• görseller

    • marshall planı
    • marshall planı
  1. bu plan dahilinde türkiye'ye verilen silahlar ilk önce gökten inmiş gibi karşılanmış, tüm türkiye beleşten silah aldık diye sevinmiştir fakat işin aslı bu silahlara harcanan para bu ekonomik olmayan hediyenin kendi değerinin çok fazla üstündedir.. türkiye her zamanki gibi eline almıştır, yetkililer sağolsundur..
  2. türkiye ye yaklaşık 130 milyon dolar yardım yapılmıştır bu plan vasıtasıyla. bunun sonucu olarak da ithalat patlamış, sokaklarda radyolarda yoğun amerikan proragandası yapılmıştır.günümüzdeki amerikan hayranlığının tohumu bir bakıma bu planla atılmıştır
  3. abd'nin yardım adı altında yaptığı yatırımdır. çünkü ikinci dünya savaşı'nın sebep olduğu ekonomik krizler avrupa'yı etkilerken dolaylı olarak abd'yi de etkilemiştir. böyle bir ortamda abd mallarını kime satacaktır? ayrıca komünizmin yayılmasından çekinmekte olan abd, ileriki yıllarda kendisine yol su elektrik olarak dönen bu yardımı yapmıştır.
  4. sonrasında avrupaya giren yüksek miktardaki para amerikan dolarının dünya üzerinde yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır.1945 de imzalanan bretton woods sonrası amerikan doları piyasadaki yerini sağlamlaştırmıştır.

    verilen paralar sonradan amerikaya geri dönmüştür aslında,amerikadan bu paralarla birçok şey ithal edilmiştir.gayet zekice bir plandır.amacına ulaşmıştır.
  5. ikinci dünya savaşı sonrası abd, avrupa’nın kalkınmasını ve sscb tehdidinden arınmasını istiyordu. verdiği yardımlar bu hedefin gerçekleşmesine yeterli değildi. daha verimli bir formül bulmalıydı. bu formül abd dışişleri bakanı george marshall’ın 5 haziran 1947 günü harward üniversitesi’nde yaptığı bir konuşma ile ortaya atıldı. daha sonra marshall planı olarak adlandırılan konuşma 16 nisan 1948’de avrupa iktisadi işbirliği teşkilatı’nın (bkz: oecd) kurulmasını sağlayacaktı. marshall planı, ikinci dünya savaşı’nda yıkıma uğramış avrupa ülkelerine ekonomik yardım yapılmasını öngören bir programdı. marshall planı’nda öngörülen avrupa kalkınma planı'nı hazırlamak üzere içlerinde türkiye’nin de bulunduğu 16 avrupa ülkesi, 1947 temmuzundan itibaren çalışmalara başladı. türkiye bu kanundan yararlanabilmek için 4 temmuz 1948’de abd ile bir ekonomik işbirliği antlaşması imzaladı.

    4 temmuz 1948 tarihli marshall ekonomik işbirliği antlaşması’na göre abd yardımı veriyor ancak kaynakların kullanımını kontrol altına alıyordu. türkiye marshall planı ile 1948-1952 yılları arasında 351 milyon 700 bin dolar tutarında dış yardım aldı.
  6. halkı özgürlük kavramından biraz daha uzaklaştıran ve kucağa oturtan plan.

    planın onaylanmasını öngören kanun tasarısı meclis'te görüşülürken adeta tüm parlamenter yapı aynı yalpaklıktan, yayvanlıktan ve yalakalıktan ödün vermez.

    sumisal dönemin dışişleri bakanı hasan saka şunları söylemiş:

    “bu antlaşmadan hoşlanmayan devletlerin radyo ve gazetelerinde, gerek amerika’nın niyetlerinin kötülüğü ve gerekse yardım alacak ülkelerin bağımsızlıklarını yitireceği hakkında yayınlar oldu. oysa ne türk hükümetinin, ne de amerika hükümetinin tarihinde herhangi bir anlaşma ve yardım yoluyla bir devletin bağımsızlığına aykırı davranış yoktur. hiçbir türk hükümeti, dış ilişkilerde ve imzaladığı antlaşmalarda bağımsızlığa dokunacak bir hüküm kabul etmemiştir. böyle bir örnek verilemez. elbette gönül isterdi ki, bu yardımı hepimizin üye olduğumuz birleşmiş milletler örgütü yapmış olsun. fakat bu örgüt henüz bu imkâna sahip değildir. dileriz ki, kısa sürede sahip olsun.”

    cumhuriyet halk partililer de aynı özgürlük ve bağımsızlık nutuklarından geri durmamış. chp milletvekili kasım gülek meclis'te:

    “bu antlaşma sadece türkiye ile amerika arasında değil, bütün dünyada barış ve demokrasiyi güçlendirici bir belgedir,” diyordu.

    amerika'ya karşı eziklik psikolojisi yeni değilmiş demek ki. bir başkası, yeni kurulmuş olan demokrat parti’nin sözcüsü enis akaygen de antlaşmayı “tamamıyla tasvip ettiklerini”, “teşekkür ve memnunlukla karşıladıklarını” belirtir.

    5123 sayılı kanunla onaylanan yardım planı halka 'demokratikleşmenin ve sanayileşmenin katalizörü, olmazsa olmazı' olarak sunulur. aptal bir pollyannacılık, tekerleğin icadı gibi oldukça absürt söylemlerle kamuyla uzlaşı aranır. bu vesileyle hükümetin hazırladığı tanıtım kitapçıkları vs materyallerde;

    "marshall planı sayesinde medeni insanlar, insan nesline yardım edebilmek uğrunda modern teknik üzerindeki maharet ve bilgilerini payşayılorlar" gibisinden gerçekle alakası olmayan, insani duyguları sömüren tribün psikolojisi tadında mesajlar verilir.

    bir başka tanıtım etiketi:

    "tekerleği kimin icad ettiğini bilmiyoruz. fakat o olmaksızın insanlığın yeni ufuklara doğru akıp gitmiş olamayacağını biliyoruz. netekim, bu meçhul kahraman, büyük icadını insan neslinden esirgemiş olsa idi, bunun bir felaket olabileceğini biliyoruz". yuh artık!
  7. bu planın birbirini tamamlayan üç amacı bulunmaktadır: avrupalıların kendilerini toparlamalarına yardımcı olmak; amerikan sanayisi için karlı ihracat pazarlarını korumak ve beslemek; komünizme neden olan yoksulluğu ortadan kaldırmak.
  8. bu plan çerçevesinde, bu planın bir parçası olarak türkiye'de karayolu taşımacılığı teşvik edilmiş ve demiryolları bir daha iflah olmamıştır. 1959'da başlayan istanbul-ankara hızlı tren projesi nedense tamamlanmamış, yerine otoyol yapılmıştır. bu plan sonrasında ülkemize gelen abd'li yetkililer lokomotif fabrikası kurulmamasını ve denizyolu taşımacılığının da teşvik edilmemesini istemişlerdir.
    bütün bunları isteyen abd'de karayolu taşımacılığı oranı %43 iken, türkiye'de %95'tir.
    avrupa'dan bunları istememişler midir, istedilerse de onlara sökmemiş midir bilinmez, avrupa'da demiryolu ile yolcu taşımacılığı oranı en düşük olan ülkede bu oran %80'dir. türkiye'de ise ancak %4, %5 civarlarında kalmıştır.
    mesut yılmaz da başlanılan bir projeyi bitiremeyeceğini söylemiştir. turgut özal ise, "demiryolları komünist ülkelerin tercihidir" diyerek demiryolu gelişimini desteklemediğini ortaya koymuştur. bugün ise halen aynı tas, aynı hamam.

    not: yukarıdaki bilgiler, yeşiliz dergisi kaynaklıdır. yaptığım araştırmalar neticesinde bilgilerin doğru olduğu kanısına ulaştım, birçok başka kaynakta da bu bilgiler tekrarlanıyor. kişisel olarak da demiryolu ulaşımının desteklenmesinden yanayım, daha keyifli, daha güvenli, daha ucuz, daha pratik...
    bir de daha hızlı oldu mu, ki 1959'daki proje istanbul-ankara arasını 2.5 saate indirmeyi hedefliyordu. günümüzde izmir-denizli otobüsle 3.5 saat, trenle 6 saat. 27 yıl önce, otobüsle 5 saatti, trenle ise yine 6 saatti. bir gıdım yol alamadık yani.
    mevcut demiryollarının da osmanlı döneminde maden imtiyazından yararlanmak için yabancılar tarafından farklı yerlerden götürüldüğü malumdur, atatürk düzeltilmesini istemiştir, düzeltilmiş midir emin olamadım.