belki ilginizi çeker
  1. · şizofren aşka mektup
  2. · açılmamış mektubun çekiciliği
  3. · bir mektubun son cümleleri
  4. · yazmak
  5. · sevgilinin sevgisini bilmek ama hissedememek
  6. · sevgiliye mektup
  7. · insanlık halleri
  8. · deniz baykal
  9. · insanları sevmiyorum
  10. · bir kadın düşmanı
gündem
  1. · itü sözlük e bir daha gelinse alınacak nickler
  2. · aşkın yedi seviyesi
  3. · itü sözlük
  4. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  5. · banu güven
  6. · yılmaz özdil
  7. · tunceli alevileri dinsizdir
  8. · iphone
  9. · kocasını kadınla aldatan kadın

mektup  

 sayfa  / 3
  1. tarihi iletişim araçlarından biri.her ne kadar e-posta çıktıysada gerçeğinin verdiği haz başkadır.
    (foreone, 27.10.2004 17:02)
  2. (bkz: şizofren aşka mektup)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 27.10.2004 17:03)
  3. (bkz: açılmamış mektubun çekiciliği)
    (zoko, 27.10.2004 21:48)
  4. söylenemeyenleri anlatan yazılı iletişim şekli
    (16v, 10.04.2005 02:35)
  5. msn ya da sms mesajları gibi anlık tüketilen kelimelerden uzaktır.

    insan yazmadan önce düşünür, sıraya koyar, müsvette kağıt kullanır, temize çeker, olmaz bi daha çeker. güzel bir zarf olsun ister. böylece yazdığı kişi baktığında onun yazdığını anlayıp heyecanlanacaktır belki. kağıt katlanmadan önce zarfın biçimi kontrol edilir ki yanlış katlayıp bi daha bi daha bozarak mektup buruşmasın.
    zarfın üzerine dolma kalemle ya da yazısını güzel gösteren bir kalemle özene bezene isim ve adres yazılır. samimiyetlerden uzaktır sayın demek ama tebessüm uyandırır böyle ciddi ciddi naif kurallara uymak insanda. en sonunda zarf kapatılmak için yalanır, ama son kez içine bakılır ve satırlarla vedalaşılır. bir de nefes üflenir içine doğru. açan ilk önce ruhun kokusunu yakalasın istenir.
    postaneye gidilip memurun ellerine teslim edilirken bu mektup, okulun ilk günü çocuğunu kapıların ardında bırakan annenin öksüzlüğü gibi son kez bakılır. kayolmadan sağ salim giderse herşeye değer...bu herşeye değer! ne sarılmak, ne öpüşmek...böylesi emekli satırlar kadar dolamaz ne kalpte ne de akılda.
    (perdue, 11.11.2005 21:40)
  6. temele annesinden mektup:

    sevgili oğlum temel,
    senin hızlı okuyamadığını bildiğim için bu mektubu yavaş yavaş yazıyorum.artık senin gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz.baban bir gazetede insanların başına genellikle 2 kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini okumuş.o yüzden taşındık. sana yeni adresi veremiyorum çünki yeni evimizde bizden önce oturan hemşerilerimiz,taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler.geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. ilki üç gün sürdü, ikincisi ise dört gün.benden istediğin yeleği postaya verdim.ancak halan o koca düğmelerle paketin çok ağır olacağını söyledi o yüzden düğmeleri koparıp yeleğin cebine koyduk orada bulabilirsin.
    sevgiler.
    annen safinaz
    not:sana birazda para gönderecektim ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum.
    (dragonfly, 18.01.2006 19:00)
  7. teoman ın teoman albümünden güzel bir parça..

    telefonda konuşamam bilirsin, mektuplarıysa ertelerim hep, belki de yazım çirkin diye.
    çok düşündüm, çok kurdum, karar verdim hep vazgeçtim, ama sana yazabildim nihayet.
    aslında söz vermiştim, duygularımı kilitlemiştim, ta ki sen açana dek.
    korkma sevgi dilenmeyeceğim, ama tanırsın beni işte, bitiririm her şeyi bir dikişte
    n’apim?
    aşk bu, savaş bu, kadın ve erkek arasında...

