görseller
masa 
  
belki ilginizi çeker
  1. · her şeyi ağzına almak
  2. · en çok küfredilen eşya
  3. · lozan barış antlaşmasının imzalandığı masa
  4. · istinye park ın gazetelere konu olması
  5. · küçükken yanlış söylenen kelimeler
  6. · abi kardeş diyalogları
  7. · kadınların üstüne örtü koydukları eşyalar
  8. · desk
  9. · tahta piknik masası
  10. · kitabın sol tarafındaki soruları çözmemek
gündem
  1. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  2. · colin kazım richards
  3. · beşiktaş
  4. · 28 kasım 2009 fenerbahçe kasımpaşa maçı
  5. · fotoğraf makinası olmayan japon
  6. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  7. · yetenek sizsiniz türkiye
  8. · sevgiliye hitap şekilleri
  9. · çağdaş atan

masa  

  1. ders çalışmaya yarayan evin en önemli eşyası. (bkz. itü gençliği)
    (dydm, 18.06.2004 22:09)
  2. masa… nedir bu masa? efendim masa bir adet tabla (birden çok parçadan oluşmuş olabilir) ve n adet ayaktan mürekkep (n en az 1 olup, limiti sonsuza uzanır, teorik düzlemde tabii) bir mobilyadır, eşyadır, yapıttır, plastiktir, görsel ve dokunsal bir nesnedir, zımbırtıdır, dır dır dır…

    “peki nedir bu melez prensin karakter özellikleri?” diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum; bir defa masa sözcüğü dost ve kardeş dil italyanca’dan geçmiştir necip türkçe’mize; emperyalist fransızca’dan ise geçe geçe tabla sözcüğü geçmiştir. “eee?...” dediğinizi duyar gibi oluyorum; demeyiniz.

    bir masaya “gerçek bir masa, işte masa gibi masa” denebilmesi için iki temel özelliğe sahip olması gerekmektedir. birincisi, üzerinde çalışmak, yemek yemek, kafayı koyup uyumak, sevişmek, ya da her ne fışkı yiyeceksek onun için düz bir platform sağlamasıdır. ikincisi ise bu platformun belli bir yüksekliğe sahip olmasıdır ki uygar dünyada bu yüksekliğin 72 ila 78 cm olması gerekliliği genel olarak kabul görmektedir. bir masa imal edilmesi söz konusu ise bu yükseklik mevzuuna hassas bir dikkat gösterilmesi gereklidir. aksi takdirde ortaya çıkan ürüne sehpa denir, tezgah denir, ne bileyim ben kulplu beygir denir; ama asla masa denmez. hayır efendim denmez.

    masalar tablalarının biçimlerine göre dört ana kategoriye ayrılabilmektedir. genel olarak dörtgen masalar ve bunların oturma düzeni hiyerarşisinin incelikleri apayrı bir yazının konusudur; burada yerimiz kısıtlı, okurlar uykulu olduğundan (esnediğinizi duyar gibi oluyorum) girmeyeceğiz. yuvarlak masalar, şekil itibarıyla en demokratik, özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe inanmış bünyelerin tercih ettiği masa formudur (bkz: yuvarlak masa şövalyeleri). üçgen ise geometride en dengeli form olarak kabul edilir; nitekim üçgen masalar (üç ayaklı olmaları sayesinde) hiçbir zaman tıngırdama, zangırdama, çangıldama (?) gibi arazlar çıkarmayan, en zor arazi koşullarında dahi güvenle kullanılabilen ürünlerdir. bir de şekilsiz, ya da halk arasındaki söylenişiyle amorf masalar vardır ki, postmodern “designer” masaları da, böbrek şeklinde multifonksiyonel ofis masaları da bu gruba girer. siz siz olun, masa seçerken temel geometrik biçimlerden şaşmayın.

    yaa işte, günlük hayatımızın bu epik objesi üzerine kitaplar dolusu methiyeler düzmek mümkündür. ancak biz sözü tadında bırakalım ve yazımızı bir temenniyle noktalayalım; allah dostlarla bir masa başında toplanmanın zevkinden mahrum etmesin. kalın sağlıcakla efendim.
    (tembel, 10.03.2006 20:32)
  3. (zeus, 23.04.2006 23:55)
  4. (whisper, 18.05.2006 18:16)
  5. bir metin altıok şiiri:

    ne zaman bir masaya otursak
    seninle karşıkarşıya,
    masa durmadan uzuyor aramızda.
    tozlu bir yol oluyor giderek
    ve ben başlıyorum koşmaya.

    sonra bakıyorum hiç değişmemiş,
    duruyor olduğu gibi
    aramızdaki cansız masa.
    kestiremiyorum bir türlü
    uzak mısın, yoksa yakın mı bana.

    derken içimde bir korku
    başlıyor mayalanmaya.
    ve omuzumda bir kuzgun
    o parlak siyahlığıyla
    alayla bakıyor suratıma.
    (yesilcuppelipenguen, 29.06.2007 23:53)
  6. önemli, çok önemli bir eşyadır masa. üzerinde çalışılan konuda başarılı olmada büyük katkısı vardır masanın. sevilmeyn bir masada çalışmak işkencedir. çalışmak zaten işkenceyken sevilmeyen masayla birleşen çalışma daha da büyük işkence haline gelir. ama sevilen bir masada çalışmak nefret edilen konular hakkında çalışmayı bile zaman zaman çekilebilir hale getirebilir.

    masa kalorifere çok yakın koyulmamalıdır. sonra kedi gibi uykunuz gelir. ayrıca balkon kapısına vs. de çok yakın olmamalıdır. kış aylarında çalışırken götünüz donabilir. masanın üzeri çok kalabalık olmamalıdır. ayrıca tozu düzenli alınmayan masada çalışılmaz.

    masa ve sandalye uyumu da önemlidir. kullanılan sandalye kolçaklı ise masaya dayanacak şekilde yaklaşmanızı engellemememlidir kolçaklar. alçak sandalye huzursuz eder. masayla bütünleşmeyi engeller. çok yüksek sandalye de boyun ağrısına neden olabilir. masayla beraber kullanılacak sandalyenin ya çok iyi ölçülmesi ya da yüksekliği vs ayarlanabilir sandalyelerden olası gerekir.

    masanın sağından solundan kablolar çıkmamalı, sarkmamalıdır. ele ayağa dolanan kablo sabah sabah seda sayan kadar sevimlidir. masa üzerinde bilgisayar kullanılacaksa monitör doğru açıyla yerleştirilmelidir. klavye ve fare arasndaki mesafe izmir-ağrı arası gibi olmamalıdır. eğer ki laptop kullanılacaksa şarj aleti takıldığı zaman kaboların ortalarda görünemesini sağlayacak uygun delikler olmalıdır masanın üzerinde.

    ve en önemlisi;

    artık kaldı mı bilmiyorum ama masa dediğin demonte olmamalıdır! babalar gibi sağlam, bildiğin ahşap masa olmalıdır!
    (tazmanya canavarı, 31.01.2009 16:18)
  7. (bkz: nasa)
    (ahead full, 27.06.2009 17:02)
  8. varoluş problemini aşamamış bir masa tanırdım eskiden, birileri ona masa da masaymis ha dedi, ses etmedim. üstüne konan her şeyi büyük bir boyun eğmişlikle taşıyordu sırtında. sanki dünya taşıması gereken bir şeymiş gibi. bir gün,biri, mahrem yerlerini örten- bir masanın mahrem yeri bacaklarının arası değil, size bakan yüzüdür- kırmızı, çiçek işlemeli örtüyü kaldırdı üzerinden. masa o kadar utandı ki, tutmasam üzerindeki onca yükle birlikte yıkılacaktı. meğerse örtünün altında, yüzünde yani masanın, henüz elimiz kaleme gark olmadan önce, çizgili defterlerden taşırdığımız alfabelerle boyanmıştı ve ekmek keserken babamın bıraktığı izlerle doluydu yüzü o kadar kızardı ki, ona yüklediğimiz onca yük bir de bizim verdiğimiz zararları gördüğümüzde, tutmasam yıkılacaktı.. birileri size bunu söylemeliydi, ben söyleyeceğim, ses etmeyin sakın:
    masa dedigin dört ayaklıdır sonunda..
    (usuyitik, 20.08.2009 10:35 ~ 10:35)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil