merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

mefailün mefailün mefailün mefailün

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. bir aruz kalıbı. bestelenmeye çok uygun olması ve sahip olduğu güçlü ahenk sayesinde çok fazla kullanılmış, genelde bu vezinle gazel yazılmıştır. aynalı vezinlerdendir. hatta, doğru bir şekilde, ustalıkla kullanılıyorsa, musiki için en uygun olan aynalı vezin budur. uygulanışı; noktalar açık, çizgiler kapalı heceleri göstermek üzere;
    .--- / .--- / .--- / .--- şeklindedir.

    çok önemli not: bu veznin cüzleri "mefailün (.-.-)" değil, "mefâîlün (.---)" dür. sözlük, yapısı itibariyle başlıkta şapka kabul etmediğinden, "mefailün mefailün mefailün mefailün" veznini de ayrıca bu başlık altında inceleyeceğiz. ikisi de aynalı vezin olmakla beraber, ahenkleri oldukça farklıdır.

    bu kalıpla yazılmış çok fazla şiir bulunmakla birlikte, fuzuli'nin

    "perîşan-hâlin oldum sormadın hâl-i perîşânım
    gamından derde düştüm kılmadın tedbîr-i dermânım
    ne dersin rûzigârım böyle mi geçsin güzel hânım
    gözüm cânım efendim sevdiğim devletli sultânım" diye başlayan ünlü murabba'ı ilk akla gelen örnektir.

    fakat, daha anlaşılır ve daha okunabilir olması adına, tam bir aynalı vezin formatında yazılmış olan, bu veznin çok iyi işlendiği yeni bir şiiri, günümüzde yazılmış bir gazeli örnek verelim.


    gidenler gitti, sen kaldın, vefâsız yârı beklersin...
    ne buldun sâhi dünyâdan, dönüp tekrârı beklersin?

    zaman bir bitmeyen çölmüş, ölenler ölmeden ölmüş
    ve zâten ölmemek zülmüş, neden inkârı beklersin?

    gönül bir at, zaman gemdir; o gem her derde merhemdir
    ne azgın bir cehennemdir; ne hâlâ nârı beklersin!

    bu dem bir çağrıdır hak'tan, kaçılmaz emr-i mutlaktan
    hayat bir başlar imsaktan, ve hep iftârı beklersin...

    ki sonsuzluk umardın sen, ne gördün sanki ömründen?
    gönül, sahrâda kışlarken, gül-i ruhsârı beklersin...

    musallâ çok uzak sandın, ve aldandıkça aldandın
    edîbî, çok yaman yandın, nasıl gaffâr'ı beklersin... (edîbî)


    veznin yapısal kimliği hakkında daha fazla bilgi için;
    (bkz: takti)
    (bkz: aynalı vezin)
  2. bir başka aruz kalıbı. yazılışının oldukça zor olması ve bu vezne uygun kelime bulmanın türk dilinde çok da kolay olmaması, nihayet türkçe'nin kök ve ek formuyla da uyuşmaması nedeniyle, klasik türk edebiyatı'nda çok az kullanılmıştır. bir açık, bir kapalı, bir açık, bir kapalı... yapısıyla, adeta okurken kulakta bir çocuk tekerlemesi tadı bırakması da, osmanlı'nın o ağırbaşlı şairleri için, bu vezinden kaçınma sebebi olmuştur. aynalı vezinlerdendir. uygulanışı; noktalar açık, çizgiler kapalı heceleri göstermek üzere;
    .-.- / .-.- / .-.- / .-.- şeklindedir.

    bu vezinle yazılmış bütün şiirlerin en ünlüsü, (sanırım) tevfik fikret'in hân-ı yağma şiiridir. zaten fikret de bu şiiri alay etmek için, ciddiyetsiz bir havayla yazdığından, vezin gayet iyi gitmiştir.


    bu sofracık, efendiler - ki iltikâma muntazır
    huzûrunuzda titriyor - şu milletin hayâtıdır;
    şu milletin ki muzdarip, şu milletin ki muhtazır!
    fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

    yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin,
    doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
    yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
    şu nâdi-î niam, bakın, kudûmunuzla müftehir!
    bu hakkıdır gazânızın, evet, o hak da elde bir...

    yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin,
    doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say:
    haseb, neseb, şeref, şataf, oyun, düğün, konak, saray;
    bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
    bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

    yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin,
    doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
    gurûr-ı ihtişâmı var, sürûr-ı intikâmı var.
    bu sofra iltifâtınızdan işte âb u tâb umar.
    sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

    yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin,
    doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    verir zavallı memleket, verir ne varsa: mâlını (mâlini okuyunuz)
    vücudunu, hayatını, ümidini, hayâlini
    bütün ferâğ-ı hâlini, olanca şevk-i bâlini.
    hemen yutun düşünmeyin harâmını, helâlini...

    yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin,
    doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    bu harmanın gelir sonu, kapıştırın gider ayak! (giderayak diye ulamayın)
    yarın, bakarsınız söner, bugün çıtırdayan ocak!
    bugünkü mi'deler kavî, bugünkü çorbalar sıcak,
    atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

    yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin,
    doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
  3. 16 lı hece kalıbı olduğu için bulunması en kolay kalıptır.
    sevilir ve sayılır.