    artık saymıyorum yılları, bana değip geçen hayatları, zaten pek de sevmem insanları.
    ama kimi dostlar var sevdiğim, sokak köpekleri beslediğim, bazı güzel anılar biriktirdiğim.
    tutku garip bir şey ve çok vahşi ve çok hırslıydım zaten ben de o yüzden yağmaladım seni...
    kolay değildir bilirim, bir aşkı bir kalbe koymak, hele bir başkasını severken sen.
    teşekkürler, bir zamanlar beni çok sevdiğin için.
    bu mektup da olmadı, kelimeler toparlanmadı, işte şimdi çöpe gidiyor.
    yine de mektubuma son verirken seni her zaman çok seven
    ben..
    (bambuk, 13.04.2006 11:15 ~ 15.05.2006 15:11)
  8. (bkz: betik)
    (selenge, 15.10.2006 19:37)
  9. en sevdiğim zülfü livaneli şarkılarından birisidir. enstrumantal olarak yedi karanfil serisinin ikincisinde de nispeten hareketli bir biçimde yorumlanmıştı ki, müziği de ayrı bir güzeldi bu haliyle.

    "bir mektup üç satır yazı
    gönlünün karası
    tırmalamış ak kağıdı ak kağıdı
    üç satır karartır mı
    gönlünün karası
    bir sevda bir kara sevda
    gönlünün sızısı
    sarmalamış dört yanını dört yanını
    içinde bir deli rüzgar
    gönlünün gönlünün sızısı
    sarmalamış dört yanını dört yanını
    bir gurbet bir acı gurbet
    alnının karası
    bağlamış ellerini ellerini
    dilinde dostun selamı dostun selamı
    bağlamış yollarını yollarını..."
    (selenge, 26.11.2006 17:18)
  10. bir mektup yazsaydı bana. yıllar boyunca yazdığı o uzun mektuplardan değil, kısa bir mektup.
    söylenecek ne kaldı?
    söylenecek ne kaldıysa onu yazan bir mektup.
    bilmediğim dillerden birinde bile olabilir.
    yazsaydı.
    eğer sözcüklere artık inanmıyorsa, eğer sözcüklerden kaçıyorsa, eğer sözcükler yetmiyorsa, eğer sözcükler eskimiş, yıpranmış, anlamını yitirmişse, buna inanıyorsa, bir çizgiyle de ulaşabilirdi bana. dümdüz çizilmiş bir çizgiyle, ya da eğri büğrü bir çizgiyle;bir göze, bir ağza (dudaklara), bir ele benzeyen, göğüsleri, oylukları okşamaları, dirilmeleri ve ölümleri andıran, anımsatan bir çizgiyle. yatay, dikey, eğri, düz birkaç çizgiyle. yaşamın izdüşümleri. hoyrat. bir mektup yazsaydı bana, ki yazabilirdi. ki gönderebilirdi.ki ben de, elime kalemi ve fırçayı alıp onun yazdıklarını ve yazmadıklarını resmedebilirdim.
    oysa mektup yok. esin yok. hiç bir şey yok.
    "bir teselli ver."
    teselli yok. teselli hiç yok.yalnızca ciğerime işleyen kuzey yeli. kuşlarla.

    **
    (ximxili, 07.02.2007 04:12)
  11. sevdiğinizin hem kokusunu hemde gözyaşlarını taşıyan özlediğinizde göğsünüze bastırp kokladığınız nostalji kaynağı
    (jassmine, 14.02.2007 11:05)
  12. yazı icat edildikten sonra geliştirilen en güzel haberleşme aracıdır.

    uzun uzun anlatmaya gerek yoktur ayrıca. lakin anlayana, iki şiirden alıntı yapayım:

    "bugün hava güzel
    bugün içim içime sığmıyor,
    annemden mektup aldım,
    memlekette gibiyim
    ..." (cahit sıtkı tarancı)

    "bir mektup atanın o mektubu attıktan sonraki şaşkınlığı
    izlemekse bir bakıma
    yol aldığını mektubunun
    bakar dururum ben de ardından

    sana söylüyorum yalnız
    o ben ki her türlü bakışlarının tarihini
    öğrendim gözleri hiç değişmeyen bir kaptandan" (edip cansever)

    anlayan buradan anlar mektubun ne olduğunu. hayatında mektup yazmamış ya da almamış olanlar için yapacak birşey yok tabii. bir mektup yazıp cevabını beklesinler... o zaman anlarlar.
    (neyapmali neetmeli, 15.02.2007 22:29 ~ 17.02.2007 00:37)
  13. benim eve geldiğim ilk gün sen oraya yerleşeli 6 yılı geçmişti. anne ve baba bildiğim kişiler benden önce sadece sana aitlerdi bense evin düzenini değiştiren davetsiz bir misafirdim sadece.. yıllar geçtikçe hayatındaki herseyi benimle paylaşmak zorunda kaldın artık abiydin sen nede olsa.. kabullenmen zor oldu beni hatta beni aralarda sıkıştırıp senden nefret ediyorum bile dediğin zamanlar çok oldu.. tabi dayagını da her küçük kardeş gibi yemişliğim çok var ama sen ne dersen de biliyordum aslında beni nasıl sevdiğini.. görmek için bunu açık bir şekilde beklememiz gerekti ikimizinde büyümesini..

    sanırım büyüdük canım.. artık hayatı tam anlamıyla paylaşıyoruz aramızda ki tek bağ artık kan değil öyle bir sevgi bağı ve güven oluştu ki hayatımızda her ne olursa olsun bitmez..artık sadece gurur duyduğum abim değil en yakın arakadaşım geçirdiğim zor anlarda dayanağım kısacası benim herşeyim oldun..ben gerçekten çok şanslıyım kardeşin olmak seninle hayatı paylaşmak hayatla boğuşurken yanımda olduğunu bilmek çok güzel.. iyi ki varsın canım benim küçük kardeşin başının belası seni çok seviyor.. ve şunu sakın unutma ve kendini sakın suçlama beni burda sadece burda değil gözümü dünyaya açtıgım ilk andan beri en iyi şekilde karşıladın... iyi ki varsın böcüğüm...
    25/02/2006
    (sorunsal, 20.02.2007 17:36)
  14. bir kabusun tam da ortasında geldi haberin; tam da kötü adam saklandığım yerden ayaklarımı görmüş hain gülüşüyle gecenin bir saati beni öldürmeye geliyordu.nefes bile alamadım bir süre, senden olduğunu adım gibi bile bile geciktirdim haberi, sanki geciktirince o haber hiç gelmeyecek gibi.

    gidiyormuşsun artık. ekvatoru geçecek kadar uzağa hem de. bir hayal seni sürükleyen gibi görünen, aslında binlerce hayal kırıklığı..
    hareket edebilmek için kaç tane daha hayalkırıklığı ve yenilmişlik gerek hayatta?

    yepyeni bir sayfa açıyorsun, içimde kelimeler var seni kutsayacak çekiniyorum son görüşmemiz gibi, sanki söylendiğinde herşey tuzla buz olacak; adettendir, kabul edilir gidiş, belki istediğin bir çığlık tutsun seni göndermesin, bilmiyorum asla da bilemeyeceğiz, bağırsam da yalvarsam da gideceksin, gitmişsin çünkü aslında çoktan. ve ben buraya düşürdüğüm kırık kelime paçavralarıyla içimdeki közleri bile atamıyorum dışarıya, artık "wish you were here" desem ne fayda?
    bu, kilitli şarkı; akvaryumda gezinen iki kayıp ruhtuk işte, elimizde korkular vardı yıllardan arta kalan, şimdi sen onları da tüketiyorsun.
    ilham kaynağı oluyorsun henüz yeterince duvara toslayıp elindeki korku ve mecburiyet tortularından kurtulamamış ruhuma. bir tanrı'nın varolduğunun kanıtı ve isteği sende saklı.


