boğaziçi pastanesinin sıcak patatesli poğaçalarına yakın olmak gibi ufak mutluluklarla yetinmeyi öğrendiğimiz güzide üniversitelerimizden biri.
yıllardır göztepe'de ikamet edip her önünden geçişimde içimden, yok artık bu kampüste okumam heralde dediğim; boğaziçi'nin denize nazır güney kampüsünü gördükten sonra hayal kırıklığı yaratan fakat bahçelievler kampüsünü gördükten sonra en azından sınırları dahilinde birçok fakülteyi barındıran ve en azından farklı öğrencileri aynı mekanda barındıran bir "kampüs" olduğunu düşünmeye başladığım ve zamanla alıştığım yer.
şu aralar bahar şenlikleriyle birlikte renklenmiş, canlanmış, şenlikler haricinde de zaman zaman güzel aktivitelere ev sahipliği yapan, bunun dışında da bir numarası olmayan kampüs..
gönül isterdi ki bir ormanı olsun, rıhtımı, hadi olmadı boğaz manzarası olsun, havuza bile razıydık.. neyse..
göztepede oturan arkadaşımın marmara'yı kazanması ve "10 dk.da gidiyorum okula" diye hava atmasıyla ataşehir'den maslak'a giden beni şaşkınlık,elem ve özenme ile başbaşa bırakan kampüs.
ön kapıdan koca cip ile rahatlıkla girebileceğiniz fakat araçsız donunuza kadar aranmadan girilemeyen eski kampüsüm. ayrıca bir dönem arazinin arka tarafı ise açıktı. kısacası 'güvenliğe neden para ödüyorlar ki' denilebilecek mekan.
1.5 senemi geçirdiğim yeşil kampüs. ön bahçesinde büyük bir savaş jeti bulunmaktadır. arka tarafları ise resmen bir piknik sahasıdır.
en büyük eğlencesi içeri ne kartı göstererek girdiğiniz olan kampüs. ön kapısından içeri kebapçı kartı, bankamatik kartı, kfc ıslak mendili, sex shop kartı gibi marjinal öğeler gösterilerek girilebilmektedir. zira kapıdaki güvenlik amcalar sizin suratınıza, eteğinize, makyaja ne bileyim mutlaka bi yerinize baktığından asla kartı görmemekte dolayısıyla kapıdan içeri geçildikten 5 dakika sonra gülme krizine sebep olmaktadırlar.
haydarpaşa kampüsü elemanlarının sürekli kıskandığı, bu nedenle göztepeli kampüs elemanlarının kendilerini princeton university kampüsünde sandığı üniversite yerleşkesi...
resim ve müzik öğretmenliği bölümlerinin bulunduğu kampus.
son günlerdeki türban tartışmasından ötürü 10 mart'ta olay çıkan, fakat medyada nedense uludağ üniversitesi'ndeki sağcı solcu kavgasından kaynaklanan sopalama dışında haber bulunamayan kampüs. burada kalsın da, belki unutmayan biri çıkar. ileride "bu şekilde başlamıştı" diye gösterilir belki (belki).
ilk dönemin sonuna doğru çanta arama adı altında girişte bir şeyler yapmışlardır bu kampüsün güvenlik elemanları. bu sırada rastladığım ilginç diyaloğu aktarmak istedim aniden:
güvenlik no 1: abi çok soğuk eldiven taksana.
güvenlik no 2: olmaz oğluum o zaman bombayı fark edemiyorum.
elektirik kulübüyle beni benden alan(!) üniversitenin bilumum amaçsız kantini bulunan kampüsü.
ben en çok
merkez kantini gözlemleme fırsatı buldum maalesef. tikimsi kızların çiftetelli oynadığı, özellikle fiyatlarda
çifte standartın aman tutmayın beni diyerek halay çektiği, ülkücü abi(?!)lerin hey maşallah diye tempo tuttuğu(?!), arada gelinin ağabeyinden 10 adet
satır diye bağıran insanların geldiği her günü şenlik(!) havasında geçen, ay nasıl severim nasıl bayılırım dediğim kantin bu merkez kantin.
içeri girerken güvenlik elemanları tarafından bir güzel ellendikten sonra (en sıkıcı tarafı da bu olsa gerek) dünyanın birçok köşesinden ve türkiyenin çeşitli illerinden gelmiş insanlar görebileceğiniz; kütüphaneleriyle, yemekhaneleriyle, yurtlarıyla, öğrencilerin birçok ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede büyük güzel ve eğlenceli kampüs.içeri girer girmez kendinizi mutlu hissetmeye başlayabilirsiniz.özellikle orada bir öğrencilik hayatınız varsa..(en azından ben öyle oluyorum.)
(misstick, 05.03.2009 20:01 ~ 07.03.2009 14:22)
kampüsü dandik falandır da, otobüs bu kampüsün durağına yaklaştığında içimi bir mutluluk kaplıyor. salı pazarında otobüse dahil olmuş 50-80 yaş skalasında çeşit çeşit teyzeden, otobüsü ter kokusuyla şenlendiren skala mkala tanımayan amcalardan bıcır bıcır fıstık gibi ablalara geçiş aslında ne kadar potansiyel sahibi bir ülke olduğumuzu gösteriyor bence.
oraya gelene kadar oturuk kalmayı başarabilsem yer verecem ama nineler amcalar bastonla dürtüyor ayakta kalınca. azmettim ama, bir gün bu ablalara yer verecem, karşılıklı gülüşecez falan. ehe saat geç olmuş.
girişte kimlik sorma eylemini sallamayan ama bazen kimsin, nereye gidiyorsun şeklinde sorguya çeken güvenliğin bulunduğu kampüs.
otobüs şoförlerine nerededir burası diye sorduğunuzda cevap alamayacağınız kampüs. devlet sırrı gibi saklıyor şoför abiler.
hangi mimari zevkin ürünü olduğunu sık sık düşündüğüm serpiştirilmiş binalarla dolu, güzel bir kampüs görmeyenler tarafından oldukça iyi olduğu söylenilen, içerisinde bol miktarda üniversiteli köpeğin bulunduğu sevimsiz kampüs.
bir de bu kampüsteki köpekler böyle pek bir entel takılmaktalar. küpe de takıyorlar a dostlar. yürüyüşlerinden, hal ve hareketlerinden falan akıyor üniversiteli tripleri. ortamdan etkileniyor tabi onlar da, n'apsın.