aslında fransaya kraliçe olmuş bir avusturya prensesi olup, ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler gibi bir laf etmemiş, lafı jean jacques rousseau'nun bir romanındaki bir avusturya prensesi etmiştir, ve bu laf devrim sırasında sanki kendisi etmiş gibi üzerinde kalmıştır.
fransız kralı 16. louis'nin eşidir. havalı, savurgan ve düşüncesiz bir kişi olmakla birlikte reform düşmanlarındandır. ağustos 1792'deki devrime neden olan karmaşıklıklara neden olanlardan biridir. ve bu devrim neticesinde monarşi kaldırılmıştır.
sofia coppola'nın görsel ağırlığı ile akıllarda kalan filmi olmuştur..26. uluslararası istanbul film festivali'nde gittiğim tek film olmuştur..onun da biletini zaten kapıdan buldum..neyse ki beklediğimden daha iyi çıktı, 15 liraya versailles sarayı, le louvre, irili ufaklı trianon köşkleri dahil olmak üzere çoğu kıdemli fransız mekanlarını gezdim..krallarla kral oldum, ihtişamın ve görkemin içinden çıka gelmiş o cennet midir, cehennem midir tam olarak bilinmeyen yaşamı taddım..gibi..
diyalogtan baya uzak, tarihi hafif alternatif yorumladığı dediğim gibi görselliği ile şov yapan bu filmde coppola ablamız, ekmek bulamazlarsa pasta yesinler dediği iddia edilen, tarih sayfalarına böyle geçmiş, karmaşık ihtilal dönemlerinde tahta geçmiş, 30'lu yaşlarını bitiremeden giyotinle öldürülmüş, 16. louis'in karısı, fransa tahtının avusturya kökenli bahtsız kraliçesi marie antoinette'un hayatını beyaz perdeye taşımız..o dönemlerde gerçekleşen siyasi, politik gelişmeleri aşk ve entrikalar ile nasıl harmanlandığını gözler önüne sermiş..hafif mübalağa tozu eklemiş, tebessüm yaratarak aslında kraliçenin cennet içinde bir cehennemde yaşadığını bizlere göstermiş..
film genel hatları ile çerezlik sınıfında..kostüm ve makyaj olayında yarmış geçirmişler, izlerken zevke geliyor insan..marie antoinette rolünde kirsten dunst ise filme ayrı bir hava katmış..takdir ettim hem oyunculuğunu hem de gö..öhhmm..güzelliğini..filmi zaten gözünüz renk görsün, gönlünüz rahatlasın diye izliyorsunuz..karamsar bitişi bile sizde fazla etki bırakmıyor, kendinizi yorgun hissettmiyorsunuz film sonunda..tarihe çok yüzeysel bir yorum getiriyor, belgesel miydi şimdi izlediğim diye düşündürüyordu beni sinemadan çıkarken..
bulunup izlenmeli, arşivlenmeli..
-o değil de ne pis insanlarmış bu fransızlar.
-doğru didin mirim..
tarihi film değildir, romantik komedi değildir, biyografi değildir. cosmogirllere hitap eden bir filmdir, gözünüz kılık kıyafete, dekora doysun diye çekilmiştir ve eğlenme amaçlı izlenir.
ona ithaf edilen meşhur lafta kastedilen gayet bildiğimiz soslu kektir ( ya da benzeri bir şey ) ve erişte değildir, başka dillerde "pastanın" anlamı farklı olması bir şey ifade etmez nitekim zaten kelime türkçeye tercüme edildikten sonra "pasta" şeklini almıştır. bir cümlenin yarısı tercüme edilip diğer yarısı bırakılmaz (genelde) belki ekmek kelimesi de çince, japonca ya da fince badem anlamına gelebilir bilemem ama bu cümlenin anlamını değiştirmez. "badem bulamıyorlarsa erişte yesinler" anlamına gelmez türkçede. kaldı ki cümlenin ingilizcesi
soffia copolla filmi kirsten dunst oynadı kraliçeyi ,marie antoinette' den ufak bir ayrıntı izleyenler fark ettiler mi bilemiyorum filmde marie nin sahip olduğu giysiler ayakkabı incik boncukların olduğu giydirme sahnesinden sonra ayakkabılarını tek tek gösterdikleri bi sahne var hızlı hızlı geçişler ve tüm cafcaflı pabuçlar görünüyor çifter çifter arada dikkat ederseniz şayet bir çift converse mavi, bağcılıklı fln 2 sn kadar görünüyor reklammmmm sen nelere kadirsin, yakalamak için filmi tekrar izlemeniz gerekebilir ben kaçıncı dk olduğunu hatırlamıyorum ama dvd de yalnış mı gördüm lan şeklinde sarıp aha işte la bu convers , hayvanlarrrrrrrrr beynimize girionuz ha demişliğim var .
afişindeki kirsten dunst'a tav olup indirdiğim filmden aklımda sadece iki fikir kaldı:
-paran varsa hayatını yaşarsın.
-kirsten dunst güzeldir. bulup da yemeyen kerizdir (izlediğinizde ne demek istediğimi anayacaksınız).
bu filmi sakın benim gibi açken izlemeyin çünkü bütün karakterler 2 saat boyunca bir şeyler tıkınıyor. belki de bu yüzden bir şey anlamadım. bitişine 20 dakika kala artık dayanamayıp gecenin köründe burger türk'ü yardıma çağırdım, sağolsunlar hemen geldiler.
aslında filmin bana verdiği asıl fikir punk is not dead!!! oldu.
güzel olan bu repliği duvara karşı'da birol ünel'in sarfetmiş olması, ki kendisi transylvania da asia argento'yla birlikte oynamıştı, o da marie antoinette'te kralın metresi rolünde karşımıza çıkıyor. ayrıca marianne faithfull'u da avusturya kraliçesi rolünde görmek mümkün. kirsten dunst için indiridiğim filmin yönetmeninin sofia copolla çıkması da hoş bir rastlantı oldu (ki kendisini lost in translationdan severim).
böylece hayatın sadece pozitif bilimle açıklanamayan bir matematiği olduğu konusundaki teorim bir kere daha sağlanmış oldu. bu filmin bana kattığı önemli bir şey varsa, o da budur.
içindekini dışında taşıdığı nasıl da belli gözlerinden.
sesinin kurduğu cümlelerden anlaşılıyor, bilinir oluyor içinin aydınlığı, paklığı.
bildim ben de iyi ki.
minicik de olsa şimdilik.
"ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" açıklamasıyla zamanında pasta fiyatlarını taban yaptırıken ekmek fiyatlarını fırlatmış olduğunu düşündüğüm tarihi şahıstır. şu an olmuş olsa "ekmek borsası tavan yapardı" fikrinede kapınılabilir.
(bkz: dolar gene düştü)
(bkz: biri marie antoinette yi durdursun)