    "kıstır içindeki kurdu köşeye, boynuna geçir tasmayı, öyle kısa olsun ki zinciri kıpırdayamasın, hareketleri iyice kısıtlansın, kendini çekip dursun, boynu kanasın çekiştirirken, tasma kanla boyansın pırıl pırıl canlı tüyleri kırmızıya bulansın…her hareket etmek istediğinde biraz daha canı acısın ki öğrensin, hareket etmek ona sadece acı getirecek…

    öğrenir zannedersin.

    kıpırdamaz artık bir yere, zincirin sınırlarını öğrenmiştir. "*

    öğretilmiş esaret, çağırdığın yağmur sesine geleceğim o zinciri kırıp. artık hiçbirşey eskisi gibi olmasa bile, geleceğim, göreceğiz. iki misket, iki kayıp ruh, zaman ve mekanın sonsuzluğunda çarpıştık.
    sen benim üçnoktam, günışığım...
    hayallerimizden birini daha benden ayrı gerçekleştirirken sevgim seni kutsasın.

    hoşçakal ve hala

    üç

    nokta

    ...
    (sirona, 23.02.2007 03:23)
  15. bir mesajdan daha uzun; bir e-mail'den daha merakla beklenir; kokusu, türüne göre rengi olan; varlığı dokunularak anlaşılabilen; saklanıp defalarca ilk geldiği gün gibi tekrar hissedilebilecek; beklenesi, okunası, saklanası, vakte kıyıp yazılası iletişim aracıdır.
    (saklama kutusu, 02.08.2007 22:18)
  16. haramiler şarkısı...
    "inan çok düşündüm hiç olamazdı seninle" diye başlar ama sonra "tut ellerimi, sensizlikten çek al beni" der. tutarsız gibi görünse de sözleri güzeldir.
    (üç kademeli su ısıtıcısı, 02.08.2007 22:25)
  17. "zaten pek de sevmem insanları" sözleriyle iletimde uzun bi süre yad ettiğim, teomanın en sevdiğim şarkısı.sonradan sapıttı falan ama, zamanında cidden güzel işler başarmış diyerekten teomanı hala saygı ve sevgiyle anmamı sağlayan şarkıların başında gelir.şahane sözleri ve müziğiyle tabiri caizse alır götürür...oda arkadaşımın yaptığı iğrenç yorumlara rağmen "teşekkürler, bir zamanlar beni çok sevdiğin için. " dediğinde bazen ağlamamak için zor tutarım kendimi...
    (pennywise, 02.08.2007 22:46)
  18. özenle açılır, umutla okunur, yazıya aşık olunur. of o cümleler, benzetmeler, anlamlar vs. sonra ben terkederim. mektup geri yollanır. niye hep böyle olur sorarım sevgili jeux denfants sana?
    (los amantes del circulo polar, 11.08.2007 17:13)
  19. forward edilen maillere inat mektuplar emek ister.heyecanını,mutluluğunu,hüznünü anlatıcağın kelimeleri seçerken gösterdiğin özenin karşı tarafa verdiği hazdır okurken mektup.
    geçmişin güzelliğini içinde barındıran zaman ve insanların değişimi ile unutulmaya yüz tutmuştur.artık herşey basite ingirdenmiş, duygular genel olmuş, aşk forward mailin ruhsuzluğuna hapsolmuş.
    (alchera, 10.11.2007 12:58)
  20. bir haluk levent şarkısı. haluk levent cezaevinde olduğu dönem çıkardığı albümün ismini taşıyan şarkı.

    eski bir mektup geldi senden
    hasret dolu senelerden
    yazından ben hemen tanıdım
    gönlüm sarsıldı sevgiden

    sandım beni unutmadın
    sonunda aşkını yazdın
    açtım pullarla dolu zarfı
    inan öptüm her satırı
    inan öptüm her satırı

    mektubun hoş geldi
    bana umut verdi
    yalnızlığımı aldı yar
    yılların gölgesi düşmüş satırlara
    gözlerinden öperim yar
    (bulsaraa, 12.11.2007 15:12)
  21. vizontele tuuba filminin en sağlam müziklerinden birisi.

    hatırlarsınız, hani tarık akan kütüphaneden gelir, emin'le tuuba'yı orada bırakır. evde idil fırat rakı içip demlenmektedir. o arada çalar işte...

