görseller
masumiyetmasumiyet
masumiyetmasumiyet
belki ilginizi çeker
  1. · kader
  2. · orrospusun ulan orrospu
  3. · masum değiliz
  4. · c blok
  5. · masumiyet yaşı
  6. · tüm zamanların en iyi 10 türk filmi
  7. · bir fahişeye aşık olmak
  8. · en can alıcı film sahneleri
  9. · tüm zamanların en iyi film replikleri
  10. · zeki demirkubuz
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  2. · yaran diyaloglar
  3. · author
  4. · izmirli altıncı nesiller buluşuyor sevişiyor
  5. · bir kadının bilmesi gerekenler
  6. · dinde zorlama yoktur
  7. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  8. · küba devrimi
  9. · kızılderililere ithaf edilen haksız yücelikler

masumiyet  

 sayfa  / 4
  1. başrollerinde haluk bilginer derya alabora güven kıraçın rol aldığı efsane zeki demirkubuz filmi ..hele haluk bilginerin esrar çekip doğaçlama konuştuğu bir sahne vardır ki insanın içini burkar..ne bileyim görün yani..
    (hayatberbat, 06.05.2004 00:51 ~ 00:51)
  2. haluk bilginer bu filmde devdir, çok büyüktür..
    (bkz: orrospusun ulan orrospu..)
    (bkz: sende orospusun lan)
    (bkz: siktirtme abini şimdi)
    (hell isnt good, 17.05.2005 15:06)
  3. zeki demirkubuz gerçek anlamda bir auteur olma yolunda olduğu hatta olduğunu ispat ettiği filmdir masumiyet güven kıraç o müthiş samimi kısacası masum karaktere nasılda harika biçimde bürünmüştür haluk bilginer ve drrya alabora nasıl harika bir performans ortaya koymuşlardır ki sonuçta türk sinemasının en önemli filmlerinden biri çıkmıştır ortaya.

    haluk bilginer in monologu unutulmazdır ancak metni yazan zeki demirkubuz da gerçekten müthiş bir iş çıkarmış gerçekten çocuk neden sağır abi sorusunu içi acılarla dolmuş biri nasıl yanıtlarsa aynen öyle yanıtlamıştır,haluk bilginer ile derya alabora nın tartıştığı o malum sahnede ise sevginin nasıl insanı acınası hallere düşürdüğü ancak yinede samimiyetin hiçbir zaman yetmediği gerçeğide harika biçimde gösterilmiştir.
    (lapsus, 28.05.2005 16:07 ~ 16:11)
  4. (bkz: masumiyet yaşı)
    (greeen, 28.05.2005 17:44)
  5. devam filminin çekileceğini duyduğum, ve merakla beklemeye başladığım, izlemesi keyifli türk sineması örneklerinden biri. derya alabora, haluk bilginer ve güven kıraç tek tek takdire şayan birer oyunculuk sergilemişlerdir.
    (emma, 03.03.2006 15:10)
  6. aşk diye bok yoluna gidenlerin hikayelerinin anlatıldığı, özellikle haluk bilginerin tokat gibi çarpan oyunculuğuyla akılda kalan zeki demirkubuz filmi.
    (breath, 05.03.2006 05:31)
  7. çocukluğumuzda kalanlardan sadece biri...
    (palantir, 18.03.2006 01:53)
  8. deli gömleği grubunun ''böyle buyurdu berduş'' adlı demosunun en güzel parçalarından biri.
    hayaller yıprattı seni
    kaç kaçabilirsen şimdi
    biriktir yağmurlarını
    arkaya, karanlık kilere

    masumiyet elini ver bana

    kaçabildin mi kendinden?
    o eşsiz yeşil diyarlara
    bırak da sızlasın kalbin
    zehirdir senin içtiğin
    (pudding, 06.04.2006 14:49)
  9. sadece çocukların gözlerinde midir masumiyet. en büyük hatayı en büyük yanlışı bile yaparken masum olan bir yer yok mudur içimizde.bir kere gitti mi geri gelmez denir. ama zaten gitmez ki tam olarak.bizi insan yapanda içimizde kalan bu masumiyet kırıntıları değilmidir.
    (dragonfly, 06.04.2006 16:46)
  10. kalmışsa eğer gözlerden, bakışlardan anlanabilen saflıktır.
    (bkz: masum değiliz)
    (arinna, 29.06.2006 21:48)
  11. kucağına aldığın bebeğin nefes alıp verişindedir masumiyet. annenin üstünü kalın giyin diye sabahın köründe aramasındadır. yattığın kucakta duyduğun kalp atışlarındadır. tahtaya ilk kalktığında tuttuğun tebeşirdedir. tarlada nasır tutan eldedir bazen. sarılarak izlediğin yakamozdadır. ayağın takılınca istemsiz anne diye bağırmandadır. yıllarca saklanmış çocukluk ayakkabılarındadır. dokunmadan saatlerce seni izleyebilen gözlerdedir. el sallarken tutamayıp gözlerinden akan yaştadır. dalından kopardığın eriktedir. bazen işlediğin suçta, günahındadır. içindedir masumiyet. ondan uzak kalmadıkça o hep seninledir.
    (püskül, 16.09.2006 01:56)
  12. sadece haluk bilginer'in yaklaşık sekiz dakikalık muhteşem konuşması için bile izlenmesi gereken zeki demirkubuz filmi.
    (minik elma, 02.01.2007 22:55 ~ 28.03.2008 16:05)
  13. (bkz: masumiyet müzesi)
    (silahşor, 02.01.2007 23:04)
  14. kimi erkekler için kızların bakire olması masumiyeti ifade eder.
    (nanelimon, 02.01.2007 23:07)
  15. 1997 yapımı z. demirkubuz filmi olan masumiyet aynı zamanda yönetmenin zannımca sanat hayatındaki en yüksek noktasıdır.film adına yakışır bir üslupla barındırdığı tüm karakterlerin en masum yanlarını çarpmıştır yüzümüze.evet doğru okudunuz,klasik mantıkla kurgulanan ve zıt kutuplar barındıran bir film değildir bu.hapisten yeni çıkmış yusuf,uğur'un peşinden giden bekir,zagor delisi uğur,dilsiz kız çilem ve diğer tüm karakterler acıtıp durur içimizde bir yerleri film boyunca...

    masumiyet,sessiz ve karanlıktır aynı zamanda.belki de gerçeğe en çok yaklaştığı noktalardır bunlar...

    ve film demirkubuz'a has detaylarla doludur.her filmde kullandığı klişeleri dışında masumiyet'e has olanlarıda vardır:

    -otelde televizyonda coen biraderlerinbarton fink filminden bir kesit görünür ki;bu filminde büyük çoğunluğu bir otelde geçmektedir.
    -sokak sahnelerinden birinde koma amed'inderguşalbümünden bir parçanın bir kısmını duyarız ki bu yıllar kürtçe' müziğin sokaklarda serbestçe çalınmaya başladığı yıllardır.
    - benim en çok hoşuma gideni ise: istiklal caddesin'den yeşilçam sokak'a sapan yusuf ve yusuf'un elinden tutan küçük çilem bir camekanın önünden geçerken durup camekandaki film afişine bakarlar,afişte (yusuf gibi kısa ve tombul) charlie chaplin de küçük bir çocuğun elini tutmuştur.(bkz: the kid)
    (ütopya, 07.01.2007 04:51 ~ 08.01.2007 16:19)
  16. 1997 yapımı film; yitik ve bitik insanların hikayesi. yönetmen zeki demirkubuz. oyuncular güven kıraç, haluk bilginer, derya alabora. namus için ablasının aşığı olan en yakın arkadaşı ve ablasını vuran yusuf * tahliyesi geldiği zaman hapisten çıkmak istemez. yapacak ne bir işi, ne de vurduğu ama yaşayan ablası ve eniştesi hariç tanıdığı kimse vardır. mahalleden tanıdığı bir orospuya sevdalanan bekir * bu orospu * nedeni ile anadolunun dört bir yanına gider, malı mülkü satar. pavyonlarda şarkı söyleyip fahişelik yapan uğur* ise mahalleden aşığı olan zagor lakaplı belalısının izinden, zagor anadolu'da her ceza evine nakledilişinde sürüklenir; tabi arkasından bekirle beraber. bu üçünün kaderi izmir basmane'de bir otelde kesişir. film büyük kısmı ile izmir'de çekilmiştir. basmane tren istasyonu civarına her gidildiğinde, bekir, yusuf veya uğur'dan herhangi birisi ile karşılaşacakmış gibi olur insan. film aniden ve sürpriz sayılabilecek ve yine kesişen bir sonla bitmektedir. dibe vurmuş insanların acı öyküsü iyi yönetim ve oyunculukla ustaca işlenmiştir. izlenmeyi hak eden güzel türk filmlerinden biridir.
    (tekmeleyen kuş, 11.05.2007 11:06 ~ 11:12)
  17. bu filmin ardından demirkubuzun kader filmini izlemek lazım, ama hemen ardından izlerseniz ağır gelebilir, biraz bekleyin (bünyeye göre bu bekleme süreci bir iki hafta arasında değişebilir) bırakın otursun beyninize uğurun * orospuyum diye bağırışları, bırakın otursun midenize bekirin * tiradı, ondan sonra kaderi izlerken masumiyetde olanlar kadar ağır olmasa da yeni darbeler yemeye hazırlayın kendinizi
    (leyl, 18.05.2007 00:31 ~ 19.10.2009 00:26)
  18. bi türlü sonunu getiremediğim, sıkıntıdan patladığım filmdir.
    edit: sinenum78 beni affet*
    2 yıl sonra gelen edit: filmin sonunu nerde nasıl getirdiğimi hatırlamasam da, getirmişim. teşekkürler sinenum78eğer hala buralardaysan :)
    (madalyonun güzel yüzü, 18.05.2007 00:37 ~ 24.08.2009 03:39)
  19. filmde geçen en hararetli sahnenin diyaloğu;

    - orospu..
    + ...
    - orrospuuu!..
    + orospuyum ulan!
    - orrossppuu..
    + orospuyum ulan!
    - orospusun ulan!
    + ...
    - orospu.
    (çoklu kişilik, 18.05.2007 00:49)
  20. (bkz: kader)
    (çoklu kişilik, 20.05.2007 00:06)
  21. dürüstlük derecesi
    (hilmi, 20.05.2007 16:44)
  22. haluk bilginer ünlü tiratında aşkı çok iyi tarifler.ne olacağını bile bile her seferinde peşine düştüğüdür aşk.öyle seni seviyorumla canımla cicimle yürümez bu işler.böyle bir şeydir bana görede aşk
    (des, 16.06.2007 19:20)
  23. kan ter içinde uykularından uyanıyorsan eğer her gece
    yalnızlık sevgili gibi boylu boyunca uzanıyorsa koynuna
    olur olmaz yere ıslanıyorsa kirpiklerin artık herşeye
    anneni daha sık anımsıyorsan hatta anlıyorsan

    kalbini bir mektup gibi buruşturulup fırlatılmış
    kendini kimsesiz ve erken unutulmuş hissediyorsan
    içindeki çocuğa sarıl
    sana insanı anlatır

    eller günahkar
    diller günahkar
    bir çağ yangını bu
    bütün dünya günahkar

    eller günahkar
    diller günahkar
    bir çağ yangını bu
    bütün dünya günahkar

    (bkz: masum değiliz hiçbirimiz)

    ne güzel söylemiş sezen aksu;
    içindeki çocuğa sarıl sana insanı anlatır..

    büyümek farkında olmaksa,
    farkında oldukça dişlinin parçası olmaya devam ediyorsak hala,
    büyüdükçe çocukça sevinçler yerine , bencil istekleri seçiyorsak,
    herşey insanlık içinken sözüm ona dünyada,
    insanlık için yaşnamayacak hale getiriyorsak dünyayı,
    ve artık o korkunç haberler görünce babamızın arkasına saklanmak yerine,
    olağan karşılıyorsak bunları...
    büyüdük bravo !

    (bkz: hepberaber dünyanın içine sıçıyoruz)
    (witchontheroof, 17.06.2007 02:02)
  24. önce bilmeden koruruz içimizdeki masumiyeti, çocuğuzdur aklımıza birşey gelmez uslu uslu misketle oynarız saklambaç oynarız maç yaparız evcilik oynarız. sonra zaman gelir, bilerek koruruz. sonra bir gün gelir öyle meydan savaşlarına gireriz ki neye uğradığımızı anlamadan hayatta kalabilmek için deliler gibi savaşıp bir şekilde ayakta kalabildiğimizde yara berelerimize bir bakarız ki akıttığımız kanla masumiyetimiz de karışmış gitmiş. eskisi gibi süt beyaz bir tenimiz, nurlu ve yaralanmamış bir ruhumuz yoktur, çekilen her acı bedene de işlermiş, yüzümüzde kırgın çizgilerle melek kanatlarımızın koptuğu yerlerde yara izleriyle yaşamaya devam ederiz.
    sonra?
    insan ancak birşeyleri kaybettiğinde kıymetini anlayan bir varlık.
    kaybedilen masumiyetin kıymetini öyle bir anlar ki artık aradığı ilk şeylerden biridir masumiyet. ha tabi, masumiyet illa ki bel altında olacak diye birşey değildir bu, "bel altında" "masumiyet" dururken yürekten ve gözden yiten masumiyet zaten en beteridir. aranan masumiyet kalptedir. onca savaştan yaralanmadan sonra hala gözlerinde masumiyet gördüğünüz insanlar o kadar azdır ki...
    (bkz: artık melek değilim)*
    (sirona, 29.06.2007 18:54 ~ 18:54)
  25. üstüne düşündükçe demirkubuz'a hayranlığın tavan yaptığı film.

    spoiler
    bekir uğur'u sevdi, uğur zagor'u. zagor hapse girdi. hapiste yusuf'la arkadaşlık etti. yusuf hapisten çıktı, bekir'i tanıdı ve uğur' aşık oldu.


    ''bu kaltakla aynı mahallede büyüdük. mevlanakapı’da. babası zabıtaydı. alkolik hasta bir adamdı rahmetli, erkenden de gitti zaten. bu anasıyla yoksul, perişan... bizim tuzumuz kuruydu, hacı babam yapmış bir şeyler. bir de zagor vardı. bizim eski evin kiracısının oğlu. babası filmciydi yeşilçamda. cepçilik, arpacılık, her yol vardı itte. ama sevimli, yakışıklı oğlandı. bizimkine aşık etmiş kendini. ben efendi oğlanım, okul mokul takılıyorum o zamanlar. öylece büyüdük gittik işte. ne bok varsa? hep askerliği beklerdim. dört sene kaldı, üç sene kaldı... sonunda o da geldi gittik. bizde de herkes bunu bekliyormuş; gelir gelmez yapıştılar yakama. ev düzüldü, kız bulundu, çeyiz falan filan... nikahlandık. iki taksi bir dükkan verdi peder. dükkanda koltuk moltuk satardım. bir gün bu orospu çıkageldi. hiç unutmam, görür görmez cız etti içim. böyle basma bir etek dizine kadar, çorap yok, üstünde açık bir bluz, saçlar maçlar... pırlanta anlayacağın. şunun bunun fiyatını sordu, dalga geçti benimle. kanıma girdi o gün. tabi taktım ben bunu kafaya. ertesi gün bir soruşturma... dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede. ama asıl zagor’a kesikmiş. zagor’da kaftiden içerde o sıra. bir gün, süslenmiş püslenmiş; zırt geçti dükkanın önünden. yazıldım peşine. tuhafiyeciye gitti, pastaneden çıktı; minibüs otobüs, geldik sağmalcılar’a; benim içimde bir sıkıntı. işi anladım tabii: zagor’u ziyarete gidiyor. bir tuhaf oldum, piçi de kıskandım. uzatmayalım çaresiz evlendik ötekiyle. o ara zagor içerden çıktı. sonra bi duyduk; kaçmış bunlar. altı ay mı bir sene mi; kayıp. hep rüyalarıma girerdi orospu. o gün dükkana gelişini hiç unutamadım. benimkine bile dokunamaz oldum. sonra bir daha duyduk ki iki kişiyi deşmiş zagor: biri polis, ikisinin de gırtlağını kesmiş. karakolda beş gün beş gece işkence buna. arkadaşlarının öcünü alıyorlar. kaltağa da öyle... önce öldü dediler zagor’a, sonra komalık. ankara’da oluyor bunlar. bizimki bir gün çıkageldi mahalleye. zagor içerde, en iyisinden müebbet. bir sabah dükkana geldim, baktım bu oturuyor. önce tanıyamadım. anlayınca içim cız etti. cız etti de ne? tornaya değmiş gibi oldu. çökmüş, zayıflamış, bembeyaz bir surat... ama bu sefer başka güzel orospu. oranın şarkıları gibi. kalktı böyle, dimdik konuşmaya başladı. dedi para lazım, çok para. zagor’a avukat tutacakmış. ilerde öderim dedi. esnafız ya bizde, “nasıl?” diye sormuş bulunduk. orospuluk yaparım dedi, istersen metresin olurum. içime bir şey oturdu ağlamaya başladım, ama ne ağlamak! işte o gün bu günden beri bu orospuyla tam yirmi yıl geçti. uzatmayalım, zagor’a müebbet verdiler. ama rahat durmaz ki piç! ha birini şişledi, ha firara teşebbüs; o şehir senin bu şehir benim, cezaevlerini gezip duruyor. orospu da peşinden. sonunda dayanamadım: ben de onun peşinden... önce dükkan gitti, ardından taksiler. karı terk etti, peder kapıları kapadı. yunus gibi aşk uğruna düştük yollara. iş bilmem, zanaat yok. bu durmuyor hiç. ilk yıllar ufak kahpeliklere başladı, sonra alıştı. gözünü yumup yatıyor milletin altına. gel dönelim diye çok yalvardım. evlenelim, pederi kandırırım, zagor’a bakarız: yok. kancık köpek gibi izini sürüyo itin. ne yaptı buna anlamadım. kaç defa dönüp gittim istanbul’a. yeminler ettim. doktorlar, hocalar kar etmedi. her seferinde yine peşinde buldum kendimi. bir keresinde döndüm, biriyle evlenmiş bu, hamile... beni abisiyim diye yutturduk herife. nedense rahatladım, ohh dedim, kurtuluyorum. bu da akıllanmış görünüyor. yüzü gözü düzelmiş, çocuk diyor başka bir şey demiyor. sinop’ta oluyo bunlar. ben de döndüm istanbul’a. doğumuna yakın, zagor bi isyana karışıyor gene. hemen paketleyip diyarbakır cezaevine postalıyorlar. çok geçmeden bizimki depreşiyor gene; o haliyle kalk git sen diyarbakır’a, üç gün ortadan kaybol... herif kafayı yiyor tabii. dönünce bi dayak buna: eşek sudan gelinceye kadar. kızın sakatlığı bu yüzden. sonra çocuğu doğuruyor. uzun zaman anlaşılmamış. ortaya çıkınca bi gece esrarı çekip takıyor herife bıçağı. çocuğu da alıp vın diyarbakır’a, zagor’un peşine. allahtan herif delikanlı çıkıyor da şikayet etmiyor. ben o ara istanbul’da taksiden yolumu buluyorum. epey bi zaman böyle geçti. yine her gece rüyalarımda bu. zagor’un diyarbakır cezaevinde olduğunu duymuştum o sıra. bi gece bi büyükle eve geldim. hepsini içtim. zurnayım tabi. bi ara gözümü açıp baktım: karlı dağlar geçiyor. bi daha açtım, başımda bir çocuk, kalk abi, diyarbakır’a geldik diyo. baktım, sahiden diyarbakır’dayım. bir soruşturma... kale mahallesi vardır oranın, bi gecekonduda buldum, malımı bilmez miyim? görünce hiç şaşırmadı. hiç bir şey demedik. o gece oturup düşündüm. oğlum bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi. o gün bugün usul usul yürüyorum işte.''
    spoiler
    (velvetrevolution, 18.07.2007 14:27 ~ 14:30)
 sayfa  / 4

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil