|
|
- fantastik kurgu alanında oldukça başarılı eserleri olan yazardır.
sanatının doruk noktası için
(bkz: adını unutan adam)
- 1948 izmir doğumlu. izmir maarif koleji'ni bitirdikten sonra odtü'de inşaat mühendisliği okudu. 12 mart darbesinin ardında kurulan sıkıyönetim mahkemesinde yargılandı ve tck'nın 141-142. maddelerine muhalefetten 8 yıl ağır hapis, 2 yıl sürgün cezasına mahkum edildi. 1974'te çıkan genel af sonucu mahkumiyeti ortadan kalktı. yazmaya da bu tarihlerde başladı. ilk romanı ıssızlığın ortası 1979 milliyet roman ödülü'nü aldı ama 12 eylül'ü izleyen günlerde solcu ve anti-militarist unsurlar taşıdığı gerekçesiyle yayınlanmadı.
1981-geç kalmış ölü (ıssızlığın ortası'nı izler niteliktedir)
1986-yarım kalan yürüyüş
1989-adını unutan adam
1994-yürek sürgünü
2000-yüz:1981
2002-zamanın manzarası
2004-kusma kulübü
2005-düş kırgınları
- bir kez dinletisine katılmak şerefine eriştiğim, halen um:ag (uğur mumcu araştırmacı gazetecilik vakfı)'da yazma seminerinde ders veren, okunası kitapların yazarı..
yarım kalan yürüyüş isimli romanı 80. adım ismiyle sinemaya aktarılmış olup, 1996 film festivalinde en iyi türk filmi ödülünü kazanmış olsa da bende kendisiyle aynı fikirdeyim, olmamış...
yoğun istek üzerine yazmış olduğu son romanı büyük bir aşk öyküsü olmakla birlikte, hayli çarpıcıdır...
kusma kulübü'nü yayınladıktan sonra dövüş kulübü ile ilgili sorulara muhatap olmaktan nasıl bezdiği ayrı bir konudur...
okunmalıdır, şiddetle tavsiye olunur...
- son kitabı belleğin kış uykusu beynin kıvrımlarında yol alan bir trene binmek isteyenler için son fırsat niteliğindedir.
- 'sanat keşfeder, bilim kanıtlar. yaratıcılığın yolu ise uyumculuktan değil, başkaldırı ve yıkıcılıktan geçer. sanat ise isyana açılan en büyük kapıdır. gerçek soyluluğun ölçüsü ne kanımızın rengi, ne de erdemlerdir; ölçüt edebiyattır, sanattır. insanlığı kötülüğün zalim krallığından, iyiliğin soylu efendisi olmaya ancak sanat taşıyabilir. buna rağmen sanat ve edebiyat hiç bir zaman yüceleştirilmemeli ve ahlâkçı sınırların içine sıkıştırılıp kutsallaştırılmamalıdır. picasso'nun dediği gibi "sanat asla iffetli bir şey değildir," ve iyilikten çok kötülük, sevaptan çok günah kutbuna yakındır. ' demiştir.
- ihtilal dönemi mehmet eroğlu ve kızlı erkekli arkadaş grubu akşam vakti istiklal caddesinde yürürlerken karşıdan gelen polisi görürler. bunun üzerine sevgili ayağına yatmaya karar veren grup çiftler halinde ayrılır. polis doğal olarak grubu durdurur ve içlerinden mehmet eroğlu'na sorar:
polis : nereye lan bu saatte?
eroğlu: abi kız arkadaşlarla gezmeye çıkmıştık
polis: (şüphelenmiştir) müslüman mısınız lan siz?
eroğlu: müslümanız abi.
polis: yürüyün lan karakola. müslüman olan elhamdülillah der.
polis amcam bunları toplar hapse atar. mahkeme günü geldiğinde hakimin karşısında yine mehmet eroğlu vardır.
hakim: nasıl oldu olay.
eroğlu: hakim bey biz istiklal'de arkadaşlarla yürüyorduk polis bey bizi durdurdu ve müslüman mısınız ? diye sordu ve elhamdülillah demediğimiz için buraya getirdi.
hakim: peki kominist misin sen?
eroğlu: elhamdülillah koministim hakim bey.
- mutluluk yerine acıyı yücelten bunuda o müthiş kurgu yeteneğiyle muhteşem yapan 1979 milliyet roman ödülünü orhan pamuk'la paylaşmış yazar.
- 'aşk yüreğimizin en narin ürperişidir.'
- "sakın çocuğum olmaya kalkma," dedi,beni bekliyormuş gibi."tanrı hepsini bir bir öldürüyor."acısını böyle bir dizeye dönüştürebilen adama ne diyebilirim ki? "galiba aramızda kan davası var...ama azrail’ini gönderdiğinde apışıp kalıcak.ona hiç bir şey bırakmayacağım.içimi bomboş bulacak.toprağına girmeden her şeyimi boşaltacağım..."
kusma kulübü kitabından
- bir kitabını okumayı mütakiben, diğerleri hakkında epey bir bilgi edinebilinecek, tema açısından darlanma yaratan kitapların yazarı.
ana karakterlerin neredeyse hepsi, sonugelmez bir depresiflik hali, bir uçsuz bucaksız sorgulama seansı, bir saplantılı aşk üçgenine sahiptir.
en başlarda gayetiyle ilgi çekici gelir. her cümlenin altını çize çize okuyası gelir insanın, o derece beylik ve de feylesofik vecizelerle örülüdür gibi gelir nerdeyse her cümle. fakat ortalama 250 küsür sayfalık olan bu kitapların ortalarına geldiğinizde ise, artık '' bi yeter da ya '' bunaltısı yaşamaya başlarsınız. çünkü, bu karakterlerin bunalımları da, sorgulamaları da, mutsuzlukları da bir türlü somut bir nedene dayandırılmaz. soyut kavramlar ve suni ikilemler pençesindeki bu karakterlerden gitgide soğumaya ve kitabı adet yerini bulsun diye sonuna kadar okumaya kasarsınız.
geriye de sadece sebepsiz bir darlanmışlık hali kalır zihinde.
- eskiden umagda yazarlık dersleri veriyordu. şu an devam edip etmediğini bilmiyorum. yalnız hep merak etmişimdir; o derslerde ne anlatır, öğrenciler ne yapar?
aynı zamanda geçen senelerde yayınlanmakta olan çemberimde gül oya dizisindeki ana karakterlerden birinin adıdır.
- "... çünkü acı çekmek, bize insanları, nesneleri ve durumları, en çok da kendimizi duyumsayıp kavrama yeteneği verir..." diyen, dostoyevski hayranı yazar.
(closer, 25.01.2008 01:55 ~ 01:56)
- kitapları aforizmalarla doludur.yaşayan en iyi yazarlarımızdan biridir.hakkettiği ilgiyi görmediğini düşünürüm zaman zaman.
- bir kadeh rakı en güzel onunla içilir demek isterdim ama hiç içmedim onunla. bütün kitaplarından bi çıkarım yaparsam bu konuda büyük ihtimal içilesidir.
- (bkz: zamanın manzarası)
|