|
|
- varolan her ne ise tamamiyle maddi olduğunu ya da en azından maddi olana bağlı bulunduğunu ileri süren felsefi görüş
(lethe, 20.11.2004 13:28)
- (bkz: diyalektik materyalizm)
(lethe, 21.11.2004 02:26)
- maddesel değerler dışında kendi başına varolan bağımsız değerler alanını kabul etmeyen, her türlü gerçekliğin temelini maddenin oluşturduğunu benimseyen dünya görüşü.
(whisper, 02.03.2006 03:33 ~ 03:58)
- maddenin beynin algılamasına göre belirlenmesinden yola çıkılırsa pek de tutarlı olmayan durum. çünkü insan aklı maddeyi kendi algılamasına göre sınıflandırırken , bilim adamı , araştırmacı farketmeksizin herkeze benzer bilgiler vermektedir. öyle ki bizim masa olarak gördüğümüz şey, beynimiz onu masa olarak algıladığı için böyledir. yada yakışıklı olmamız , yahut vucudumuzun şekli , beynimiz onu o şekilde algıladığı için bu şekildedir.
eğer temel bu varsayımdan yola çıkılırsa ,"maddeciliğin her şey maddedir, her şey nasıl görünüyorsa öyledir" önermesinin ne kadar saçma olduğu ortaya çıkacaktır. çünkü madde öyle olduğu için değil , biz onu öyle algıladığımız için ordadır. hatta yaşadığımız dünya nın bir matrix olduğu iddiası da gülünücek bir konu değildir. çünkü gerçekten de şu anda matrix i yaşıyoruz. her ne kadar bilim, deney ve gözlem dense de , halen beyin algılarımızla hareket ediyoruz ve çözümlemelerimizi bu yolla yapıyoruz.
- asıl varlığın madde olduğun, bu maddenin hareket halinde bulunduğunu, bu hareketin ise mekanik değil, tez, anti tez ve sentez üçlü adımlarıyla gelişen, diyalektik bir hareket olduğunu savunan görüştür.
- madde sadece insanın beyninde oluşan görüntülenen hayaller bütünüdür.
- insan beyni de bir madde olduğundan özünde gerçek olan(bence) felsefe.nitekim kimilerinin insan aklı diye nitelendirdiği o mükemmel şey aslında sadece trilyonlarca nöronun etkileşiminden ortaya çıkan bir şeydir.materyalizm dışında ortaya atılan her varlık felsefesi düşüncesi* insanın kibirinden kendine bir şekilde doğada olduğundan daha özel bir yer bahşetmeye çalışmasından ileri gelir.
insan beyninin evrimi öyle bir noktaya gelmiştir ki artık kendi bu mükemmel aklının varlığını doğa üstü nedenlerde araması gayet doğaldır.ama dönüp sadece 20 milyon yıl öncesine bakarsak bu dünyadaki en gelişmiş insanın sadece bir şempanze zekasına sahip olduğunu göreceğiz.insanın dünyanın kendisi için yaratılmış olduğu saplantısından kurtulmadığı sürece kendi türünün yok oluşuna zemin hazırlamaya devam edecektir.
- insanın her yönüyle biyokimyasal reaksiyonlar ile incelenebileceğini, açıklığa kavuşturulabileceğini; evrenin ve evrendeki olayların atom fiziğine bağlı olaylar çerçevesinde gerçekleştiğini ve bu açıdan açıklanabileceğini; yani kısaca her şeyin madde ve maddenin yapısı çerçevesinde incelenebileceğini savunan görüş (hatta bu görüşü biraz daha ileri götürerek evrendeki olayların hiçbirinin bir tesadüf sonucu gerçekleşmediği, her şeyin birbirine bağlı olaylar zinciri şeklinde açıklanabileceğini savunabiliriz; yani rastgelelik aslında insanın ulaşamayacağı bir algı yeteneğinin sonucudur, yani insan algısının ve düşünce yetisinin bir zaafıdır).
şahsi fikrimce yanıldığı nokta, elde edilen bu madde ile ilgili verilerin aslında yine bir madde yapısında olan insan beyni tarafından elde ediliyor ve değerlendiriliyor olmasıdır, bu verilerin gerçekliği ve doğruluğu kesin değildir.
- (bkz: maddecilik)
- plasebo etkisinin materyalizmin sorunlarının en küçüklerinden olduğunu tahmin ediyorum. tek tek her plasebo etkisine girmenin alemi yok herhâlde; az sonra yürüteceğim mantığı her birine uygulayabiliriz sanırım. ama ondan önce plasebo etkisinin çok da mucizevî sonuçları olmayan, sadece nesnel ölçüm yapılan çalışmalarda klinik yararının çok bariz olmadığı, ancak hastalardan öznel raporlar alındığında etkisi artan bir olay olduğunu okuduğumu söyleyeyim. plasebo ile hastaya baş ağrısının geçtiğini söyletebilirmişiz ama eğer hasta kanserse kanser kalmaya devam edecekmiş. dileyen wikipedia'daki ilgili makaleye bakabilir, plasebonun klinik geçerliliği ile ilgili atıf yapılmış pek çok çalışma var. aramızdaki doktorlar bu konuda benden çok daha fazla şey söyleyebilecektir eminim.
mesela ağrı kesiciler ile ilgili olan plasebo etkisini ele alalım. acı çeken hastaya ağrı kesici olduğunu söylediğimiz bonibonlarından veriyoruz ve hasta hissettiği acının azaldığını söylüyor. şimdi burada "maddenin maddeyle etkileşimi dışında bir şey olmuştur." demek bence gereğinden hızlı bir hüküm verme olur. zaten yakından bakıldığında bu tür plasebo etkilerinde hastanın beyninde doğal bir ağrı kesici olan endorfinlerin salgılandığını da gözleyebiliyoruz. endorfinler normalde acı hissettiğimizde beynimizde salgılanan hormonlar ve beynin algıladığı acıyı hafifletiyorlar. sebep sonuç ilişkisinde bir adım geriye gidebildik yani, ağırının kesilmesini fizyolojik olarak açıklayabiliyoruz. sorumuz "plasebo etkisi oluştuğu zaman neden endorfinler salgılanıyor?"a indirgendi. bir idealist burada "materyalizm ilk çatışmayı kazandı, önümüzdeki çatışmalara bakalım." diyip "neden plasebo etkisi gerçekleştiği zaman endorfinler salgılansın ki? burada maddenin maddenin etkileşimiyle açıklayamayacağımız bir şeyler olmalı." diyebilir.
ama bu soruyu o kadar da çok önemsemiyorum. plasebo etkisi yokken bile "neden elimizi kestiğimizde endorfinler salgılanıyor?" kadar geçerli bir soru bu. o zaman da hislere ve bilince dair her fenomeni materyalizm karşıtı bir argüman hâline getirmiş oluyoruz ki, işte bu noktada ben "eğer her şey bir karşı argümansa hiç bir şey karşı argüman değildir."* laf cambazlığına sığınıp kaçıyorum.
* her şey maviyse hiçbir şey mavi değildir.
- (bkz: maturidilik)
- haricindeki herşey farklı fikir akımlarına bölünmüş, ve yine farklı siyasi sosyolojik temellerde biçimlenmiştir. fakat materyalizm reddediş olduğundan tek bir ana yolda devam etmiş ve 18. ve 19. yy'da karşısındaki dağınık güçlerin hepsine karşı büyük bir başarı kazanmıştır. bireysel bir tercih olarak görülmesine rağmen, ortaya çıkışı, gelişimi ve bitişi toplumlarda ortak tepkiler halinde yaşanmıştır. (bu materyalizmin o zamanlar bir kutup olduğunu gösterir) ve 20. yy ortalarında insanların, ateizmin ve materyalizmin de karşıt oldukları görüşlere benzediğini, reddedişin tek başına bir reddediş olarak onları özgürleştirmediğini, aksine reddettikleri görüşler gibi başka bir görüşü kabulleniş olduğunu farketmeleriyle düşüşe geçmiştir. tüm dünya'da etkisini yitirmeye başlamış ve 21. yy başlarındakaybettiği gücüyle beraber, sosyopolitik yanını yitirmesiyle bireyselleşmiştir. yani insanlık global olarak ilk kez tanıştığı ve düşündüğü materyalizmi iki buçuk asırda sindirmiştir. sonuç olarak da bu sindirme sürecinin bitiminde materyalizm önemini, geçerliliğini ve bir kutup olma özelliğini yitirmiştir. günümüzde ise bireysel bir tercih olarak benimsenmektedir.
- felsefenin temel sorunu olan maddemi önce gelir, düşüncemi? sorusunu madde ile cevaplayan felsefi görüş.düşünce, enerji ve duygu gibi soyut kavramların çıkışını maddenin devinimleri ile gerçekleştiğini öne sürer.sadece duyumlar tarafından algılanabilenler üzerinden hareket eder, ve gerçeğe ancak bu şekilde ulaşılabileceğini öngörür.idealizme göre daha gerçekçidir.çünkü idealizmde asıl olan düşüncedir.bu sebepledirki, idealizm dogma düşüncelere neden olmaktadır.idealizm, maddenin varlığının düşüncede var olduğunu öne sürer ve reddeder.ama materyalizm düşüncenin varlığını reddetmeyen, nedenini maddenin varlığının insan aklındaki yansıması ile açıklayan bir tutum sergiler.
materyalizme göre, doğanın tüm hareketleri başka bir oluşuma ışık tutar.böylece doğada bir devinim sözkonusudur.bu öngörülebilinen devinimler ile birlikte materyalizmin işleyişi marxın diyalektik materyalizm kuramı ile destekleniyor.böylece gerçeklerin yasaları ile uyuşan bir felsefi düzlem ortamı oluşuyor.
popüler kültürde ise materyalizm, tedavülden kalkması gerektiğini düşündüğüm salak bir anlam içeriyor.parayı ve fiziksel rahatlığı, manevi değerlerden daha üstte tutan görüş anlamında kullanılıyor.dünyanın varlığını madde olarak gören bir felsefi öğretiye böyle bir anlam yüklenmesi garip, hatta trajikomik.
- (bkz: madde bağımlılığı)
|