    - sen şarapçıydın?
    - bu yerde şarap yok...
    (şiirbaz, 12.11.2007 15:24)
  22. mektup, yazanın ruhudur. dosta, arkadaşa ya da bir yakınımıza dokunmaktır mektup. bir iki satır yazmak, mektubu zarfa koymak, zarfın kapağını yalayarak kapatmak, evden çıkmak, postaneye gitmek, mektubu postalamak... sosyalleşmenin bir aracıydı mektup. halkın içine çıkmaktır...
    hala kaldı mı acaba mektup yazmak. postacı kaç kez kapınızı çalar artık ''mektup'' diye, asker mektupları hariç. gözyaşıyla evde bırakılan eş'e, anaya, babaya, gardaşa yazılan mektuplar, sevgiliye yazılanlar hariç.
    (baharda geldim, 15.01.2008 00:49)
  23. hasretliktir içinde barındırdığı, uzaktaki sevgiliye yazılan sözler. yüreğinin bir yanı yanıktır. mektuba yazılan özlem dolu sözcükler bile bunu anlatır. tıpkı
    hüzzam şarkıda olduğu gibi:

    yine yakmış yâr mektubun ucunu
    askerlikte sevda çekmek zor diyor
    yükleyip postanın bana suçunu
    hatırımı teller ile sor diyor
    askerlikte sevda çekmek zor diyor
    (baharda geldim, 15.01.2008 08:37)
  24. bir osman yüksel serdengeçti şiiri. ilginç ve güzel ve de etkileyici. bir de selçuk küpçük'ün bestesiyle iyice havalanan.

    http://umutfm.com/...

    dilimin ve kalemimin ucundasın,
    fakat kalbimin içinde,

    şu tükenen yıllara sor, gecelere
    gündüzlere sor: kiminleyim ben?

    hiç sizin semtinizde vefa rüzgârı esmez mi?
    dağlara seslendim, onlar bile ses verdi de
    sen neden susuyorsun...

    sen ses ver de senin semtinden esecek vefa
    ve ask rüzgârlarına bağrımı açayım...
    ciğerlerime çekeyim...
    'beni ne yapacaksın' deme
    'benim yüzümden ne hale gelmişsin' de!

    yollarda ayak izlerini gördüm,
    bu izlere yüzlerimi sürdüm.
    evet, buralardan geçen sensin!
    yollardan geçtiğin gibi benden de mi geçeceksin?
    yollardaki izlerini başka izler bozar siler...
    fakat kalbimde bıraktığın izler ebedidir, bozulmaz, silinmez...

    seni düşüne düşüne düşüme giriyorsun
    onun için ben, gündüzlerden çok geceleri sever oldum
    senin olmadığın yerde güneş yok bana
    ateş yok bana. hayat yok bana...

    muhacir kuşlar sıcak iklimlere göçtüler
    demek ki göç zamanı... benim kuşumsa
    'aşk' denilen kafeste çırpınıp dudu.

    seninle olduktan sonra her şey sıcaktır bana
    son bahar bile ilk bahar gibidir.
    bir baktın canımı yaktın
    bir daha bak ki, kul olayım, savrulayım...

    bu bayram da sensiz geçti.
    seninle her gün bayram bana
    sen olmayınca bayramdan ne haber?

    iş bildiğin gibi değil.
    bilmediğin gibi...
    sen kendine bakma, bana bak...
    neler oluyor o zaman anlarsın

    öldüğüm zaman mezarıma gel
    de ki ' bu adam benden neler çekti
    ey toprak, böyle bir dertliyi sen nasıl çekiyorsun...'
    (neazadem, 02.04.2008 18:13 ~ 31.12.2008 10:04)
  25. uzaklara yakını taşımak için yazılırmış eskiden , en temiz sayfalar seçilirmiş kelimeleri sıralamak için, kimisi kokusunu koyarmış arasına, kimisi gözyaşını ,kimisi oklar geçmiş kalp çizermiş en sonuna kimisi özlem duyulan çocuğunun elini...postacıyı bekleme sebebi....şimdi kısa mailler aldı yerini...
    (nun, 08.05.2008 14:06)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil