lise yıllarında aynı sıraları paylaştığım biraz psikopatımsı, sevecen aynı derecede barışçıl kişi. aynı zamanda elektroteknik konusunda tek rakibimdi.
o zamanlar laylaylom lise havası içerisinde bu sessiz kişiliğe güdük necmi muamelesi yapan birileri de vardı tabii ...bendeniz.
her derste konulardan böceklerle ilgili espriler çıkartmak ve bunları sınıfta sesli hale getirmek görevi de..tek parolam vardı
*
mehmet böcek'le sürekli birlikte olmamız ayrı bir eziyet, özel bir işkenceydi onun için aynı zamanda zevk de alıyordu sanırım bu mazoşist herif. her espri yaptığımın seferinde de
* şeklinde başlar fakat terbiyeli bir çocuk olduğu için devamını da getiremezdi.
hiç unutmuyorum bir defasında olayı o kadar abarmıştım ki bir gazetede bir reklam vardı bir sürü böcek dolu bir sayfa ve ortasında bir elektrikli süpürge... kesip okula getirmiş tahtaya asmıştım.
yıllar sonra paso almak için karaköy'e gittiğimde karşılaştık. geçmişin verdiği şarap tadının içimizde yarattığı kekremsi aromayı yüzlerimize yansıtırken bulduk birbirimizi.
zaman ikimizi de olgunlaştırmış o delilikler geride kalmış, yerini yeni delilikler almıştı.
öpüşüp koklaştık. kadınlardan konuştuk. hayatın anlamına hafif bir teğet yaparken konuşmamızı sonlandırırken içimizi saran o değişik gelen burukluk ve bir daha görüşür müyüz acaba, arar mıyım ben onu? aramalı mıyım? soruları kafamızı meşgul ederken merdivenlerin bize yardımcı olmadığını ve bittiğğini gördük.
zaman kimin pezevengidir bilmiyorum ama bize farklı yaklaşmıştı...