melih gökçek in ankara yı mundar etmesi daha doğru olacaktır. kendileri zaten ankara'yı adam edeceğim derken herşeyi karıştırıp, herşeyi değişik şekillere sokabilme yeteniğine sahip olduğunu gördük.
ankara'nın alt-kültür seçmen profiline daha daha dikkatli bakılırsa doğru söylüyorlar icabında. i. melih gökçek zinhar başarılıdır! (ekmek-musaf çarpsın ki)
iyi-güzel de benim durduk yerde ne diye gülmekten rektum kaslarım sızlamaya başladı?
arılardan birisinin uyanıklığı sonucu ortaya çıkmış teoridir. şöyle ki arımızın birisi düşünmüş, düşünmüş demiş ki "ne yapsam da diğer arıların rengini anlasam" demiş. "sözlükteki bütün arıların ne olduğu belli olmalı ondan sonra onları birbirine düşürmeliyim" demiş. ve bu arımız bal yapmış!*
olayları at gözlüğünün verdiği bakış açısından başka bir açıdan göremeyenlerin açtığı ve sadece provokatif olma amacı güdülerek açılan başlıklara yazmamaya söz verdim kendime, bu sayede ne benim sinirlerim bozuluyor ne de bu gereksiz kişilere daha fazla söz söyleme hakkı vermemiş oluyorum kendi adıma zira (bkz: don t feed the troll). ancak madem sözlüğe böyle bir not düşülmüş, "doğruları söylemek" gerekiyor icabında.
ankara'da yaşamayan veya trafiğine çıkmayan bilmez. ankara merkezi bitmeyen çayyolu-sincan-keçiören metrolarının, gökkuşağı yolu gibi ölü ve çirkinlik abidesi yatırımların, altgeçit yapmayı yegane belediyecilik görevi olarak gören bir zihniyet yüzünden otobana dönen şehiriçi yolların ve üstgeçitlerin azlığı yüzünden bu yollarda karşıdan karşıya geçemeyen yayaların, altyapı sorunları nedeniyle her geçen gün patlayan içme suyu borularının, musluklardan akan zehirli suların (kimse bana rapor mapor göstermesin kardeşim, bizim evden akan suyu bırakın içmeyi, koklamanın bile imkanı yok) ve oy uğruna dağıtılan kalorisi düşük kalitesiz kömürlerin saldığı zehirli gazların boy gösterdiği ve artık yaşanamaz bir yerdir.
tabii adam etmek kavramı görecelidir. bana göre ankara yaşanmaz bir yerken, başkalarına göre iki viyadük, üç tane altgeçit ve bitmeyen metrolar koca bir şehri adam etmeye yetmektedir. eyvallah deyip geçmek kolay ama şu akıl denen şeyden biraz olsun nasiplenmiş olanla tartışmak her insanın hakkı diye düşünüyorum.
not: ikinci murat'ın benim gözümde tarihteki en büyük başarısı haçlı ordularını dağıtması falan değil, oğlu fatih sultan mehmet gibi bir adamı yetiştirmesi ve ona daha küçük yaşında sorumluluklar vererek devletin selametini güvence altına alarak, ardında büyük bir devlet adamı bırakmasıdır. kendi iki oğlunu nasıl yetiştirdiği* malum olan ve ne kadar adam edebildiği meçhul bir adamın, milyonluk bir şehri, türkiye cumhuriyeti'nin başkentini, ankara'yı adam etme olasılığı vardır belki, ama o ufak olasılığa güvenerek yola çıkmak aptallıktır.
tanım: musluk suyundan fazla içenlerin gördüğü bir halüsinasyondur.
melih gökçek öncesini ve dönemini iyi gözlemlemiş birisinin iddialı bir sözü olabilir ancak bu sözler.
ben kendi adıma öncesi bilmiyorum ama birlikte çalıştığım kişilerden öğrendiğim kadarıyla pazarda limon satarken belediye başkanlığına kadar yükselecek hırsı içinde barındıran her insandan korkarım. belediye başkanlığı için milletvekilliğinden vazgeçebilen bir insanın bunu sadece halka hizmet adı altında yapabileceğine inanacak kadar da saf değilim açıkçası. paraya tapan insanların vermiş olduğu hizmetlerin altında ne kadarını kendileri için ayırdığına da bakmamak saflık olur. geçmişte başlayan projelerin(doğalgaz) kendi fikriymiş gibi üstüne yatarak zamanı gelince oy korkusuyla kömür dağıtarak bu projelerin içine sıçması da cabası.
yol, köprü, viyadük, metro. doğru yapmıştır ama kimbilir ardında bizim göremediğimiz ne dolaplar dönmüştür. sanırım benim içim fesat. yoksa en son attığı asfaltı niye bilinçli olarak yağmurun gölet haline getireceği şekilde planlasın ki koskoca ankara büyükşehir belediyesi. neden yeni yapılan asfalt daha kurumadan tekrar söksün, tekrar döksün ve bu işlem 3 kere tekrarlarsın. halka hizmet hakka hizmettir düsturuyla hizmet eden melih gökçek'i sadece hakka havale edebiliyorum çünkü halk yıllardır un,yağ,kömür merkezli yaşamaya alışmış köle konumunda.
rüyasında çikolatadan ırmaklar, pastadan dağlar görmekte olan, pembe hulyalardaki insanın uyanmadan önceki sözleri.
demek metrolar getirmiş,
yıl 2003, liseye başlayacağım, bursaya doğru yol alıyorum, çayyoluna doğru kazı var, 2 yıla metro hizmetinizde deniyor.
bunun üstüne 2 yıl geçti, metro yok. 2 yıl daha geçti hala yok. üniversiteye başladım, bıraktım metro yok.
1 sene öss'ye hazırlandım, metro hala yapılamadı. şimdi başka üniversitedeyim hala metro yok.
hani metrolar demez mi insanlar? karayalçın'ın icraatlarına konmak değil mi bu?
birçok viyadükte, altgeçitte ciddi mühendislik hatası olduğu defaaten söylendi.
bir de halkımızın şu huyu var; bir adam altyapı yapar, halk görmediği icraatı tutmaz.
başka biri gelir *; park, bahçe yapar, 2 altgeçit yapar, millet tav olur. sonra susuz kalınca, boruları patlayınca küfreder.
melih gökçek'in ankara'yı hadım etmesi demek daha uygun olacaktır kanımca. kişi kendisi ahlaki değerlerden yoksunsa yaptığı işlerde ahlak aranması saçmadır. çünkü yaptığı işe kendi ahlaksızlığını katmaktadır. melih gökçek nasıl bir insansa ankara da öyle bir şehir olmuştur. insanlar gibi şehirlerin de kimlikleri vardır. ankara'nın kimliği de melih gökçekyen bir kimlik olma yolunda ilerlemektedir. mesela, ankara avrupa'nın yeşil oranı en az başkentlerinden birisidir, muhtemelen gökçek'de dünyada gelmiş geçmiş en arsız/ahlaksız adamlardan birisidir. böyle bir adamın da ankara'yı ne yönde adam edeceği bellidir.