belki ilginizi çeker
  1. · kral abdullah ın hediyeleri
  2. · mehmet yılmaz
  3. · myy
  4. · ercan saatçi
  5. · birbirine benzeyen ünlüler
  6. · oray eğin
  7. · 90 dakika
  8. · fehmitahakorukıvanç
  9. · mehmet y yılmaz
  10. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · uludağ sözlük
  2. · author
  3. · günün tek cümlelik özeti
  4. · annenin gençlik fotoğrafları
  5. · new moon
  6. · metrobüse para vermeyen tkp li öğrenciler
  7. · hayatın iyi bilinmesi gereken kanunları
  8. · galatasaray ın fenerbahçe yi alkışlaması
  9. · ara güler

mehmet yakup yılmaz*  

  1. eski milliyet başyazarı, yeni hürriyet yazarı, genelde yazılarında ismini mehmey y. yılmaz olarak yazıp yakup ismini saklamaktadır.

    (bkz: bilmem anlatabildim mi)
    (ephendy, 06.11.2006 13:50 ~ 13:51)
  2. bir gazetecide olmazsa olmaz bir özellik ne yazık ki kendisinde eksiktir ve bunu yine kendisi sağlamıştır

    (bkz: güven)
    (maslow, 03.05.2007 05:55 ~ 05:55)
  3. 90 dakika'nın yeni dördüncüsü.
    (jack nicholson, 13.08.2007 21:54)
  4. kral abdullah'ın hediyelerinden iyi ekmek yedi.

    (bkz: kral abdullah ın hediyeleri)
    (recai pengül, 11.02.2008 03:55)
  5. emre aköz'ün uzun süredir hak ettiği ayarı veren şahsiyet.

    "el sabah'ın yalakasına yanıt!

    mehmet y. yılmaz'dan emre aköz'e: akp yalakalığı yapmaktan dev bir dile dönüştü..

    el sabah gazetesi’nin, akp yalakalığı yapmaktan dev bir dile dönüşmüş yazarı dün radikal gazetesi ile ilgili bir değerlendirme yaptı.

    radikal’in kurucu genel yayın yönetmeniyim. kuruluşundan (13 ekim 1996), 14 ekim 2000 tarihine kadar tam 4 yıl bu gazeteyi yönettim.

    "hem dersini çalışmamış, hem de herkesten şişman olan" yazar, 28 şubat sürecinde kulaklarımızın çekilmesi için ankara’ya çağrıldığımızı, org. çevik bir’den tehditkár bir üslupla darbeye destek çağrısı aldığımızı, bu baskılar sonucunda radikal tarafından ortaya çıkarılan susurluk çetesi haberlerinin gazetenin arka sayfalarında kaybedildiğini iddia ediyor.

    1) radikal, söz konusu süreçte antidemokratik hiçbir girişimi desteklemediği gibi, o günün genelkurmay yöneticilerinin tehditlerine de maruz kalmadı. o dönemde aldığım tehditler daha çok devlet içindeki gladio’dan ve uzantıları bugün iktidarda olan islamcı kesimden geliyordu.

    bugünkü yönetmen (o tarihin ankara temsilcisi) ismet berkan’ın ve benim yazılarımıza, gazetenin manşetlerine internet arşivinden ulaşmak çok kolay. arayın, bakalım darbeciliğe destek veren, antidemokratik uygulamaları destekleyen tek bir yazımız var mı?

    2) sabah grubu’nun o dönemde işlerine son verdiği yazarlardan, yönettiğim gazetelere uygun olduklarını düşündüğüm ikisine, işlerine son verildiği gün radikal’de ve yine o dönemde sorumlusu olduğum posta’da yazmalarını teklif ettim.

    mehmet ali birand halen posta’da yazıyor. teklifimi kabul eden ali bayramoğlu’nun işe başlamasının engeli ise hakkı devrim’in "o terbiyesiz çocuk bu gazetede yazarsa, ben yazmam" itirazı oldu. hakkı bey’i ikna edene kadar, bayramoğlu yeni şafak’ta yazmaya başlamıştı. cengiz çandar ise kendisine ismet berkan tarafından iletilen teklifi kabul etmedi.

    3) radikal, susurluk çetesi’nin marifetlerini sadece çiller - erbakan döneminde değil, mesut yılmaz ve ardından gelen bülent ecevit hükümetleri döneminde de takip etti. beşer şaşar ama arşiv unutmaz.

    sadece susurluk çetesi’nin değil, başta manisa’dakiler olmak üzere yasaların koruyucu kalkanları ardına gizlenmiş bütün işkencecilerin takipçisi olduk.

    4- yazar, radikal’in o tarihte 60-70 bin sattığını, susurluk haberleriyle tirajının 120 bine çıktığını söylüyor ki doğru değil.

    susurluk kazasından önceki ay ortalama günlük net satış 118.610 adet idi.

    susurluk kazasının ardından satış arttı. kasım 1996’da radikal günlük ortalama 157.876 adet satıyordu.

    susurluk çetesi ile mücadelede radikal’in adı öne çıktıkça bu satış arttı. ocak 1997’de 142.810, şubat 1997’de 377.718, mart 1997’de ise promosyonla da desteklenmiş 519.111 adet günlük ortalama satışımız vardı.

    radikal’in bugünkü yöneticileri de elbette bu yazarın kendileriyle ilgili iddialarına yanıt vereceklerdir.

    ben burada bitirirken bir soru sorayım: radikal, madem "darbeci medya cephesinin" önemli bir gazetesi, senin eşin hem yönetici, hem de köşe yazarı sıfatıyla orada ne arıyor?"

    kaynak: hürriyet - 19.06.2008
    (excalibur, 19.06.2008 18:05)
  6. sözlüğü takip ediyormuş, bugünkü yazısında itüsözlük'e atıfta bulunmuştur
    http://www.hurriyet.com.tr/...
    (ikibuçukluk, 09.07.2008 10:16 ~ 10:18)
  7. efendim şimdi bu zat ı muhterem pek sevgili gazetemiz, aydın doğan ın benim değil koç undur dediği hürriyet yazarı doğan bilmemne sorumlusu taraf gazetesindeki yazıya bir nefes cevap vermiş.
    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/...
    ahmet altan ın öfkesini anlayabildiğini haksız olmanın ezikliği ile mi bu şekilde saldırmaya çalıştığını, öfkelendiğini söylüyor sayın yakup yılmaz. ve zamanı geldiğinde elindeki belgeleri açıklayacağını söylüyor. eyvallah bunda bir sıkıntı yok yavru fillerin tartışma düzeni içerisinde çimlere de dikkat ederek birbirlerine ayar verme peşindeler. yalnız satır arasında italik yazılmış bir cümle var ki yakup yılmaz ın haberindeki niyeti ve ahmet altan a vermek istediği dersi bir anda özetleyiveriyor. aynı zamanda ahmet altan ın taraftaki yazısında asıl sorduğu soruların cevabını kimseye sezdirmeden aslında kaçmış ve cevaplamamış gibi görünerek kulağımıza fısıldıyor. peki nedir bu cümle aynen alıntılıyorum:

    " dilerim ki son zamanlardaki yayınları için ahmet altan da günün birinde sorumluluğunu bilerek benim gibi davransın."

    evet bu cümleyi tekrar okuduktan sonra ism i mübarekesini tekrar etmekten imtina edeceğim zat ı muhteremin ahmet altan a vermek istediği dersi şöyle replikleştirebiliriz: ahmetciğim yavrucuğum bak sen son zamanlarda ateşle oynuyorsun. öyle her belgeyi yayımlama. neymiş darbe günlüğüymüş dağlıca baskınıymış paksüt başbuğmuş. hani sorumlu davran. gazetecilikmiş meslek ahlakıymış salla bunları. bak alırlar paçanı aşağı. hani şu aldığın kredi var ya bak biliyoruz numarayı açtırma ağzımı benim. evet kabaca kurbağalara bakmaya giden adamın anlatmak istediği bu.
    bu cevap aynı zamanda tarafta ahmet altan ın sorduğu şu soruların da cevabı oluyor. (aynen alıntılıyorum)

