bunca yıldır
oscar ödül töreni izlerim, daha önce bir oyuncunun oscar almasına bu kadar sevindiğimi hatırlamıyorum...tüylerim diken diken oldu ya...nasıl mutlu olmayayım ki, en sevdiğim filmler listesinin ilk sırasında bulunan, bana nefret ettiğim fransızcayı sevdiren ve zamanında malesef kimsenin sallamadığı
jeux d enfants'daki biricik
sophiem, bugün oscarlı bi oyuncu...hem de
jeux d enfants'a gönderme yaparcasına,
la vie en rose'la...gerçekten mutluyum mutlu olmasına ama, oscar'ın getirdiği şöhretle artık daha fazla tanınacak olmasına da üzülüyorum marion'un...hep benim biricik
sophiem olarak kalmasını istiyordum galiba...ama olsun, o adının açıklandığı andaki yüz ifadesini ya da "well, thank you life, thank you love...and it is true there's some angels in this city...thank you so, so much..." sözlerinin titreye titreye dudaklarından dökülüşünü görmek bile yetti bana...ve en azından bundan sonra daha fazla görebileceğim marion'u...evet, böyle teselli ediyorum kendimi...