martılara simit atmak   

adana çık aradan

  1. beşiktaş'ta kadıköy iskelesinin yanındaki çay bahçesinde otururken yapmaya doyamadığım, martıların ekmekleri havada kapmalarından duyduğum o büyük mutluluğu yaşama için sık sık oraya gitmeme sebep olan, iç rahatlatıcı eylem..evde kalmış bayat ekmekleri oraya getirip martılara ziyafet çekmek de simite alternatif olarak gerçekleştirilen eylemler arasında..
    (tenekeci, 13.04.2004 23:37)
  2. simiti martının yemesi için değil de,bütün olarak atarak boynuna geçirip marlboro kapmak için yapıldığında hoş karşılanmayacak eylem.
    (hansvoralberg, 25.09.2005 01:22)
  3. ada vapurunun vazgeçilmezi.

    simitçiden 2 tane simit alırsınız;biri kendinize,biri kuşlara,bazen 3 de olabilir simit sayısı tabii ki 2 kuşlara...
    kuşların simidi havada yakalaması bir sanattır;sizin eserinizdir,mutlu olursunuz,denize düşen simide bakarsınız kuş alacak mı diye ama kuşlar çözmüştür olayı boşuna endişelenirsiniz..

    zevklidir vapurun kıçından bir yandan istanbul'a bakması,onu izlemek bir yandan kuşlarla eğlenmek...
    (spooky, 25.09.2005 02:05)
  4. iş çıkış saatlerinde iskele gişesi boyunca aynı anda tam 6 fırsat düşkünü simitçiyi birarada görmeme sebep olan romantik ve tamamen istanbul'a özgü davranış biçimi.
    (daydreamer, 24.12.2005 19:19)
  5. bazen hüzünlendirebilen etkinlik. şöyle ki:
    bir gün simit sarayıdan sosisli bir simit almıştım, daha o zamanlar kuş gribi yoktu. geçtim vapura, üst kata çıktım. simidi yerken boğazımdan geçmiyordu; zaten sosis sevmezdim yarısını braktım simidin, çöp kutusuna attım. sonra martılar gelmeye başladı ardarda, "madem ben yiyemiyorum, bari martılar yesin" dedim, çöpten geri aldım. kopardım simidin en sosisli kısmından, bir martının önüne attım. ama martı sadece bakakaldı. bir tane daha attım, martı yüzünü ekşitti, bir daha attım bir tane daha bir tane daha. ama martı artık ağlayacak gibiydi, son hızla uçarak simidin kalanını elimden kaptı, vapurun korkuluğuna oturdu, okşamaya başladı simidi. "n'oluyoz lan" dedim kendi kendime. duygusal martı da ilk defa görüyordum hani. sonra dank etti kafama. "demek ben martıya simit atmadan, simitçi simide martı atmış" dedim, hüzünlendim bir sigara yaktım. martı hemen elimden sigarayı da kaptı. efkarlandı garibim herhalde, evladı mıydı simitteki yoksa anası veya babası mı?
    (camel, 25.01.2006 16:21 ~ 16:23)
  6. atılan simitin tüm halde olmamasına dikkat edilmeledir. hayvancıklara yazık
    (dream endless, 07.01.2007 17:56 ~ 17:59)
  7. (bkz: martılara izmarit atmak)
    (bkz: martılara bozuk para atmak)
    (kumbiart, 07.01.2007 18:29)
  8. bazen vapura binme sebebi bile olabilir. güzel bir havada vapurun en üst katına çıkmak, aşiret şeklinde martıların toplanması, hangi birine simit atacağını şaşırmak..hele de hava güzelse tadınmaz yenmez derim ben.
    (catch your dream, 07.01.2007 18:37)
  9. son derece rahatlatıcı bir eylem o kadar ki sadece bu amaç için vapura binen insanlar mevcuttur.işi abartıp evdeki bütün bayat ekmekleri vapura kadar taşıyarak pupa dan gökyüzüne servis yapanlar olayın tadını tam olarak kavramış insanlardır.
    (capable, 07.01.2007 18:38)
  10. (bkz: martılara çay koymak)
    (hassas buzaği, 12.01.2007 16:46)
  11. (bkz: kendini bir bok sanmak)
    (sisyphus, 12.02.2007 22:12)
  12. zamanla alışkanlık haline gelen ve gayet derin manalar yüklenebilen; vazgeçilmesi zor bir davranış.

    çünkü minnetarım onlara, düşünmek için vakit yaratmamı sağlıyorlar. onlar hayatta kalma derdiyle havada süzülen simit parçalarına dalarken ben de en az karşısında oturduğum deniz kadar derin olan iç dünyama dalıyorum.

    denizi ne zaman karşıma alsam, içinde yaşadığım çürük şehir de bir o kadar arkamda kalıyor.

    en azından bir ruhu var diyorum o denizin. hatta bırakın engin denizleri, bilmem kaç kilometrekarelik bir göl parçası bile bana sonsuzluk; sınırsızlık hissi veriyor. fakat devasa metropollerde benim "özgürlük" diye tanımladığım şey sadece yatar yatmaz görmeye başladığım rüyalardan ibaret.

    bir ak sakallı dede istiyorum. beni burada bıraksın; ama ruhumu çeksin götürsün. herhangi bir yere, bir adaya, bir ormana, bir ağaç evine, ya da henüz bilemediğimiz mekanlara.

    orayı kirletmek için değil, kendimi temizlemek için gideyim.
    (juliet, 29.05.2008 12:17)
  13. beşer o esnada yalnızsa bir de, iyiden iyiye yalnızlık temalı bir filmin başrol oyuncusu oluverir. pardesüsünün yakalarını dik vaziyete getirip, uzaklara attığı kısık bakışlar eşliğinde şuursuzca fırlatır simit parçalarını.
    (theladyofshalott, 11.07.2008 09:42)
  14. bu eylem karşısında çok hüzünlüyüm sözlük bühüü.
    (dünyayı kurtaran adam, 14.08.2008 10:24)
  15. dünyanın osuruğu yakıp, gülmekten sonra keşfedilmiş en romantik hareketidir.

    denize kıyısı olmayan (kanadında soyut imge taşımayan kuşların olduğu) şehirlerdeki aşkların hiporomantizm sorunuyla karşılaşıp denize nazır şehirlerdeki aşklardan daha kısa sürdüğü isviçreli bilimadamları ve türk gönül adamları tarafından tespit edilmiştir.

    martı yakalayıp simit atmak üzere bu hayvanı ankaraya götürmeniz ve orada sevgilinizle simit atmanız, yani yapay-hormonlu romantizm çabanız istenilen etkiyi yaratmayacak, deniz olmadığı için o kanattaki soyut imge görünmeyecektir.

    ne simit atıcam ulan hayvana. yerim efendi gibi. siktirsin gitsin.
    (alkolik2000, 14.08.2008 10:32 ~ 10:33)
  16. (bkz: @2358678)
    (sürrealist, 14.08.2008 10:56)