oldukça karışık bir önermedir.. o kadar ki içine girdiğimde çıkamadım.. duyduk duymadık demeyin:
(
kırma kolu:vaktini boşa harcamak istemeyenler gerisini okumasın.. zira aşırı dozda saçmaladım.. sayamadığım kadar metafor var..)
zira matematik koca bir (y)organdır.. hani içine aldığımız/içine girdiğimiz(nasıl yani?) var ya, ondan işte.. her içimize aldığımızda rahatlarız önce ondan sonra pişmanlık duyarız.. keşke psikolojisi..
şimdi bu zımbırtıdan yola çıkarak 'tüm matematikçiler yarrağı yemiştir' hipotezini ortaya atarsak iyi bir başlangıç yapmış oluruz.. matematikle uğraşan tüm gacılar bi kere sikilmeye göze alıyorlar.. yani bile bile kendini ateşe atmak, ya da kızgın sulardan derin kumlara atlatmak gibi hani(!) .. teoremiyle, cosinüsüyle, çemberiyle, uzayıyla, yükseğiyle uğraşırken bi bakmış matematikçi arkadaş, götü açıkta.. pireler uçuşuyor.. organ gelmiş girmiş göte, yorgan düşmüş yere.. masal gibi değil mi.. giren girmiş, giden gitmiş kalan sağlar bizimdir mantığıyla hareket ederek menfi bir hadisede müspet bir yan arıyor.. farkında olmadan bir kumpasa düşürmüş kendini.. hem sikilmek/ ya da sikmek isterken hem de canı acımasın istiyor.. ne garip değil mi?
matematik insanı garip bir hale sokar gerçekten.. kadın olsun erkek olsun genç olsun yaşlısı olsun.. bunların hepsi orgazm olmak isteyen takıntılı insanlar haline geliyorlar.. neden? amaç yüzünden.. amaç: başarmak.. başarmak uğruna içlerine düştüğü mizah kazanından nasibini doyasıya alıp sonraki hayatını kafası güzel bi' milyon hücreli olarak geçiriyor..
şimdi ''mizah koca bir ironi mi? '' sorusunun cevabını ya da cevaba alternatif olacak şeyleri düşünmemiz gerekli.. düşünelim.. ironi ilginç birşey sonuçta değil mi yani.. bilip de bilmemezlikten gelmek gibi.. niye bilip de söylemiyorsa göt sanki.. ayıp.. mizahta genelde ironi olur diye düşünüyorum.. çin seddini düşünelim.. koca koca taşlardan yapılmış hani.. ya da piramitleri düşünelim.. hani üçgenler var ya, heh onları işte.. şimdi taşlar birer ironi temsilcisi olsun.. ironileri üst üstü koyup yanyana dizersek yukarı doğru hafif sağa çekip bir noktada birleştirirsek, surette çok güzel bir piramit olur.. ironi burda ya.. aslında o piramit piramit değil.. onlar koca bir mizah yapıtı..
öyleyse tilkilerin kuyruklarını uç uca bağlayıp ne bok yediğimize bir anlam yüklemeye çalışırsak( işte bu ironi oluyor.. belki hani..) ;
'' matematik eşittir mizahtır.. '' diyoruz.. ''mizah, küçük ironi taşlarından yapılmış koca bir piramittir'' diyerek kuyrukları birbirine bağlıyoruz.. eşitlikler kargaşa yaratmaz.. aksine insanın dünyada ruh ikizini bulması gibi birşeydir.. eşitlik güzelliktir.. insanlara eşit haklar tanınmasının sürekli gündeme getirilmesi de bunun gibi.. eşitlik eşitliği doğurur.. matematik yapanlar kadın-erkek- ya da bunun ortası kişilerse bu kişiler eşitlik ister.. insan hakları mahkemesi de böyle.. eşitlik istiyorlar ondan hep..
hal böyleyken matematik koca bir piramittir.. üçgen piramit, düzgün sekizgen, alttan verişgen, huni, koni.. bunların hepsi.. deliler de huni takar ya hep.. onlar matematikten sıyırmaşlardır işte..
tren gelir hoş gelir leyley lümü lümü ley..
küçük kol:bana birşeyler oluyor..
sonuç olarak, matematik yapmak isteyen arkadaşlar evvela iyi düşünmelidir.. nasıl bir dehlize düşeceklerinin ön araştırmasını muhakkak yapmalıdırlar.. delirip çıldırma ihtimalleri göz ardı edilemeyecek bir yüzdede..
lakin şu da unutulmamalıdır ki en iyi mizahı matematik kafasıyla düşünenler yapar.. yani matematikçilerin mizah anlayışı oldukça dolu'dur( başka kelime bulamadım buraya) ..
*en iyi metafor, ölü metafordur..*
işin ironisi de burda ya..
kalın sağlık ocağında..
onlar ermiş mizahına..
biz çıkalım kravatına..