    biz, “paksüt-başbuğ” buluşmasını açıkladık.
    hürriyet gazetesi, “biz de haberi öğrendik ama doğrulatamadık” dedi.
    taraf gazetesi olmasaydı siz o haberi hiçbir zaman hürriyet’te okuyamayacaktınız.
    o buluşmadan haberiniz olmayacaktı.
    ya niyetleri olmadığından ya da eksik gazetecilik yaptıklarından haberi vermeyeceklerdi.
    peki, bizim yayınladığımız “lahika” haberini hürriyet’te okuyabilir miydiniz?
    biz olmasak hürriyet o haberi verir miydi?
    biz o haberi belgesiyle verdiğimiz halde bile hürriyet meseleyi “genelkurmay açıklaması” açısından gördü.
    ergenekon haberleri için de aynı durum geçerli.
    taraf gazetesi olmasa, okuyucular hürriyet gazetesinden bu konuda ne öğrenecekler?
    ne öğrendiler?
    hemen hemen hiçbir şey.
    onların saklamaya çalıştıklarını biz açığa çıkartıyoruz ve belli ki bu onların canını sıkıyor.

    şimdi şunları düşünerek yazıyı bitiriyorum. acaba birileri taraf ın belgeleri teker teker yayımlamasından rahatsız mı oldu? oraya buraya kükreyerek, andıçlayarak, "dikkatle izliyoruz" tehditleriyle diş geçiremedi de bazı gazeteler aracılığıyla korkutmaya mı çalışıyorlar? acaba yakup yılmaz "dilerim ki son zamanlardaki yayınları için ahmet altan da günün birinde sorumluluğunu bilerek benim gibi davransın." derken kastettiği sorumluluk halka karşı olan sorumluluk değil de omuzlardaki yıldızlara karşı olan sorumluluk mu? acaba ortaya atılan kredi haberi (ki doğrudur bir anlamda taraf gazetesi de sütten çıkmış ak kaşık sayılmaz) üstü açık bir "karşılıklı örtelim açıklarımızı şişler de kebaplarda bize kalsın mı?
    (i know i am right, 25.07.2008 13:22)
  8. manhattan 5. cadddede gördüğü kuyruğu evsizlerin yemek kuyruğu zannetmiş insan.
    (peygamber, 10.10.2008 02:08)
  9. bugün ki yazısında burdur valisini, askerlik görevini bitirmiş bilal erdoğanı uğurlamaya gelmiş diye topa tutmuş kişi. aslında söyledikleri doğru, o valinin işi ne orda. bu yalakalaıktan başka birşey değil. tek problem ise bilal erdoğanı uğurlayan alay komutanından bahsetmemiş olması. sanıyorum alay komutanı tarafından uğurlanan belki tek bedellidir. artık bu da nasıl bir askerlik yaptığı konusunda bir bilgi verir bize.

    http://www.hurriyet.com.tr/...
    (peygamber, 24.07.2009 05:23)
  10. sözlüğümüzü takip ettiğini daha öncede belirtmiş olan hürriyet gazetesi yazarıdır. (9 temmuz 2008 tarihli hürriyet.)
    (bkz: @2535604 )

    şimdilerde yeniden sözlüğümüzü okumaya başladığını düşünüyorum. özellikle bugünkü yazısından ötürü... gerçi buna böyle denmez elbet, "aklın yolu bir" denir! kim olsa aklına aynı ironi gelir;
    (bkz: abdullah gül ün hüseyin üzmez i affetmesi)
    bugün fazlasıyla değinmiş, iyi etmiş, ellerine sağlık...

    http://www.hurriyet.com.tr/...
    (elpinoras, 18.09.2009 08:40 ~ 08:41)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil