bağımlılık yapan online oyunlar listesinin en massive üyesi.
kendisi, seçilen bir karakteri, oyunun evreninde (ki çoğu zaman fantastiktir) yaşatma olarak nitelendirilebilir.
oyunları değil de hakkındaki hikayeler hemen hemen herkesçe malumdur. oyuncularının bu oyunlara gösterdiği aşırı ilgi, oyun içindeki itemlerin (eşya) gerçek dünya parasıyla hem de hatırı sayılı bir meblağ ile alıcı bulması filan. birçok insana komik, birçoğuna, ilginç ve bir kısmına da salakça gelir. ve bu oyun tutkunlarına, yüz yüze ya da gıyabında, tam bu kelimelerle ya da değil "
get a life" ("hayatın olsun" diye çevireceğim ama gider de bir duygusal komedi tv dizisine isim olur diye korkuyorum) derler.
öncelikle, bir mmorpg oyuncusu değilim. 9 levelde yüz üstü bıraktığım bir char (online oyunda yönettiğiniz eleman yani siz) dışında mmorpg dünyasında bir dikili ağacım yok. ama bu işlerin beğeni işi olduğunu biliyorum yani "get a mmorpg account" (mmorpg hesabı açtır) ne kadar "sana ne!"lik bir ifade ise bu tür beğeni geliştiren insanlara söylenen "get a life" da o kadar "sana ne!"liktir.
kendi kabullerimize gösterdiğimiz bu köle bağımlılığı da nereden geliyor? bir mmorpg'de karanlık ormanda kuyruksuz vampir gergedan kovalayan birine "kalk evladım bak halanlar geldi, gel de bir hoş geldin et" denmesinden keyif alması zorunluluğunu ona kim getirdi? ha hala hesabı açar, server'a gelir, gerekirse görevine yardım edersin ama öbür türlü angaryaya girer.
anti-asosyalizmciler bilirler ki; gerçek olan dünya bu dünyadır. bilgisayar başında bir insan ne kadar vakit geçirirse geçirsin, kaç büyü yaparsa yapsın, kaç canavar keserse kessin, besinini, barınağını sağlayacağı yer bu dünyadır. çişi gelmiş 49 level bir savaşçı, işemek tuvalete koşmak zorundadır. bu nedenle, gerçek hayat öz olandır. bütün sanal şeyler gibi mmorg'de bu gerçeğin önündeki engellerden biridir. (ben bu anlatılanlar henüz önü alınmamış bug'lardır.)
iyi de olmuyor ki; gerçek dünyada istediğini sanalından aldığın gibi alamıyorsun ki, "orada, dünyanın sonunda, doğduğun gibi değil, içinde olmayı istediğin gibisindir." der bir
kingdom of heavenrepliği, yani insanın yeryüzünde kuramadığı (ve belki de kuramayacağı) vicdan krallığı herhangi bir mmorpg oyununda yaşatılıyor zaten. kıskanıyor olabiliriz ama. 12 yaşındaki bir çocuğu, o 12 yaşına kadar, gerçek adı altında her taraftan sarıyoruz. o bizim tutsağımız ama hiç bir zaman o çocuktan, bu dünya ile ilgili konuşurken, 38 level char'ının atına aldığı zırhtan bahsederken ki heyecanlı cümleleri duyamıyoruz. bizi kıskançlık krizine sokan bu olabilir.
ama kolayı var. hayatı yapılmış en iyi rpg'ye çevirebiliriz. öyle ki oyuncular, uyumak için bile bu bilinç ve uyum dolu serüvenden ayrılmayı üzüntüyle karşılarlar.
beyinlerinin her kıvrımından, dudaklarının her kelimesinden kendi yarattığımız bu tadına doyulmaz gerçeklik akıverir. ama yo! bu oldukça zor. onun yerine, hakaret et, acımasızca eleştir. sadece senin oyununun sana daha heyecanlı gelmesi, bir de korkulası derecede kalabalık olman sana bu hakları bahşetsin. olacak iş değil!
burası da diğer sözlükler ya da net ortamları gibi bir mmorpg. hiçmiyok adında bir karakterim var. ona bu evrenin metinsel hacmi içinde bir hayat kurmaya çalışıyorum. benden parçalar taşıyor, kurmak isteyip kuramadığım cümleleri kurmamı, konuşmak isteyip konuşamadığım şeyleri yazmamı, her yerde görmek istediğim ama göremediğim yazıları okumamı sağlıyor olabilir. birçok hatamdan azade ve ulaşamadığım güçlerin birçoğuna sahip hiçmiyok'u hiçbir zaman kıskanmadım ve hiçmiyok olmak için sanal bir dünyaya muhtaç olmaktan da asla utanmadım.
pek sevgili mmorpg oyuncuları!
kızarmış gözleriniz, ağrıyan boynunuz kambura dönmüş sırtınızla,
dağınık saçlarınız, pek saçma kullanıcı adlarınızla
her oyundaki, her oyundaki her server'daki char'larınızla
çok yaşayın!
ya da ölüp başka yerde yeniden doğun, sanki çok mesele?