babası isviçreli annesi ispanya'nın bask bölgesindendir. (1875-1937) müziğini "devrimci değil evrimci" olarak tanımlar. ravel, jeux d'eaux (su oyunları) adlı piyano yapıtında tamamen izlenimcidir. hatta izlenimci akımı ravel'in başlattığı söylenmiştir oysa tüm yapıtları ele alındığında bu akımın salt temsilcisi olduğu söylenemez. onun müziği biraz anlatımcı, hatta geleneksel müziğe yakındır.
1889'da paris konservatuvarına giren rael, bériot ile piyano, pessard ile armoni çalışmıştır. 20 yaşındayken bestelediği ilk yapıtları piyano için eski menuet ve iki piyano için habanera'dır. 1897'de
gabriel faure'nin kompozisyon, gedalge'ın kontrpuan ve füg öğrencisi olan besteci, 1899'da "ölü bir ispanyol prensesi için pavan"ı yazmıştır. konservatuvar'ın büyük roma ödülü'nü kazanmak için irdiği yarışmalarda başarılı olamaması seçici kurulun taraflı olduğu konusunda kuşku yaratmış ve çıkan tartışmalar sonucunda konservatuvar müdürü dubois istifa etmiş, yerine faure atanmıştır.
ravel, yaşamını tamamen bestelerine adamış, belirli bir müzik kurumunda görev almamış ve öğretmenlik de yapmamıştır. şakacı, hatta alaycı stili büyük ilgi uyandırmış yapıtları avrupa'da kısa sürede tanınmıştır. bu yolda coşkuyla karşılanan dafnis ile kloe bale müziği (1911) ünlü rus koreograf diyagilev tarafından sahnelenmiştir.
birinci dünya savaşının patlamasıyla savaş serüveni yaşamak isteyen ravel, çürüğe çıkarıldığı halde ısrarı üzerine askere alınmıştır. yine de sağlığı elvermediği için kısa sürede sivil yaşama dönmüştür. bestecinin bu konudaki ısrarı genelde fransız aydınlarında görülen yeni serüvenlerin peşine düşmek, egzotik havayı solumak isteğinin örneklerindendir. ravel yaşamı boyunca değişik ve bilinmeyeni araştırmıştır. örneğin dafnis ile kloe'yi kendisi "18. yy yunanistan'ın fresk resimleri müziği" olarak tanımlar. aynı şekilde çigan ve ispanyol müziklerinden, cazdan da etkilenmiştir.
ravel'den söz edilince ilk akla gelen yapıtı elbette bolero'dur. aslında bale müziği olan fakat sevilen bir orkestra yapıtı olarak sıkça sahnelenen bolero'yu ravel esprili bir dille şöyle anlatır: "1928 yılında madam rubinstein orkestra için bir bolero yazmamı rica etti. bu öyle bir danstı ki aynı formda usul usul kıpırdayan bir melodiyi, armoniyi ve ritmi içermeliydi. ve dans, trampetin bitmez tükenmez desteğiyle sürdürülmeliydi. değişken tek öğe, orkestranın getirdiği
crescendo olmalıydı. ilk seferde trampet, pianissimo ile ritmi verir, sonra flüt sokak şarkısına benzeyen melodiyi sunar. (ravel bu melodi için ispanyol halk şarkılarındaki yave gibi) demiştir. melodinin her yinelenişinde yeni bir solo çalgı devreye girer. çalgı sayısı artıp orkestrayla bütünleşince 17 dakika süren bu tekrarla yapıt boyunca gelişen crescendo'nun son aşamaya vardığı görülür. bolero'nun başarısı 18 kez yinelenen bir melodinin hiç de sıkıcı olmayacağını kanıtlamasıdır. böyle bir deneyi ancak ravel gibi bir besteci göze alabilirdi.
ravel'in iki operası vardır. ispanyol saati açık saçık konusuyla oldukça yadırganmış hatta hafif bulunmuştur. sözlerini colette'in yazdığı çocuk ile büyüler(1925) ise besteci tarafından lirik fantazi olarak nitelendirilmiştir. diğer yapıtları arasında couperin'e ağıt(1920), adelaide ya da çiçeklerin dili(1922), kaz anam(1915), vals(1929) gibi bale eserleri sayılabilir.
(ahmet say-müzik tarihi)