medeniyet 

adana çık aradan

  1. uygarlık
    (lethe, 29.09.2004 21:40)
  2. 'maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz
    medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz'

    mehmet akif ersoy
    (easy company, 07.09.2005 22:57)
  3. herhalde bundan güzel tarif edilemezdi. imam-ı rabbani müceddid-i elfi sani hazretleri buyuruyorlar ki; medeniyyet; tâmir-i bilâd ve terfih-i ibâddır, yâni beldeleri îmâr etmek, binâlar, fabrikalar yaparak, memleketleri kalkındırmak ve fenni ve her çeşit gelirleri milletlerin hürriyetleri, râhat ve huzûr içinde yaşamaları için kullanmak demektir.bütün insanları rûh, düşünce ve beden bakımlarından râhat yaşatmaktır. medeniyet, yalnız ilim ve fen demek değildir. ilim ve fen, medeniyyet için, ancak bir âlet bir vasıtadır. ilimde, fende çok ileri olan milletlere, fen vâsıtalarını ne yolda kullandıklarını incelemeden medenî demek büyük gaflettir. pek yanlıştır. fabrikaların, motorlu vâsıtaların, gemi, tayyâre, atom cihazlarının çok olması, gözleri kamaştıran yeni buluşların artması, medeniyeti ve medenî olduklarını göstermez. bunları medeniyet sanmak her silâhlıyı gâzi, mücâhid sanmaya benzer. mücâhid olmak için en yeni harp vâsıtalarına mâlik olmak lâzımdır, fakat, bunlara mâlik olan, eşkıyâlık da yapabilir. medenî insan ve medeniyyet sâhibi toplum olmak için islâmiyet; îmân, ibâdet, iş, ahlâk ve cemiyet hayâtında uyulması gereken her şeyi bildirmiştir. bunlar; allahü teâlânın bildirdikleri, peygamberimiz muhammed aleyhisselâmın öğrettikleri, eshâb-ı kirâmın naklettikleri ve islâm âlimlerinin açıkladıklarıdır. insanlığın bunaldığı her şeyin, çözüm ve çâresi bunların içinde vardır.
    (karahisari, 17.04.2006 20:57)
  4. yalnızca musluktan su akması ya da yaşanası evler değil,kültüre ulaşma ve hatta 'temiz bir vicdanla sevebilme ' hakkı..
    (grace, 28.05.2006 12:41)
  5. mecaz anlamda amerika

    (bkz: külahım gelsin anlatırsın)
    (punkberk, 11.01.2007 22:10)
  6. (bkz: civilization)
    (madalyonun güzel yüzü, 12.05.2007 13:58)
  7. tanrıları (sine qua non'ları), en temel varsayımları, en kritik kabulleri berhava edilip yıkılmadıkça alaşağı olması düşünülemeyecek entitedir.
    (lord of the words, 06.07.2007 09:43 ~ 09:44)
  8. ilerleme sanrısı. ilkel insanın üzerine hiçbir şey koyamayan, attığı hiçbir adım doğasından uzaklaşmasından başka bir işe yaramayan insan evladının aczini örten şaaşalı kelime.
    (draffut, 16.08.2007 02:13)
  9. geniş anlatımıyla medeniyet ya da uygarlık; bir topluluğun, bölgenin veya ülkenin bütün bir her şeyi demektir. bu da aşırı geniş oldu. dur açalım.

    medeniyet içerisine bir alandaki bütün her şeyi katarsınız; insanların dil, din, ırk, örf ve adetler, yaşayış şekilleri, değer yargıları, ortak davranışları, kültürleri, kaç çeşit insan olduğu ve bütün özellikleri. aynı zamanda o yerin yönetim şekli, ideolojisi, eğilimleri, kanunları, baskın öğeleri, bütün kurumları, bunların karakteri vs vs...

    aynı zamanda bir "düzen"'e medeniyet diyebilmek için o düzen'in, üstte tarif ettiğim her şeyine bir karşılık bulunabilmesi, sabit özelliklerinin bulunabilmesi ve kendi bünyesinden maddi ve manevi alanda üretim yapabilmesi de gerekir.

    bu yüzden sanıldığının aksine medeniyet sadece teknik olarak gelişmiş, salt özgürlük ve adalet olan, ordusu güçlü ülke veya ülkeler topluluğu anlamına gelmez.

    aynı zamanda bir medeniyet, illa harika bir şey olmak zorunda da değildir. kendine hastır. iyidir ya da kötüdür, o medeniyeti ilgilendirir.

    örneğin roma bir medeniyettir. büyük iskender bir medeniyettir. mısır bir medeniyettir. iran bir medeniyettir. araplar kendi çaplarında bir medeniyettir. batı avrupa ve orta avrupa kendi içinde birer medeniyettir. çin bir medeniyettir. türkler bir medeniyettir. amerika kıtasında bir medeniyet yoktur. afrika bir medeniyet kurmayı başaramamıştır. yahudiler'e bir medeniyet demek zordur ama bunu yahudi uzmanı gibi bir sonuca da bağlayamam. anadolu ve mezopotamya da çok eski tarihte belli bir süre için medeniyet olabilmiştir.

    dikkat edilirse medeniyet tanımlarımın içinde genellikle ülke veya millet isimleri belirttim. (millet, ırkın arapçası değildir arkadaşlar) ancak sadece anadolu ve mezopotamya bir coğrafi bölge anlamındadır.

    peki medeniyet tanımı daha rahat nasıl kavranır? medeniyet topraktır. kültürse bir takım tohumlardır.

    bir kültür, pek çok medeniyette görülebilir. ama her birinde farklı ürünler verecektir. kimisinde rengarenk ve mis kokulu çiçekler çıkaracak, kimisinde meyve verecektir. ama kimisinde de dikenli çalıdan başka bir şey vermez ve hatta bazılarında toprak yüzüne bile çıkamaz.

    temel olarak her medeniyet önce bir kültür (veya yakın kültürler) üzerine kurulur ve sonrasında medeniyet artık yerleşince de medeniyet kendi kültürünü çıkartır. en güzeli de budur zaten. her medeniyetin kendi kültürünü doğurması, o medeniyetin insanı için en iyisidir.

    şu anda ülkemizde kendi medeniyetimiz yoktur; sadece tarihimizdeki medeniyetin izlerini içermekteyiz ve kültürümüzü barındırmaktayız. ama buna karşın mirasını aldığımız medeniyette yeşermesi pek mümkün olmayan bir kapitalist kültür yetiştirmeye çalışmaktayız. daha doğrus türk kültürü ile kapitalist kültürü, kapitalist medeniyet üzerinde beraber yetişmeye zorlamaktayız. fakat yetişmiştir. ancak dikenli çalı çıkarmıştır. buna karşılık avrupa medeniyetinde çok olumlu sonuçlar vermiştir. biz de zannediyoruz ki onlara katılınca çok iyi olacağız. halbuki kendimize has bir şeyler geliştiremiyoruz.

    örneğin, kültürü oturmuş olan güçlü bir medeniyete yeni bir kavram, varlık veya olgu geldiğinde, söz konusu olan medeniyet bu yeni gelen şeye uyum sağlamaz; aksine, yeni gelen şeyi kendine uyarlar. daha da kaliteli bir medeniyet o yeni şeyden ilham alır, o yeni şeyi dışarda bırakıp, aldığı ilhama göre yeni bir şey yeşertir ve bu yeni şeyi önceki şeylerin arasına katar. bu olay için domates, patates ve çay örneği çok yakışır. fatih sultan mehmed ne domatesli bir salata yedi ne de patates kızatması ya da haşlanmış patates yedi. çünkü bunlar amerika'dan gelen bitkilerdir. ama bu bitkilerin geldiği dönemde medeniyetimiz öylesine kendine has bir şekilde oturmuştu ki, bu yeni gelen şeyleri çok başarılı bir şekilde "iç" öğemiz haline getirdik. bunlar üzerinden yeni kültür öğeleri yeşerttik. yemeklerimize girdi, salatanın demirbaşı oldu domates. salçasını çıkardık. köylere kadar girmiş bir öğe kesinlikle artık kültürdür ve medeniyetin bir parçasıdır. aynı şekilde bundan 150 sene önce bu ülkede kimse ince belli bardağa tavşan kanı çay koyup içmiyordu. belki yerel olarak üretim ve kullanım vardı ama o kadar. fakat ülkeye girişinden sonra yine bizim medeniyetimizin mirası sayesinde bugüne kadar yerleşen bir kültüre dönüştü.

    işte medeniyet ve kültür arasındaki ilişki böyledir. medeniyet topraktır, kültürse bitki. her bitki, bir takım topraklarda farklı şekilde biter.

    şu anda medeniyetimiz kapitalist medeniyettir. ancak üzerinde yüzyıllardan kalma türk kültürünü yetiştirmeye çalışmaktayız. kültürümüz değişmez. en ufak davranış örneklerinde bile görülür. ama bu kültür, mevcut medeniyette adeta radyasyon yemiş anneden doğan çocuk gibi çarpık ürünler vermektedir. çikita muz'dan tutun da başlık parasına kadar.
    (hell guardian, 11.09.2007 00:56 ~ 01:05)
  10. medine'den türediği söylenmektedir. toplumların birlikte yaşamalarından yani şehirleşmelerinden oluşmuş bir kavramdır. dolayısıyla belli bir kültürün oluştuğu ve birlikte yaşamanın kurallarına uyan toplumlarda medeniyet vardır. temeli kişi hakkına saygıdır.

    eğer bir toplumda kadın ya da erkek söz sahibi değilse o toplum medeniyetten uzak bir toplumdur. bilindiği üzere bazı afrika kabilelerinde kadının söz hakkı varken erkeğin söz hakkı yoktur ya da bazı doğu toplumlarında kadının söz hakkı yokken erkeğin söz hakkının olması söz konusudur. dolayısıyla bu iki toplum örneğinde de medeniyet yoktur. her ne kadar teknolojiyi kullanmış olmayı medeniyetle bağdaştırsalar da medeniyetin olduğu iddaa edilemez.

    öte yandan medeniyet sadece batıya ait bir kavram da değildir. nedense medeniyet dendiğinde batılı ülkeler, medeni dendiğinde batılı insanlar akla gelir. bu dogru değildir. çünkü medeni gözüyle baktığımız ülkeler kendi insanlarına gösterdikleri saygıyı diger ülke insanlarına göstermemektedirler. medeniyette çifte standart söz konusu değilken çoğu batı medeniyeti bu yapıdadır.

    doğu medeniyetinin ise tarihsel açıdan bakıldığında batıda gösteriş medeniyetinin zerresi dahi yokken tavan yapmış bir durumdaydı. zaten batının medeni bir seviyeye ulaşmasında doğu medeniyetinin yadsınamaz bir payı vardır. peki bu durumda neresi medenidir? medeni olan bir ülke ya da toplum yok mudur? bana kalırsa medeniyeti teknolojiyi kullanmak olarak alırsanız vardır. hemde fazlasıyla fakat kişilerin özel yaşamına, düşüncelerine saygılı olmayı medeniyet ölçüsü olarak sayıyorsanız ne yazık ki medeni bir toplum yoktur.
    ne ben medeniyimdir ne de siz. zira hangi birimiz komşumuzun rahatsız olacağını düşünerek müziğin sesini kısıyoruz ya da açmıyoruz veya hangi birimiz birinin ürettiği yapıta ya da yaptığı işe hakaret etmeden, saygısızlık etmeden eleştirebiliyoruz. bence birçoğumuz yapamıyoruz. bunun en basit örneğini bazı başlıklara yazılan girileri okuyarak görebiliriz.
    (elem i mucevher, 04.12.2007 13:16)
  11. mehmet akif ersoy un hiç hoşlanmadığı ucube yaratık. insanı vahşilikten uzaklaştıramayan oluşum. "tek dişi kalmış canavar."
    (ahmak ı hayal, 04.12.2007 13:34)
  12. özgür irademizin öte yakasındaki kıyı şeridi, bazılarımızı korkutandır;

    http://www.youtube.com/...
    (skuba, 16.12.2007 22:02)
  13. bir arada yaşama sanatıdır.* ne kadar çok insanı bir arada, ne kadar çok yüksek mutluluk, kültür, rahatlık ve eğitim seviyesinde bir arada tutabilirseniz o kadar medenisinizdir. yani o kadar ileri bir toplum sanatçısı olursunuz.

    toplum sanatıdır. her milletin harcı olmamıştır ve muhtemelen yine belli sayıda miletin harcı olacaktır.

    ekleme olarak da; medeniyetin nasıl olacağına dair bir tanım yoktur ve olamayacaktır. söz konusu milletin zihnine, mantığına, zekasına, estetiğine, kültürüne vs... bağlıdır.

    günümüz için örnek vermek hem yanlış hem de eksik olacaktır. ama bundan 1000 yıl evvel için konuşabiliriz.

    - bir italyan için (keza bu ital dilini konuşan kişi demek) medeniyet venedik'in, roma'nın sokakları, evleri, bitmek bilmeyen sıra sıra binaları, dev yapıları, insanların yavaş ve müzikal bir şekilde hareket etmesi, sanat demektir.

    - bir türk için, koskocaman bir coğrafyada, milyonlarca insanı tek bir beyin merkezinden sanki büyük bir kuş sürüsünün aynı anda saniye ve milimetre şaşmadan havada yön değiştirmesi, dansetmesi, hepsinin eşit ve mümkün olan en yüksek şartlarda yaşamasının sağlanmasıdır ve bunun yönetilmesidir.
    (hell guardian, 24.12.2007 23:30 ~ 23:36)
  14. bir yerde bir tanımı yapılmış, "uçak geçtiği zaman kafasını kaldırmayan bir ülkeye medeniyet gelmiş demektir." diye.

    yalnız anasını satiyim beni ne etkileyen bir söz olmuş bu. eskiden tüm havayolu şirketlerini logolarından tanıyan benim gibi uçak manyağı bir insanı kaldırım taşlarına esir etmiş. yeri göğü sesi ile inleten uçağa içimdeki önlenemez bakma isteğini en abazanım diyen abazanın şehvetinden bile daha büyük bir tutkuya dönüştürmüş.

    aha bir tane daha geçiyor.... o ne lan bok böceği mi?
    (hansvoralberg, 21.04.2008 21:52 ~ 21:53)
  15. genelimize sadece tek dişi kalmış canavardan fazlasını hatırlatmayacağını düşünmeye utandığım kavramdır.
    (floydian, 21.04.2008 21:58)
  16. melih cevdet anday şiiri;

    "şu haline bak da utan
    ne okuma bilirsin ne sayı
    ne üstünde var ne başında
    ne midende ne kursağında
    bari gel de görgünü artır
    medeniyet öğren ayı*
    yemek masası nedir, peçete nedir,
    çatal bıçak nedir gör!
    giymek şart değil ya
    ayakkabı gör, gömlek gör,
    ingiliz kumaşı gör, naylon çorap gör,
    jartiyer bile görsen faydası var.
    tarak deyip de geçme
    saçını tara da gör
    kafan nasıl işlemiye başlar
    kanalizasyon gördün mü sen hiç?
    gel de kanalizasyon gör
    yemek şart değil ya
    döner kebap gör, su böreği gör
    ekmek gör be ekmek
    ne görsen faydası var!"
    (cherry on baby, 22.05.2008 17:30)