uzun zamandır kurulması beklenen partiydi.. ama gün yüzüne çıkmamız vakit aldı, güç toplamamız ve kendimize gelmemiz zaman aldı, çünkü en son handaki en son masalcı da öldükten sonra, çünkü güneşin altında söylenmedik söz kalmadıktan sonra güneşin altında yapayalnız kaldık, dünkü çocuklardık; nereye gideceğimizi, nelerden konuşacağımızı bilemedik. kusursuz kahveyi yapmamız zaman aldı, kahvenin içinde sihrini yitirmiş kelimeleri yeniden dağıldıkları gökyüzünden toplamak yorucuydu. geçmiş milyonlarca kıtaya dağılmıştı; karanlık sarmaşıklarla kapanmış yolları açmak zahmetliydi..
çoğu zaman birbirimizden habersizdik, ama anlaşılmaz karanlık saatlerde hep aynı şeyi mırıldanıyorduk, "tarlaların altında ah açıyor.."
zamanı geldi ama.. anlaşılmaz kahkahalarınızı sileceğiz, beton şehirlerinizi alacalı bahçeler içine gömeceğiz, bir daha içinizden hiçbirisi çalışamayacak, çalışmak için içinizde bir neden bulamayacaksınız, misafirliğe gelen amcalar, garip halalar ve canınızı sıkan ucube kuzenler daha fazla olmayacak.. bir gündüz düşü gibi, bir havale geçirir gibi içine hüzün sinmiş uçurumlardan aşağı düşeceğiz.
hayalperestin gökyüzü rehberi yüzyıllardan sonra yeniden bir araya getirildi, korkunç şiirlerin içinde birleştirildi. eflatun bulutlar açacak birazdan dört bir terinizde.
"giydikleri temmuz güneşi
içtikleri cihanı yakan alev
vadileri üzüntü sırçasının kumu
kumlar sayısınca hüzün ve yas
çadırları yoksulluk ahının dumanı
konuşmalar ney gibi hep iniltili
ektikleri kıvılcım tanesi
biçtikleri parça parça kalp
onlar ki söze can verirler
"hayyam o kabiledendi" derler
sattıkları hep candır
aldıkları gizli yürek iniltisidir." ş.g.