|
|
- secaattin tanyerli'nin tangosu:
bana gönül zevkini sevdasıyla içiren
o ümitsiz yıllari gözyaşıyla geçiren
ey ilahi sevgili, doymam aşkın tadına
melek kelebek derim sevdamızın adına
bütün günah benim mi?
niçin ben çekiyorum?
inan sevgili inan severek çekiyorum
olmazdı emellerimin katili kahpe felek
bırakmasaydın beni çapkın yüzlü kelebek
andına bağlansaydın aşkımı anlasaydın
mavi kanatlarınla yalnız benim olsaydın
dağıldı tatlı kokun bir gece rüzgarında
okşadım kanamadı seni öksüz bağrımda
temmuzun onsekizi ağlatsın ikimizi
boğazın sularına düşsün mehtabın izi
- -alıntı-
"bosna ve kosova’daki katliamlarda öldürülen sivillerin gömüldüğü toplu mezarların yeri bilinmiyordu, ki pek çoğunun halen de bilinmiyor.
söylenenlere göre toplu mezarların saklanmasında gösterilen itina pek az şeyde gösterilmiş. mezarlar hem derin kazılmış hem de üstü kapatıldıktan sonra çevrenin doğal bitki örtüsüne uygun olarak yeşillendirilmiş.
bugüne değin bu işlerle (toplu mezar bulma) ilgilenen insanların kullandıkları yöntemler (uydu resimleri vb) bu yüzden pek işe yaramamış.
derken, mevcut coğrafyanın belli bazı bölgelerinde kelebek nüfusunda ciddi bazı artışlar gözlemlenmiş.
bu bölgeleri inceleyen uzmanlar bu bölgelerdeki bitki örtüsünde de tuhaf bir zenginleşme keşfetmişler.
bunun nasıl olduğunu anlamak için araştırma yaparlarken bu yerlerin altındaki cesetlere ulaşmışlar, araştırma derinleşmiş, ve toplu mezarlara ulaşmışlar.
toplu mezarlara gömülen cesetler toprağa karıştıkça toprağın besleyiciliğini artırmışlar (mineral vb yönünden), ve bu da bölgede bulunan misk otu ya da yavşan otu olarak bildiğimiz bitkinin (artemisia vulgaris) coşup fışkırmasına, ve bu da yalnızca bu bitki ile beslenen mavi kelebek nüfusunun artan besin miktarına paralel olarak artmasına sebep olmuş.
olay basına yansıyınca yerel halk da araştırmaya katılmış ve öncelikli bölgeler belirlenip bu yolla pek çok toplu mezara ulaşılmış."
(bkz: mavi kelebeğin izinde)
|