‘ımf nedir’, onu da bilmezler. ‘dünya bankası ne işe yarar?’ diye sor, onu da bilmezler ama bellemişler bazı şeyleri” diyordu. yahu bu gençler zaten bu soruların cevaplarını iyi bildikleri ve bu tür gerçekleri çok iyi belledikleri için öfkelenmişti!
    olup bitenler elbette sizin lügatinizde yazan türden “demokratik” bir tepki değildi; demokrasinizin de palavra olduğunu teşhir eden bir isyandı! istanbul sokaklarında birkaç gün delifişek gençlerin isyan hayaleti dolaştı ve bundan korktunuz. ımf toplantılarına sponsorluk yapan kokuşmuş bankacılık sisteminiz, sömürü düzeniniz, kredi kartlarınız, şunlarınız, bunlarınız teşhir oluyor diye korktunuz…
    tefeci ımf’nize yuh denildi. bankalarınız değil ama bankamatikleriniz geçici olarak “tağyir, tebdil ve ilga” edildi… sahi çok mu korktunuz?
    taş atan istanbul gençlerinden çok korktunuz. tıpkı taş atan kürt çocuklarından korktuğunuz gibi… peki ama, taş atmayan kürt kızından ne istediniz?
    ***
    oysa ceylan muhalif bile değildi… belli ki ondan hiç korkmadınız ve körpe bedenini paramparça ettiniz. ama o sadece bir çocuktu. annesinin “kızımın parçalarını eteğimde taşıdım” diye; dayısının “ceylanem kezew” (ceylan’ım ciğerim) diye sevmelere doyamadıkları bir çocuk…
    ceylan’a bile kıydınız… sonra da öldürdükten sonra ceylan’dan da korktunuz, onu da korkularınıza alet ettiniz. bu kez doğruları gizlemek için sustunuz. paşanız da sustu, başbakanınız da sustu.
    sonra konuştunuz. genelkurmay sözcüsü tuğgeneral konuşurken, cinayeti konuşmamak için bin dereden su getirdi, oysa ceylan tam da “asimetrik” şekilde katledilmişti.
    konuşurken yalan söylediniz.
    general rütbesi olmayan “sivil” recep tayyip erdoğan, daha önce israil’e “siz çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye kostaklanan, konuşan-konuşkan başbakan; ceylan çocuk cinayetinde, doğruları söylememek için, evet siz de sustunuz!
    öyle ya, ilkokul öğrencisi ceylan’a da her sabah yemin ettirilmişti, o da varlığını türk varlığına armağan etmişti!
    ama cenazesine türk varlığını temsilen askeriyeden ve hükümetten kimse katılmadı ki…
    ceylan şiirler mezarlığına gömüldü.
    çünkü, ece ayhan’ın "bir teneffüs daha yaşasaydı / tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür / devlet dersinde öldürülmüştür" diye şiirini çoktan yazmış olduğu çocuklardan biriydi ceylan…
    peki ama, o köyde yaşayan çocukların, polise-askere taş atmaları da kanunen ve halen yasak mı? peki ama, bu çocuklar, bu yasaklara uyar mı?
    demokratikleşiyormuşsunuz, kürt açılımı yapıyormuşsunuz…
    yalan söylüyorsunuz, yalaaaaaaan!
    (communist, 13.10.2009 16:11)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil