|
|
- büyük bir grafik sanatçısı hatta grafik sanatının temelini atan insanlardan. şiirleri de vardır ama temel özelliği bolşevik partinin afişlerini adeta bir sanat eseri olarak algılayıp sanatını kitleyi bilinçlendirmenin bir aracı olarak kullanmış olmasıdır.
- kimsenin son mektubunu yazmamasına şaşırdığım, sovyet şairi;
hepinize!..
işte ölüyorum. kimseyi suçlamayın bundan ötürü. hele dedi-
kodudan, unutmayın ki, merhum nefret ederdi.
anacığım, kardeşlerim, yoldaşlarım! bağışlayın beni. iş değil
bu, biliyorum (kimseye de öğütlemem),ama benim için başka bir çı-
kar yol kalmamıştı.
lili, beni sev.
hükümet yoldaş! ailem : lili brik, anam, kız kardeşlerim ve
veronika vitoldovna polonkaya' dan ibarettir. yaşamlarını sağlarsan, ne mutlu bana..
bitmemiş şiirleri brik'lere verin, ne lâzımsa onlar yapar.
"bir varmış bir yokmuş" derler hani :
aşkın küçük sandalı hayat ırmağının akıntısına kafa tutabilir mi!
dayanamayıp parçalandı işte sonunda...
acıları mutsuzlukları karşılıklı haksızlıkları
hatırlamaya bile değmez:
ödeşmiş durumdayız kahpe felekle.
ve sizler mutlu olun yeter.
edit: kimse unutmamış, buradan saygılar. (bkz: son mektup/6)(eardur, 06.03.2006 16:53 ~ 09.04.2006 20:00)
- anlaması zor şairlerdendir
ekimden sonra devrimi desteklemiştir
- vladimir mayakovski, rus şair.
1893 yılında gürcistan'da doğdu. okuma yazmayı kendisi öğrendi. 1905 devriminde bolşeviklerle beraber mücadele etti. 1906 yılında moskova'ya giderek orada resim dersleri aldı. 1917 ekim devrimine destek vererek devrimin sanatsal açıdan da gerçekleşmesi amacıyla büyük çaba harcadı.
1925 yılında yakın dostu sergey yesenin'in intihar etmesini eleştirdi. ancak 1930 yılında, tutkuyla bağlı olduğu lili brik'i ve ailesini sovyet hükümetine emanet ettiğini belirten mektubunu yazarak, silahla intihar etti.
- intihar edip kolay yolu terih ettiği için eleştirdiği yesenin (bkz: sergey yesenin) gibi intihar ederek yaşamına son vermiş rus fütürist şairi. intiharından sovyet edebiyatını sosyalist gerçekçi çizgiye oturtmaya çalışan hükümet ve onun resmi "sanatçıları" sorumlu tutulmuştur.intiharını ve devrimci sanata (!) ihanetini eleştiren nazım hikmet 'i sonraları derinden etkilemiştir.
(bkz: fütürizm)(aytok, 30.03.2007 20:24 ~ 20:26)
- keder
rüzgâr, umutsuz, boşuna
dövünüp durdu insafsızca.
karartarak damlayan kanı
ürpertip damların omurgasını.
ve bir yalnızlık düşkünü yine
doğdu dulkalmış ay gecede.
- her şeyi hayal edebilirim
mayakovski'den başka
bin dokuz yüz otuz yedi yılında.
ne olurdu diye düşünüyorum
vurup öldürmeseydi şu tabanca?
hayatta kalsaydı?
yatışıp uslanır mıydı acaba?
düzeltir miydi kusurlarını?
boyun eğer miydi nefret ettiği şeylere?
belki de uzaklara giderdi,
üzgün,
sessiz,
dişleri sıkılı,
her gece bilinmez yerlere
sürüklenip
kurşuna dizilirken bolşevikler
kara çukurların başında.
hayır! çelik gibi, karşı koyardı
mahmuzlarının üzerinde doğrulup, patlatırdı
yalvaç yıldırımını,
"en iyi ve en yetenekli" olan onu
ölüler dünyasında,
halk düşmanı ilan ederlerdi
canlılar dünyasında.
hedefi bulmasaydı kurşun,
umursamazdı şanı ve şerefi
ve birçokları gibi sadık kalıp namusuna
taşıyıp çağı omuzlarında,
olmazdı teslim,
boyun eğmezdi.
insan kaçakçıları gibi,
alıp götürürdü bizi ön saflara.
ömrü boyunca yaptığı gibi,
mayakovski çağırıyor bizi
savaşmak için
yaşamaya.
yevgeni yevtuşenko
- filme çekilmesi için yazdığı ne var ne yok adlı senaryo kitabının önsözünde sinemanın onun için neler ifade ettiğini;
sizin için sinema bir gösteridir
benim içinse hemen hemen bir dünya görüşü
sinema devinimin iletimidir
sinema edebiyatın yol açıcısıdır
sinema kabul görmüş estetiğin yıkıcısıdır
sinema yürekliliktir
sinema amatör ruhtur
sinema işlevsel olarak düşünceler yaratır
lakin sinema artık hastadır
gözleri kapitalizmin altın tozu ile kör edilmiştir
kumarbaz yapımcılar, sinemayı istedikleri şekilde yönlendirirken sıradan ve acıklı öykülerle yürekleri sızlatarak üst üste para destekleri yığmaktalar
artık sona ermeli bu
komünizm sinemayı bu vurguncuların ellerinden kurtarmalıdır
fütürizmse yerleşik ahlakın ve çarkların hantal işleyişinin durgun suyunu buharlaştırmalıdır.
yoksa amerikan ithali zırvalıklara ya da mayakovski'nin yaşları dinmeyen gözlerine mahkum olacağız
ilki can sıkıcı diğeri daha da beter.
şeklinde anlatan şair. aynı yazıyı şenol erdoğan'ın sinema manifestoları kitabının ilk bölümünde bulmakta mümkün.
- "uzat elini bana! işte göğsüm. dinle, bir vuruş değil, ama bir ah; bir aslan olan sen evcilleştirildin eniğe. tedirgin ediyor bu beni. pek çok, binlerce ton dinleniyor şaşkın derisinde başımın. aşağı indiriyorum seni kürsüden. söyle erinçsiz kılıyorsam. sıkıyor mu elim? acıtıyor mu? bağışla beni. senin gibi benim de sonsuzluk önümde. ne olur o zaman kaybetsek bir iki saat ? bırakın su gibi gidelim ileri, bahar gibi tasasız ve özgür! gökte gider ay öyle diri, görkemli, tek başına kendi tehlikesiyle. serbestim şimdi ben aşktan ve afişlerden. karasevdalı derisi gibi dışarı uzanık, uzanmış ayı pençeliyor parketi. kolay denetlemesi düz olmadığını dünyanın otur yalnız kıçının üstüne ve kay gitsin...hayır! kendimi kaptırmayacağım karasevdaya, ve konuşmayacağım biriyle. istemiyorum konuşmak. ama bu yardım etmez uyağın solungaçlarının açılmasına, arasıra bize bağlanan şiirin kumlu kıyılarında.düşlemek tehlikeli...ve aynı plansız düşlemin imgeleri..." diyerek insanlara "topumsal bilince olan sevdayı" anlatmış olan şair.
- türk edebiyatı'nda marxist şair nazım hikmet'i fütürist şiir yazma yöntemi yönünden etkileyen ve şiirlerinde yoğun, süslü bir üsluba sahip olan rus şairi.
- pantolonlu bulut / çev: ataol behramoğlu
**
pelteleşmiş beyninizde
kirden parlayan bir kanepede yan gelip yatan semiz bir uşak gibi
hayal kuran düşüncenizi,
kanlı bir yürek parçasıyla tedirgin edeceğim,
dalga geçeceğim, geberesiye küstah ve zehir dilli.
tek bir ak saç yok ruhumda,
yaşlılığın çıtkırıldımlığı yok onda!
dünyayı bozguna uğratarak sesimin gücüyle
yürüyorum - yakışıklı,
yirmi iki yaşında.
çıtkırıldımlar!
kemana yatırırsınız aşkı siz.
kabalar, onu trampete yükler.
fakat, tersyüz edebilir misiniz, kendinizi benim gibi,
öyle ki, dudaklar kalsın ortada, salt dudaklar!
çık da gel konuk odasından
gel de bir adam tanı,
kibirli, patiskadan ve melek soylu memur karısı.
sen ki dudaklar çevirirsin aynı kayıtsızlıkla,
bir aşçı kadın nasıl çevirirse yemek kitabının sayfalarını...
ister misiniz
ten kudurtsun beni,
- ve gök gibi, renk değiştirerek ansızın -
ister misiniz
öylesine yumuşayım, sevecen olayım ki öylesine
hani, erkek değil de, pantolonlu bir bulut desinler bu!
inanmıyorum çiçekli nice diye bir yerin var olduğuna!
benimle göklere çıkarılacaktır yeniden
hastane gibi bayatlamış erkekler,
ve atasözleri gibi yıpranmış kadınlar da...
- "boğmak için kendi şarkımı
boğazıma dayamışım ayağımı"
mayakovski
|