ek: yazdıklarımın sözlük yazarı olan marius ile zerre alakası yoktur, tanımam etmem. benim olayım
diablo 2 karakteri olan marius ile.
şimdi, aslında bir teoriye göre marius kader kurbanı. sinirlenip sinirlenip kendisine sövsem de kabul ediyorum bu zavallılığını. hatta kendisine şanslı bile diyebilirim. hatta onu seviyorum, fan clubını açıcam yakında. hatta bugün gelse dese "azur beni yala" veya "benjamin dirseklerimi öp ben yapamıyorum" dese derhal öper, yalarım o derece. bu ağır ibneleşme serüvenim ve kendisine aşkımın nasıl geliştiğini de açıklayayım;
archer olan
hatun karakter ile diablo öldürülmez zaten, kesinlikle kılıçlı bir dayı öldürmüştür
diablo'yu diyerek söze başlayalım. bu açıdan, diablo 2'deki açılış videosunda gördüğümüz kukuletalı,
robe giymiş kılıçlı dayı diablo'yu ilk oyunda öldüren heromuz.
prime evillar da ölümsüz oldukları için, teorik olarak öldürülemez aslında, zayıf düşürülüp hapsedilirler. bu
soulstone de
poketopu gibi birşey, ne koysan alıyor içine. hah işte bu diablo'nun yenilmiş ruhunu taşıyan bir soulstone ise (şeytan yenik olsa bile hala) çok tehlikeli ve çok iyi korunması gereken bir varlıktır bu sanctuary dünyası için. bu ruhu korumak için de en iyi yer, diablo'yu alt etmeyi başarabilen bu kahramanımızın vücududur. yani aç gözlülüğüne yenik düşmüş, güç peşinde bir kahraman motifi yok ortada, şeytanlığın engellenmesini isteyen gerçek bir kahraman söz konusu.
amma kazın ayağı öyle değil; koskoca şeytan bu, prime evil sonuçta soulstoneda durduğu gibi durmuyor. kendisini hapseden vücudu ele geçiren bu şeytan, artık kendi bildiğini okumaya başlıyor, ortada kahramanlıktan eser kalmıyor. şimdi sormak istiyorum, lafım tyrael'a
*;
-
baal'ı zayıf düşürüp soulstone'a hapsetmenin ardından
tal rasha kendisini soulstone'u korumak ve baal'ı içinde zapdetmek için feda etti. etmedi mi? etti. ve baal'ın çıkmasını önlemek için,
tal rasha, o soylu ve güçlü
arch mage, yerin dibine hapsedildi sırf baal'ı da gömmek için, başına da tyrael bizzat dikildi onu deliğinden çıkarmamak için.
e peki koca diablo, öldürüldükten sonra tal rasha gibi soulstoneu korunması gereken adam, yani geçen oyundan genel hero niye bu şekilde korunmadı? ortalıkta öylesine diablonun ruhunu içinde saklayarak gezmesine izin verildi? cennetin kuvvetlerinin bir takipsizliğini, işgüzarlığını, tembelliğini görüyorum bu durumda. ayıp edilmiştir.
neyse konuya dönelim, yavaş yavaş güçlenerek tıpkı tal rasha'yı ele geçiren baal gibi bizim kahramanımız da diablo tarafından ele geçirilmiştir. diablo 2 oyununun hikayesi burada başlıyor. günlerden bir gün bu taşıyıcı eleman kendini kaybetmenin sınırındayken, gittiği bir köyde komaya giriyor ve ruhunu komple şeytana teslim ediyor. bu tersine exorcism esnasında da yerin altından çıkan envai çeşit yaratık tüm hanı yok etti ama sadece marius'a dokunmadı. o bizzat diablo tarafından (veya ondan daha güçlü olan, tek şey, yani
kader tarafından) seçilmiş bir insan sanırım. standart adam
marius, bu bağlamda kader kurbanı. ayrıca ya ölecekti, ya da yol arkadaşı ile gidecekti. ki karizma desen var, şeytan tüyü desen var nası takip edilmesin bu yol arkadaşı dark wanderer. işte marius'un bir taverna dolusu adam arasında öldürülmemesi bu şekilde açıklanabilir sanıyorum.
marius'un geçmişine bakarsak,
horadrim mezhebini bir süre takip etmiş bir paslanmış tüfek olduğunu görürüz(çok detay bulamadım bu konuyla ilgili; bir rivayete göre diablo 1'de
tristram'daki sarhoş abimiz marius olabilirmişmişmiş, ama onun adı
farnham idi, neyse.). dark wanderer tarafından seçilmesi, bu dini ve savaşçı kişiliği ile ilgili olabilir. çok yol gitmiş, diablo'yu, abisi mephisto'yu ve baal'ı görmüş bir insan. sıradan bir insan evladı için, bu haşmetli yaratıkları görmek ve aklına sahip çıkabilmek oldukça zor bir şey kabul etmek gerek. emeğe saygı, +rep marius'a. yolda yaşadıkları yeterince zor oldu onun için; kaçmasının ardından travmalar ile delirmesi bu açıdan kabul edilebilir.
kıyas açısından söylüyorum, yunan mitolojisinden gereksiz bilgi: zeus yine dünyadan kendine ölümlü bir manita yapmış, hera bunu kıskanmış. sonra hera hatunu öldürmek istemiş ama zeusa karşı bir iş yapmaya götü yemediği için hatuna gidip "zeus, sana hep yalan sureti öle gözüküyor, aslında o öyle değil. seni o kadar seviyorsa gerçek sureti ile gözüksün bakalım" demiş. sonrasında karı "zeus bana gerçek yüzünü göster yalan söyleme" demiş, zeus da söz dinleyip, olacakları bile bile allahsal sureti ile çıkmış karşısına ve hatun anında ölmüş. nitekim tanrısal kurumlara çıplak gözle bakmak gözü kör eder, deriyi yakar, holy fire denilen bir şey yapar. neyse, kıssadan hisse: muazzam güçlü yaratıklara bakmak, onların yaydıkları kozmik süper güçlü ışınlara falan maruz kalmak ölüme sebebiyet verir. lafı nereye getireceğim, bakın zeus da diablo, mephisto, baal gibi tanrı sonuçta. bu prime evillara bir arada iken bakmak, ne bileyim archangel tyrael tarafından ümüğüne yapışılmak falan her insanın yapabileceği, kaldırabileceği şeyler değildir. bu açıdan incelendiğinde, marius'a saygı duymanın gerekliliği ortaya çıkacaktır.
bir de üçüncü konu, elemanın şanslı olması. genelde evil side tarafından öldürülen tipler, sonsuz işkenceye maruz bırakılırlar. dirisini öldürdükten sonra, ruhuna işkence yapılmaya devam eder. koskoca angel
izual bile o kadar işkenceye maruz kalmıştır ki, aklını kaçırıp tyrael (s.a.v.) için "fool" demeye cür'ed göstermiştir (haşa, sümmehaşa). hah marius ise sadece canından olmuş. işkenceleri ise dünyadaki kısa süreli hayatında fiziksel olarak pek görmemiş, sadece psikolojik sorunlarla boğuşmuştur. nitekim bu savımı destekleyen bir delil olarak, baal'ın (tyrael sıfatı ile) marius'u bulduğu yeri örnek göstereceğim. marius bir tımarhanedeydi, işkence yapılan bir zindanda veya hapishanede değil. gayet makul değil mi?
son olarak marius'a aşık olma sebebim de, diablo 2'yi ve ek pakedi ile muacerayı sürdürmesi deyip bu kısa yazıyı tamamlayacağım. teşekkürler malius.