|
|
- -abi marx'tan haberin var mı?
+yok ya 2 yüzyıldır görmedim hiç..
-yoksa...
+düşündüğümü mü düşündün sen de?
-ölmüş olmasın?!
+....
-.....
- aslında mazur görülebilecek öğrencilerdir. nedenine gelecek olursak şöyle bir açıklama sanıyorum ki güzel olacak; güzel üniversitelerimizin güzel öğrencileri ve dahi tüm vatandaşlarda bir boş konuşma potansiyeli mevcut, bunu hepimiz kabul ediyoruz heralde bu konuda bir pürüz çıkacağını sanmıyorum. hal böyle olunca da "marx kapital i yazmıştır üç cilttir sonra komünist parti manifestosunu yazmıştır engels le birlikte.." diye başlayan cümleler şöyle bitebiliyor "hele o sakalları yok mu.. bi de o tombiş yanakları.. ihih" hep böyle demiyorum ama böyle bir potansiyelden de hepimiz haberdarız.
açık konuşmak gerekirse şeker öğrencilerin marx'tan haberlerinin olması birşey ifade etmiyor. konu sadece marx değil tabi ki, türlü türlü düşünür var. [evet isimlerini sayalım.. bla bla bla..] onların düşüncelerini bilmek de değil hadise, araştırmak, tartışmak vs. bunlardan bahsediyorum. bunlardır önemli olan.
bu sebeptendir ki marx'tan haberi olmayan öğrenciler mazur görülebilirler. marx'ı bilenlerin de pek fazla popolarının havalanmasına gerek yok zira dediğim gibi marx ile bitmiyor hadise..
- memlekette darbeden sonra sosyal bilimlerin bitirilmiş olması ile alakalı bir fenomen olsa gerek. mühendisler bu minvalde daha şanslıdır denebilir, çünkü eğitim kaliteleri çok değişmemiştir.
türkiye'de sosyal bilimci fazla yetişmez, yetişmesi de istenmez, öyle olunca karl marx'tan haberi olmayan siyaset bilimci kulağa çok saçma gelmiyor.
- bir de bu tiplerin "ben marks'ı özet olarak okudum" diyenleri vardır ki hepsi aynı sürüdendir bunların. sol içindeki tartışmaların bırakınız bolşevizmi , türkiye içindeki meselelere tıkılıp kalmış olmasının yegane müsebbibi de bu zat-ı muhteremlerdir. bolşevizm ile marks'ın tezleri nerede örtüşür, nerede ayrışır? bolşevizme angaje olmuş kişilerin marks'ı da -üstelik bilmedikleri marks'ı, onlara ağır gelen marks'ı- o bağlam içine hapsetmeleri sol ideoloji açısından büyük bir şanssızlıktır. yıkılan marks değil, yıkılan sovyetizmdir ve son tahlilde marks her ne kadar "dünyayı değiştirmek"ten söz etmişse de bunun altında derin bir külliyat yatar. ve teoriyi bilmeden yapılacak şeyin adı devrim değil, 68 mayısındaki palyaçoluklardır ancak. doğu almanya da ki polis devletine sahip çıkmak kepazeliğidir ve dahası bürokratik oligarşinin sanayileşme histerisine tutulduğu sovyetler'i savunmaktır.
marks önemlidir ve onu bilmek bir çok çıkış noktası sağlar.
- (bkz: kedidir kedi)
*
- doktorasını sbf'de yapan, siyaset bilimi doçenti deniz baykal.
haberi varsa da, sadece haberi vardır, o kadar...(cohen, 22.07.2008 13:32)
- hödüğün önde gideni. bide karl marx tan kırk yıllık kankası gibi bahsedenler var kınıyorum. ayrıca kıskanıyorum da enseye şaplak muhabbetinizi. lütfen..
(bkz: karl mrx hepimizin)
- işlemciden haberi olmayan bilgisayar mühendisliği öğrencisinin kankasıdır.
- siyaset biliminde okuyup dünyadan ve tarihten bihaber olan öğrencidir.marx'ı araştırmamış ve okumamış diyelim ki bu bile fazlasıyla garip,adını da mı duymamış?öğrenci olduğundan şüpheliyim...
- bir hocamız şöyle bir şey sarfetmişti. bir üniversitede en işe yaramaz kesim sosyal bilimler okur, bunların da en yalakaları profesör olur diye. hakkaten de doğru. ama marx'tan haberi olması için sosyal bilimci olmasına gerek yok. yanlış tespit. hnerhangi bir bilime merak salan insan yan alan marx a bakar. disiplinler arası yaklaşım için marx önemli bir örnektir. üstelik şunu söyleyim: siyaset bilimni sivilden çok askeri tarihin birikimlerine dayanır. bu bağlamda gerekli olan meraktır bence. eleştirilerin mantıklı bir çerçeveye oturması için bunu bilmek gereklidir.
(tonguç, 22.07.2008 14:54 ~ 17:43)
|