ikinci cumhuriyetçi yazarımsı. kendisinin kitaplarını okumamış olmamama karşın liberalizm ve demokrasi hakkında ve zamanının ingiliz muhipleri cemiyeti gibi ab destekçiliği yaptığı programlardan izlemişliğim vardır. ancak 15 nisan 2006 tarihli sabah gazetesinde "türkiye aslında 26 yaşında..." başlıklı yazısını okuyunca artık sözün bu arkadaş için bittiğini anladım. ağzımı bozmamak için sözü yine nihat genç'e bırakıyorum:
(bkz: terbiyesiz adamlar)
(bkz: bu adamlara küfretme hakkım var)
ve son olarak tam da bu arkadaşı niteleyen sözü ile
(bkz: zengin sofralarının zangocu)
istanbul üniversitesi iktisat fakültesi hocalarındandır.derslere genelde asistanı murat'ı gönderir,derslere katılımı genelde ön saflardan seçilmiş sıralardan gerçekleşir.öğrencileri ezici bir havası vardır.türkiye'deki orta ve ilköğretim kurumlarını ezeyim derken,bilerek ya da bilmeyerek,sevgili öğrencilerini ezip durur.televizyondaki programında büründüğü uysal kedi havası sınıfta erkini kullanmaya çalışan kişi havasına dönüşür.yeterince sevimli değildir.
bunca eleştiri getirirken eğitim sistemine,bugüne kadar herhangi bir iyileştirme çabası da görülmemiştir...
23. dönem milletvekillerinin yemin törenine ilişkin görüşleriyle beni yine şaşırtmamış avrupa birliği hayranı yazar,öğretim üyesi kişisidir.yemin töreninde bahsi geçen atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma sözünü çarpıtmış,yine işin içine avrupa birliğini sokmuştur.efendim neymiş,avrupa birliği evrensel standartlarına göre,atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olma sözü demokrasiye uygun değilmiş.atatürk ilke ve inkılaplarında (bkz: altı ok) demokrasinin yeri yokmuş,bahsi geçen yemin kemalizm yanlısı bir yemin ve demokratik bir yemin değilmiş,bu durumda yemini eden milletvekillerimiz bu görüşe göre bir bakıma kendilerini chpli sayıyorlarmış.yani savunduğu düşünce atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma sözünün yemin metninden çıkarılması gerektiği.fakat mehmet altan'ın kaçırdığı bir husus var.bu yemin de demokrasi sözü atatürk ilke ve inkılapları sözünden önce geliyor,şöyle ki;
“devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ve anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
ben oy kullanan bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak demokrasimize karşı bulunan tehlikelerin içinde atatürk inkılaplarının bulunduğunu düşünmüyorum.açıkçası edilen yeminlere bu vekiller ne kadar bağlıdır,orayı tartışmanız gerekirken özellikle bir cümleye takmanızın arkasında başka şeyler arıyorum mehmet altan.atatürk kelimesi geçen her cümleye bir kulp takmanın manası yok.her iki kelimeden birinde avrupa birliğini kullanmanın da bu ülkeye bir faydası yoktur,aksine zararı vardır.bu tür görüşlere sahip bir insanın üniversitelerde öğretim üyeliği yapmasının gelecekte ülke refahını sağlayacak vatansever gençlere pek bir yararı olacağını düşünmediğimi söyleyerek sözlerime son veriyorum..
demokrasiyi yenenlerin yenilenlere tecavüz etme özgürlüğü olarak algılayan armut tipi ampul zihniyetli şahıs. hani aydın diyemiyorum, ampul de aydınlatabiliyor icabında belli bir çevreyi.
sorosçu , hükümet yalakası, bu toprağın insanı olmadığını kurduğu her cümleyle bizlere kanıtlayan sözde aydınımız.bir diğeri ve benzeri için (bkz: mehmet barlas)
vatansever nutuklar atarak zaten alkışlamaya hazır ve nazır bir millete birnebzeolsun soru sormayı ve soruların altına imza koymayı öğretmekte olan cesur yazar...
"matadorun ölümü" adlı deneme kitabı okunmalıdır ancak "matadorun ölümü" adlı deneme mutlaka okunmalıdır.
yazdıklarından da anlaşılabileceği gibi iyi bir yazardır.
ilhan selçuk' la hasan cemal için anlatılır. anlatanların yalancısıyım, ilhan selçuk hasan cemal' e hangi konuda yazacağını söylermiş. hasan cemal yazıp gelirmiş, sonra hasan cemal' in yazdıklarını tartışırlarmış. bu tartışma sonucu ilhan selçuk, hasan cemal' e yazdığı konuda nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğini anlatmış olurmuş. çizgisi belirlenen ve aydınlanan hasan cemal gider, tekrar yazarmış. en sonunda ilhan selçuk okur, genişletmesi, ekleme ve çıkarması gereken yerleri ve bunları neden yapması gerektiğini izah edermiş. hasan cemal bu sürece daha çok tehatti, düşünsel tartışma demekte.
bence mehmet altan, hasan cemal' den daha iyi bir yazar. yazması gereken konuya, duruşuna ve içeriğine dair açıklama ve aydınlatılmaya ihtiyaç duymadan otomatik pilota almış yazıyor.
her yeni başlıkta sayfanın sağ yanında görmekten sıkıldığım şahsiyet. (bkz: adana çık aradan) demekten bıktım. üstelik sorguladığım başlıktaki yazılardan önce o'nun yüzü beliriyor. tamam, biricik sözlüğümüzün para kazanması gerek ama benim de bir keyfim var yahu, kaçıveriyor işte..
istanbul üniversitesi'nde avrupa birliği yüksek lisans programında iktisadi analize giriş dersleri veren akademisyen. ne yazık ki, ders saatleri nevhis deren yıldırım hocanın ab'de fikri hukuk ve parka patent hukuku'nun güncel sorunları dersi ile çakışıyor. aslında bir taraftan kendi adıma ne mutlu ki kendisinin dersini seçemedim. çünkü sırf kendisini anlayabilmek adına, o dersi seçebilir ve hukuk fakültesi birinci sınıfta aldığım yüzeysel iktisat eğitimi ile dersinde fena halde başarız olabilirdim. öğrencilerine her hafta bir kitap inceleten ve derslerde gerçekten zorlayan ama sonunda gerçekten çok şey öğrenebileceğimiz bir hocaymış kendisi. her zaman içimde ukte kalıcak galiba dersini alamamak.
''kürtler şeytan soyundan mı'' adlı kitabın yazarıdır.
kitabta yazılanlar 10 yıl önce uygulansaydı türkiye şuan bu durumda olmazdı diyecek kadar kendinden emin bir insandır.
anti militarist mi? akepe sever mi? açıkçası anlayamadım.bugün genelkurmayın açıklamasının ardından öyle bir açıklama yaptı ki sanki dişler dışarda vahşi bir boğaymış gibi geldi bana mehmet altan bugün.. bir gazetecinin, alenen iktidarı yükselten yazılar yazan bir gazetede başyazar olması dahi bu seviyede sert bir üslüpla türkiyenin avrupa standartlarının üstündeki tek kamu kuruşuluşunu (belki çoğunuz bu fikire katılmıyor olabilirsiniz fakat tsk avrupadaki benzerlerinden gömlek gömlek üstün) eleştirmesi bence hoş değil...
not: hayatımın hiçbir evresinde bu iktidarın yaptıklarının doğru olduğunu bana hiçbir güç söyletemeyecek.. fakat yukarıdaki yazıyı yazan kişi olarak şunu da söyleyebilirim.. bu ülkede bu iktidara dahi olsa bir darbe yapılacaksa onun karşısında olacağım.. belki alenen, belki fikren..