a la recherche du temps perdu gibi şaheserin yazarı, insanların günlük hayatlarında fark etmediği ayrıntıları işleyen, lafı gediğine koymasını bilen, auteuil'de 10 haziran 1871'de doğmuş, paris'te 18 kasım 1922'de vefat eden fransız yazar.
bir nevi orhan pamuk cümleleriyle bu adamın izinden gider. bir sayfalık cümleler yazdığı için, okurun kitaba iyi konsantre olması gerekir.
" insan terk ederken bir sebep gösterir.bunu söyler. karşısındakine cevap hakkı tanır. öyle durup dururken gidilmez. yok çocukluk bu. " sözüyle gönlümü fethetmiştir.
okurken insanı zorlar, uzun ve meşakkatli cümlelerin insanıdır proust. tasvir yapmayı sever, anlamak için ciddi emek sarfetmek lazım gelir, kelime öbeklerinin arasında yolunu şaşırmamak için zihni her daim açık tutmak lazımdır.lakin proust beynin kıvrımlarını artırır, zihni açar, zeka katsayısını yükseltir.
onu anlatan günlükten...
19 haziran 1899
kulaklarıma inanamadım..senin bir adamla beraber olduğunu söylüyorlar.kuaförde duydum.arkandan ne işler çeviriyorlar bu kadınlar? belki de hiçbirini beğenmediğin için seni cezalandırmak istiyorlar.benim marcelime uygun bir kız bulmak kolay değil,en kısa zamanda onlara bunu anlatmalıyım.
ismi reynaldo hahnmış.söylentilerden anladığım kadarıyla besteci ve piyanist.geçen gün onun operadaki konserine gittim sırf seni görebilmek umuduyla.en önde heyecanla sahneyi izlemekteydin.gözlerindeki ışığı görmemek için aptal olmam gerekirdi.yoksa marcelim bunlar doğru mu?
20 mayıs 1900
yeni bir isim geldi bugün de.alfred agostelli.evli ve iki çocuk babası.şöförün sekreterin seni hepimizden iyi tanıyan kişi.artık etrafta uçuşan kelimelere inanmaya başlıyorum.
22 ocak 1906
zaman akıp gidiyor.dönmemecesine.uzun yıllar sonra elindeki kurabiyede çocukluğun anımsamalarıyla ya da bir çiçeğin renginde sevgilinin gözleriyle ortaya çıkıyor.hafifçe gülümsetiyor solgun yüzünü.bekliyorsun,kalmasını düşlemek gitmesini izlemekten daha kolay geliyor şimdi.
biliyorum kalbin acıyor.önce baban ardından annen seni terketti.cennette olduklarını düşlemelisin,gururla seni izliyorlar.yalnızlık güçlendirecek seni.olduğundan daha da muhteşem bir adam yapacak.
17 mayıs 1912
uzaktan izliyorum.yanına geldiğimde beni tanımıyorsun artık.sarhoşluk ya da küçümseme.gözlerin beyaz eldivenli bir garsonu arıyor beni başından savmak için.kitaplarında hala o aynı kırgın adamı buldukça mutlu oluyorum.
18 kasım 1922
dün aramızdan ayrıldın.ben meleklere kavuştuğunu düşünüyorum.belki de yaklaşan ölümü hissettiğin için son üç yılda odana kapanmıştın.
10 temmuz 1871'de auteuil'de doğdu. bütün yaşamını etkileyecek astım krizlerinin ilkini 1881'de geçirdi. 1890'da hukuk fakültesi'ne ve siyasal bilgiler okulu'na kaydoldu. aynı yıl mauppassant'la tanıştı. arkadaşlarıyla birlikte le banquet yayınlarını kurdu; burada edebiyat eleştirileri yayımladı. 1893'te, swann'ın bir aşkı'nın "eskizi" olabilecek nitelikte bir metin yazdı. 1894'te dreyfus olayı
* başladı. marcel proust, babasıyla birlikte, dreyfus yanlıları arasında yer aldı. 1895'te felsefe lisansı diplomasını aldı. 1898'de dreyfus olayı büyüdü. aynı yıl zola'nın "j'accuse" adlı açık mektubu l'aurore gazetesinde yayımlandı. proust 1908'de büyük yapıtını (kayıp zamanın izinde) yazmaya koyuldu. 1914'te guermantes tarafı'nı grasset yayınevi'ne hazırlamaya başladı. 30 kasım 1918'de 'çiçek açmış genç kızların gölgesinde' yayımlandı. 10 aralık 1919'da bu kitap goncourt ödülü aldı. 30 nisan 1921'de guermantes tarafı ll ile sodom ve gomorra yayımlandı. aynı yıl proust gallimard yayınevi'ne sodom ve gomorra ll ile sodom ve gomorra lll'ün elyazmalarını verdi. 1922'de 'mahpus' ile albertine kayıp (sodom ve gomorra lll) daktiloya çekilmeye başlandı. proust, ekim ayı başında bir bronşit krizi geçirdi, bunu zatürre izledi. yazar, 18 kasım 1922'de öldü.
alıntı:
yapı kredi yayınları /
mahpus
dünya edebiyatında iç ısıtan üslübuyla özgün bir yeri olan fransız yazar. türkçe'de yedi cilt olarak yayımlanan 'kayıp zamanın izinde' adlı romanı bu şahsiyeti zirveye oturtmuştur. “sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır.” der ve aşkın nağmelerini terennüm eder sessizce, biraz da acının bağrında neşvü nema bulur...
refere etmek elzem olsaydı "fransa nın
joyce u" diye ukalılık edeceğim aşık coşuk amca,çok yaşamış,yaşarken yazamamış,yazarken de yaşayamamış bir çok çikolata sever...
cümlelerini anlayabilmek için kitaplarının zinde bir beyinle okunması gereken fransız yazardır.konuyla alakasız olarak homoseksüel eğilimi vardır.durum değerlendirmeleri çok dipten,etkileyici ve yerindedir.kitaplarını okuduğunuzda uzun uzadıya cümleler sizi yormuş olsa da geriye kalan tespitler teslliniz olur.
"the only real voyage
of discovery consists
not in seeking new
landscapes but in having
new eyes"
sözünün sahibi beni benden almış amca
"gerçekte her okuyucu,zaten kendi içinde olanı okur sadece.
kitap,yazarın,okura o kitabın yardımı olmadan bulamayacağı bir şeyi
keşfetme imkanı verdiği bir çeşit enstrümandan başka bir şey değildir."
(mabel, 24.08.2008 01:58)
" sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki, bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran, başlangıç noktasına geri dönmeye zorlayan bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geri dönüşüdür, bizi gidişten daha fazla etkilemesinin, büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını fark etmeyişimizdir. "
**
ilişkiye dair en vurucu, en gerçekçi cümlelerden birini beyinlerimize kazımış yazarlardan biridir.
" iki insan ayrılırken, şefkatli konuşan taraf aşık olmayan taraftır."
buyurun, kendinize uyarlayın ilişkilerinize ve mazinize dair.
ay itibariyle yky nin kitaplarında yüzde 25 indirim uyguladığı yazardır.
(zeus, 18.08.2009 12:11 ~ 12:11)
başucu yazarım.
* elime aldığım her proust kitabı en az bir iki yıl süreyle, her an bir atılım yapıp bir hamlede bitiriririm ümidiyle yatağımın yanındaki koltukta durur, durur, durur... arada ele alınıp 5-10 sayfa okunur sonra yine uzunca bir süre durur, durur, durur... her okunduğunda alınan zevk hep en iyisinden olmasına rağmen durum değişmez. anladım ki bu da proust un dehasının bir parçası. asla bir solukta okuyup bitireceğiniz heyecanlı olaylar ağıyla örülmüş romanlar değildir onunkiler. bir tür yaşamdır, sizinkinin arasına karışır, birlikte sürer gidersiniz, dost olursunuz adeta (insan sevgilisiyle bile bu kadar içli dışlı olmaz) ! o, en sıradan, yaşarken fark edemediğimiz ya da kabullendiğimiz için hiç bir zaman sorgulamak ve dolayısıyla dile getirmek ihtiyacı duymadığımız ilişki biçimlerine dair öyle tespitler yapar ki, okudukça zevkten ve bazen de gülmekten hafif frekanslı titremelere kapılırsınız. (bir gün üşenmeyip bunlardan en az birini buraya yazmak ant olsun!)
bu alanda kendi kültürümüzün edebi sayılmasa da mizahi güzel örneklerini veren insan için (bkz:
umut sarıkaya)
(bkz:
yok artık o kadar da değil)
(tepici, 20.08.2009 12:46 ~ 12:50)