geçen haftaki köşesinde
hızlı tren haberiyle ilgili bir yorumda bulunmuş, şöyle diyor:
"çok şaşırtıcı bir haber gördüm geçenlerde gazetelerde. "hızlı trenin ilk etabı bu yıl tamam" sevinçli bir şekilde verilmiş haber. bir tek "heeyooo" diye eklenmediği kalmış. "allah allah" dedim. acaba 40 kişinin öldüğü faciadan bu yana ne değişti! mühendisler mi, yapımcı şirketler mi yoksa kafalar mı değişti acaba? yoksa sadece insanların hafızalarının zayıflığına duyulan güvenden dolayı mu bu seviçli hal!"
bu
amerikalı kimliğiyle yazı yazma şansı bulmuş kişinin, bir amerikalı sığlığıyla algılamaya çalıştığı dünyasına küçük ancak ileride büyüyecek bir delik açayım.. zira içerisi çok karanlık!
öncelikle bizler, yani
türkler, herhangi bir musibetten, herhangi bir olaydan ders çıkarmayacak ve gereğini yapmayacak kadar vurdumduymaz, geri ve tembel bir millet değiliz.. ancak yıllardır böyle olduğumuza inandırıldık.. (kim tarafından inandırıldığımız ise güneş gibi ortada) ve bu şekilde inandırıldığımız sürece, gelişmemiz olacaktır ancak
gelişmekte olan ülkeler hızında olacaktır.. bu ise zaten "onların" istediği.. neydi; "gelişmekte olan ülkeler".. ne kadar ezici ve üzücü bir ibare.. utanç duvarı kadar tükürülmeye layık.. bir o kadar da küstah!
bu tür tabirler -kendilerince- ezilmeye layık toplumlara her zaman yapıştırılmıştır.. bir benzeri için:
(bkz:
african american)
şimdi bu "amerikalı", "gelişmiş" bir ülkenin evladı olduğu için, kendini "gelişmemiş" ülkelere her daim vaaz vermekle yükümlü bulabilmektedir.. tavsiye vermenin nesi kötü ki?
dünyada her yıl böyle büyük kazalar olmaktadır.. isviçre tünellerinde, alman demiryollarında, japon havayollarında (malum artık oralarda tren havada gidiyor) bu tür kazalar hep yaşanmıştır.. ancak sadece türkiye'de böyle bir kaza olduğunda ilerlemenin durdurulması, teknolojinin engellenmesi gerektiği vurgulanır.. ya da buna inandırılırız..
özetle; faciaları unutmadık! hafızamız da oldukça kuvvetli! en azından bir amerikalı'dan.. ve o faciadan bu yana inanın bana pek çok şey değişti..