görseller
maraş katliamımaraş katliamı
maraş katliamımaraş katliamı
belki ilginizi çeker
  1. · ökkeş kenger
  2. · madımak oteli
  3. · tunceli
  4. · alevi olduğu için öldürülen insanlar
  5. · mehmet leblebici
  6. · ökkeş şendiler
  7. · başbağlar katliamı
  8. · güneş ne zaman doğacak
  9. · sivas
  10. · hatırla sevgili dizisinin marksist tutumu
  11. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · darbeci baro taksim e hoş geldin
  2. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  3. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  4. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  5. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  6. · okan bayülgen
  7. · annelerin yakışıklı anlayışı
  8. · postmodern şiir denemeleri
  9. · kızların efendi adam yerine piç adam tercihi

maraş katliamı  

 sayfa  / 2
  1. 23 ve 24 aralık 1978 tarihinde gerçekleştirilen katliam. tıpkı tunceli'de ve sivas'da * olduğu gibi burada da aleviler * yobazlar tarafından katledilmiştir. tıpkı oralarda olduğu bunun sorumluları ellerini kollarını sallıyarak aramızda dolaşıyorlar hatta başımıza millet vekili yapılıyorlar.(bkz. ökkeş kenger).
    olaylar 2 genç öğretmenin öldürülmesiyle başlıyor. alevi mahallerindeki alevilerin kapılarının işaretlenmesi suretiyle alevi evleri belirleniyor ve katliam günü belirlenen evlere saldırılar başlıyor...100'ün üzerinde insan hayatını kaybetmiştir. birçok alevinin maraş'dan ayrılmasına, evlerini, işyerlerini satıp kaçmasına sebep olmuştur...olaylarda devlet parmağının oldupuysa 7 yaşındaki çocuk tarafından bile bilinmektedir...
    halbuki aleviler canı pahasına maraş'ı fransız işgalinden kurtarmak için mücadele vermişlerdir!!!!
    (zoe, 10.06.2004 22:06)
  2. türkiyede azınlık olmanın ne kadar zor olduğunu belgeleyen diğer yüz karası olaylardan biri
    (bkz. madımak oteli)
    (jethrotull, 10.06.2004 23:23)
  3. ülkemizde dinin etnikten çok daha önemli olduğunun en büyük kanıtı olan son derece üzücü bir vakadır.bahis konusu olay ülkemizde azınlık olmanın bir sorunu olarak yansıtılamaz ki bu büyük bir yanılgıdır.işin gerçeği ülkemizde yenilikçi ve aydınlıkçı insan olmanın ve/veya bu kültürün bir parçası olmanın göze ne kadar battığını ve cehaletin bedelinin ne olduğunun acı bir göstergesidir.
    (skuba, 16.06.2004 02:12)
  4. vaktinde bir bilen hocamızın "aleviler atatürk'e ve ulusal aydınlanmaya verdikleri desteğin bedelini anadolu'da halen ödemektedirler , vatana hiçbir zararı dokunmayan aleviler 2. sınıf vatandaş muamelesi görmektedirler denilebilir" demişti , bu olaylar ve olaylara karşı insanların verdiği tepki göz önünde bulundurulduğunda ve de cehalet düşünüldüğünde acıların daha bitmediğini gösteren bir olgudur bahis konusu vukuat.
    (skuba, 16.06.2004 02:19 ~ 02:25)
  5. bahis konusu olayları polis nedense bir türlü engelleyememiştir.hamile kadınların karnındaki çocuklar ile beraber katledilmesi , kendini koruyamayacak bir insana olan saldırının önlenememesi nasıl olabiliyor diye düşünüldüğünde olayın boyutlarının daha da belirginleştiği olgu.
    (skuba, 16.06.2004 02:24)
  6. mhpliler ve gerici faşistler tarafından gerçekleştirilen alevi ve devrimci katliamıdır. katliam öncesi sunni-alevi çatışmasını körükleyecek yayınlar yapılmış, aleviler cami bombaladı gibi aslı olmayan söylentiler atılmıştır.
    19 aralık 1978 günü ilk olay başladı. anti-komünist bir filmin oynatıldığı çiçek sineması'nda bomba patlatıldı. önceden gelip sinemaya yerleşmiş faşistler, "solcular sinemayı bombaladı" diyerek, filmi izlemeye gelenleri yönlendirdi. "müslüman türkiye, komünistlere ölüm" sloganlarıyla chp il binası kundaklandı. bu sırada, sinemaya bombayı atan mhp'li ökkeş kenger(daha sonra milletvekili oldu) ankara'ya telefonla "işi başardığı"nın haberini veriyordu. maraş ügd başkanı mehmet leblebici ile yardımcısı mustafa kanlıdere provokasyonu tertiplemiş, ökkeş kenger de uygulamıştı.
    20 aralık'ta faşist saldırılar sürdü, iki devrimci öğretmen katledildi. mhp'liler cenaze kortejine de saldırdı. jandarma polis, saldıranları değil, cenazeye katılanları gözaltına aldılar.
    23 aralık günü ise, günlerdir hazırlanan büyük katliama başlandı. alevi halkın yaşadığı mahallelerde eşi görülmemiş bir vahşet yaşandı. plan gereği polis, asker yoktu ortada. bebelerin, kadınların karınları deşildi, evler yakıldı, hamile kadınlar şişlendi, "müslüman türkiye", "ordu millet el ele" sloganıyla saldırıya geçen faşist, gerici güruh, ellerinde makinalı tüfekler, bombalar, dinamitler, satırlarla; 111 kişiyi katletti, 210 ev ve 70 işyerini yakıp yıktı.
    (gelecegim, 30.07.2005 22:45 ~ 24.03.2009 21:03)
  7. "ona olay değil, katliam denir"

    edit: zamanında başlık "kahramanmaraş olayları" olduğu için böyle bir giri girmiştim.
    (eksiksizuyum, 29.06.2006 23:41 ~ 04.04.2009 02:05)
  8. bilinmesi, unutulmaması ve unutturulmaması gereken, gerici zihniyetin neler yapabileceğinin sergilendiği olaydır; maraş katliamı sonrası, ecevit bir röportajında asker olaylara bilerek müdahale etmemiştir diyerek büyük tartışmaların çıkmasına neden olmuştur, bu katliamın yaşandığı sırada genel kurmay başkanı kenan evren'dir. bu olay sonrasında 18 ilde sıkı yönetim ilan edilmiş ve 803 sanığın olduğu dava açılmıştır,bu dava da adana mahkemelerinde görülmüştür.
    (bo, 26.07.2007 14:47)
  9. 19 aralık 1978 günü antikomunist bir filmin oynadığı çiçek sinemasında bir bombanın patlamasıyla olaylar patlak verir. sinemayı solcular bombaladı diyerek sokağa dökülen kamuoyu, şehirde solcu avına çıkmıştır. chp il binası kundaklanmıştır. 22 aralık'ta öldürülen iki devrimci öğretmenin cenazesine saldırılır.

    bağlarbaşı camii imamının:"şehrimizde bulunan alevi ve chpli sünni imansızları temizleyeceğiz" vaazı ile harekete geçen kalabalıklar daha önceden üç hilal ile işaretledikleri dükkan ve evler dışında ne varsa yakıp, yıkmaya başlarlar. olaylar 26 aralık gününe kadar sürer. alevi köyleri basılır; kadın erkek, yaşlı çocuk demeden insanlar öldürülür.

    109 kişi yaşamını yitirirken, 176 kişi ağır yaralıdır. kahramanmaraş katliamı tarihe bu kanlı olaylarla ve ölümlerle yazılır.

    (bkz: birgün)
    (bkz: feza kürkçüoğlu)
    (aglaures, 30.10.2007 20:52 ~ 20:52)
  10. "23.12.1978 sabahı saat 09:00 sıralarında saldırgan bir grup evimizi bastı. korkumuzdan komşumuz osman küçükbeşe'nin evine gittik. hepimiz bir odada gizlenmeye çalışıyorduk. saldırganların sayısı tahminen beş altı bin kadardı. önce evimizi yağmaladılar, eşyalarımızı dışarı çıkararak yaktılar. bir grup saldırgan da saklandığımız evi bastı. saklandığımız odanın kapısını içerden kilitlemiştik, kapının kilidini ve kapıyı taradılar. içerde bulunan mehmet ünver alnından kurşunla yaralandı. kapıyı kırdılar, odaya daldılar. içeride bulunan erkekleri alıp dışarıya çıkardılar. yol üzerinde allahını seven vursun diye bağırdılar. topluca taş, sopa, balta ile vurmaya başladılar."

    naciye ve habibe ünver'in tanıklık etmek zorunda kaldıkları anlar.

    "84 yaşındaki cumhuriyet benzer tanıklıkları bir daha asla dinlemesin." doğan tılıç
    (aglaures, 31.10.2007 14:00)
  11. hafızaların taze kalması adına latif doğan tılıç'ın bu konu hakkında yazdığı yazı okunmalıdır. sadece maraş katliamı da değil; türkiye topraklarının hafızasının unutmaması gereken, hesaplaşması gereken ne de çok olay var değil mi?

    "hafızasız yaşamak...

    " iyileşecek yaraları olduğu sürece geçmiş bugün olarak kalır." sevgili mithat sancar, "geçmişle hesaplaşma" kitabının iç kapağına "gül bahçesi" filminden not ettiği bu cümleyi koymuş. ne kadar doğru! solingen, türklerin yakıldığı yere yapılan anıtla iyileşebildiği kadar "geçmiş" oldu. oysa madımak... müze mi, kabapçı mı, çiçekçi mi olsun tartışmaları arasında "bugün" ve hâlâ yanıyor.

    sancar'ın kitabında luis bunuel'den de bir alıntı var: "hafızanın yaşamlarımızı yapan şey olduğunu fark etmek için, parça parça da olsa, hafızanızı yitirmeye başlamanız gerekir. hafızasız yaşam, yaşam değildir... hafızamız; tutarlılığımız, aklımız, duygumuz, hatta eylemimizdir. onsuz birer hiçiz..."

    ve sancar'ın sözleri: "geçmişi görmezden gelme tutumunda diretildikçe, geçmişin bugün üzerindeki etkisi artar; bir süre sonra bugün, korkulan ve kaçılan geçmişin bir ürünü haline gelir. bizde de böyle oluyor; geçmiş yakamızı bırakmıyor; biz onu yok saydıkça, o giderek daha asi ve inatçı oluyor. oysa geçmişe uysa bir hizmetkar muamelesi yapmaya çok alışmıştık; onu istediğimiz zaman çağırır, istediğimiz gibi kullanır, işimiz bitince de karanlık odaya hapsederdik..."

    geçmişe hizmetkar muamelesi yapıldığı, istendiği zaman çağırılıp istendiği gibi kullanıldığı ve işi bitince karanlık odaya hapsedildiği doğru. ancak, bu süreç "biz"im yararımıza işlemiyor.

    maraş'ı yok sayıp "karanlık odaya hapsettiğimizde" madımak olup çıkıyor karşımıza, susurluk'u karanlık odadan çıkaramadığımızda, tam da unutmuşken, şemdinli'de boy gösteriyor. malatya'da insanların kıtır kıtır kesilişine dehşetle şaşırıyoruz, bir komutanın, ma-raş'ta sırtı satırla parçalanan anne adayının karnından fırlayıp duvara yapışan cenini kasa-turasıyla kazıyışını kendi ağzından dinlemediğimiz için.

    "maraş katliamı"nın anlatıldığı müzelerimiz, anıtlarımız, tarih kitaplarımız, sinema filmlerimiz yok. oysa, tanıklarından dinleye-bilseydik maraş'ı; o vahşet günlerini bir çocuk, bir genç kız, bir anne, bir baba olarak yaşayanların göz pınarlarında biriken yaşları gö-rebilseydik; yaraların iyileşmediğini, yaraları iyileşmeyen 78 maraş'ının 2007'de bile hala "dün" olamadığını, "bugün" olarak kaldığını, "karanlık oda"dan çıkarmadıkça da hep bugün olarak kalacağını kavrayabilecektik.

    "1978 yılının aralık ayında faşist güçler tarafından kahramanmaraş'ta gerçekleştirilen katliamda çoğunluğu alevi ve solcu olan yüzlerce vatandaşımız yaşamını yitirdi; alevi ve solculara ait ev ve işyerleri yakıldı, yıkıldı. iş-başındaki ecevit hükümeti ve devletin güvenlik güçleri saldırganlara engel olamadı, maraş 3 gün boyunca saldırganların kontrolü altındaki bir kent haline geldi... yüzlerce solcu ve alevi vatandaşın maraş'ı terk ettiği katliamın gerçek sorumluları bugün bile ortaya çıkarılmış değildir."

    maraş'ın kurbanlarının, sanıklarının, olayların içinde birinci derece görev yapmış olan yetkililerin, komutanların konuştuğu "unutturulanlar - 3 / maraş katliamı" belgesel dvd'sinin kapağında bunlar yazıyor. dün belgeseli izlerken yeniden 1978'in aralık ayına, maraş'a gidip, ölümü enselerinde hissedenlerin çaresiz çırpınışına tanıklık ettim. karnından aldığı kurşun yarasıyla saldırganların karşısına dikilip, "kızlarıma, eşime, namusuma dokunmayın. canımı size vermeye hazırım" diyen ilköğretim müfettişi bir babanın cesareti önünde saygıyla eğildim.

    dostluk yardımlaşma vakfı üyelerinin katkılarıyla, "özgür açılıntın yaptığı unuttu-rulanlar dizisinin "fatsa gerçeği" ve "yeraltı maden-iş / yeni çeltek" sonraki belgeseli "maraş katliamı." emeği geçen herkese, tarihimizin bir parçasını karanlık odadan çekip çıkarmak, bizi hafızamıza kavuşturmak ve yaralarımızı sarmak doğrultusunda atılmış bu mütevazı ve fakat olağanüstü anlamlı çaba için teşekkürlerimi sunmak isterim.

    bu topraklarda bir maraş daha yaşanmasın istiyorsak, yapmamız gereken ilk şey maraş'ı unutmamaktır.

    not: dvd'yi www.ozguracilim.web.tr ve www.unutturulanlar.web.tr sitelerinden edinebilirsiniz."

    kaynak: http://birgun.net/...
    (aglaures, 23.12.2007 14:45)
  12. (bkz: o... çocukları)
    bunu yapanlara yapılacak başka bir yakıştırma yoktur herhalde. bebekleri kendine düşman görüp'te öldürmek, sırf inançları uğruna insanları katletmek ne kadar büyük bir utanç tablosudur.

    lafım meclis'ten dışarı, arz ederim...
    (seanpenn, 31.12.2007 11:01 ~ 27.03.2009 21:48)
  13. insanların sırf alevi oldukları için öldürüldükleri insanlık dışı olaylardır. hamile kadınların karınları deşilmiş, gençler ağaçlara asılarak oldürülmüştür. "ya allah bismillah" ve "müslüman türkiye" sloganlarını eşliğinde din(!) adına bu katliama imza atanlar ise daha sonrasında ellerini kollarını sallayarak sokaklarda yurumeye yeni insanları öldürmeye devam ettiler ve hala içimizdeler...
    (alajuve, 31.12.2007 17:32)
  14. mehmet ali birand'ın katliamla ilgili hazırladığı belgeselde söylediği bir cümle belki de olay özetliyor: "maraş'ta üç gün boyunca devlet yoktu."

    (bkz: ne acı)
    (kanlı ketcap, 05.05.2008 00:34)
  15. bundan bi kaç sene önce üniversitede bi hocamız bize bi fotograf gostermişti öncesinde uyararak. parçalanmış bebek cesedi. sanırım bacaklarından tutup mu ne ayırmışlar fazla bakamamıştım(oha). bu olaylardan bir "kare"ymiş .

    ayrıca ecevit ısrarla asker bilerek karışmadı demiştir ki haksız da değildir. dönemin genelkurmay başkanı kenan evren kısa süre sonra(2 sene) darbesini yapmıştır.


    edit: kalender meşrepten gelen hatırlatma

    kalender meşrep- işin garibi kenan evren bir belgeselinde darbe yapışını haklı çıkarmak için bu olayları örnek verir. kenan evren şöyle diyor:

    "dönemin olaylarla ilgilenen paşasının raporu vardır bende. geldiği zaman da anlattı. 'komutanım' dedi, 'tasavvur edemezsiniz' dedi...'tasavvur edemezsiniz...yeni doğmuş çocuk, birkaç aylık çocuğu bacaklarından almışlar, iki bacağından ayırmışlar' dedi."

    "ama sıkıyönetim yok ki...daha sıkıyönetim ilan edilmiş değil türkiye'de. onun için oradaki emniyet güçleri ancak bunlarla ilgileniyor...vali, emniyet kuvvetleri filan ilgileniyor. olay olduktan sonra istekte bulunuldu."
    (pelin87, 05.05.2008 00:59 ~ 13:48)
  16. ‘kanlı oyun’
    bunları biliyor muydunuz?
    1)1978 yılında meydana gelen kahramanmaraş olaylarında ölen 7 militanın sünnetsiz olduğunu ve garbis altınyan isimli bir ermeninin tertipçi olduğunun sıkıyönetim mahkemelerince tespit edildiğini.
    2) olayların çıkmasına neden olan cinayetlerin sol fraksiyonlar arası çatışmaların sonucu olduğu ve bu çatışmalarda yabancı istihbaratın rol oynadığını.
    3) pkk ya da apo’cuların ilk kez kahramanmaraş olaylarında eyleme girdiklerini.
    4) maraş olayları sebebiyle hedefe oturtulan ökkeş kenger (şendiller)in beraat ettiğini.
    5) şendiller’in haksız yere tutaklandığı için hazine aleyhine dava açtığını ve bu davadan 250 milyon kazandığını
    6) yine şendiller’in mahkeme kararına rağmen olayı çarpıtan meydan laorusse gibi çeşitli yayın organlarından tazminat aldığını biliyor musunuz... bunların ayrıntılarını ve çok çok fazlasını öğrenmek ve de bir döneme kapı aralayıp bugün ile mukayesesini yapmak istiyorsanız ökkeş şendiller’in ıbre yayınevi’nden çıkan kanlı oyun adlı yakın tarih belgeselini mutlaka okumalısınız.

    http://www.yenicaggazetesi.com.tr/...
    (asasdas, 05.05.2008 01:20 ~ 27.03.2009 13:47)
  17. dış mihraklar demeye devam ettiğimiz katliamdır. çatlı'dan kimse bahsetmiyor, sahi abdullah çatlı neredeydi o sıra?

    yahut devlet tarafından olaylardan bir hafta önce maraş'a yollanan ajandan kim haberdar?

    sol fraksiyonların alevileri katlettiğini yeni öğreniyoruz, otu boku sola bağlama alışkanlığı devam ediyor. ayırca belirtmek gerek pkk sol örgüt değildir! işin aslını belgeler, şahitler ve olayın sorumlularının ağzından öğrenmek için can dündar ve celal kazdağlı'nın beraber yazdıkları ergenekon adlı kitabı dikkatle okumak gerek.

    darbecilerin ve dönemin sağcı militanlarının yani bir başka deyişle ülkücülerin nasıl el ele ülkeyi darbeye sürüklediğini göremeyecek kadar kör olamayız.

    üstelik yüzlerce kanıta rağmen hala sıkıyönetim mahkemeleri "ermenilerin tertiplediğini ortaya çıkardı" filan demek abestir. zira sıkıyönetim mahkemeleri darbecilerindir ve sıkıyönetim mahkemeleri "evet, bu katliamı biz yaptırdık diyemez!" hırsız ben çaldım demez!

    apocular daha piyasada yokken, daha bilinmiyor iken aslında apo denilen teröristin bu dönemde henüz tek başına bir boş beleş bünye olduğunu bildiğimiz halde işi yine pkk'ya yüklemek yanlıştır. pkk'nın alevilerle aynı cümlede yer bulabileceği tek yer başbağlar katliamı'dır. sivas katliamı'nın öcünü almış gibi görünmek için bu katliamı yapıp alevileri kendine çekme girişiminden öte bir şey değildir bu.

    demem odur ki madem ki konuya dair bir şeyler söyleme gereği duyduk bre insafsız gazeteciler, insafsız bünyeler bari biraz mantıklı atıp tutun be ya!
    el insaf!
    bu katliamın en büyük sorumlusu devlettir!

    edit: eksile eksile nereye kadar...
    (itirazım var sayın yönetici, 05.05.2008 01:34 ~ 01:40)
  18. bundan tam 30 yıl önce 1978 aralığının son günlerine gelinirken maraş'da mhp'li faşist milislerin gerçekleştirdiği katliamda 111 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve yüzlerce ev, işyeri yakılmış, yıkılmıştır.
    olaylar, ne bir rastlantı, ne de 'halkın galeyana gelmesi' sonucu olmuştur. olaylar aylar öncesinden planlanmış ve alanlar belirlenmiştir. yer malatya'dır, erzincan'dır, çorum' dur, maraş'tır. amaç, kitlelerin hızla politize olduğu bir ortamda gelişen devrimci mücadeleyi durdurmaktır.
    19 aralık 1978 günü maraş'ta faşistlerin propaganda aracı haline gelen cüneyt arkın' ın 'güneş ne zaman doğacak' filminin gösterildiği çiçek sinemasının, ökkeş kenger ve birkaç faşist tarafından bombalanmasıyla olaylar gelişmeye başlamıştır.
    kendi attıkları bombaya 'misilleme' olarak 21 aralık günü iki öğretmeni öldüren faşistler, 22 aralık günü öğretmenlerin cenaze törenine saldırdılar. bir gün sonra 'allah adına savaş'a (cihat) çağrılan maraş köylerinden gelenlerin katılımıyla maraş katliamı başladı. maraş’ta 19 aralık 1978’de başlayan kanlı saldırılar günlerce sürmüş ve kelimenin gerçek anlamıyla karşı-devrimci güruhun katliam ve yağmasına dönüşmüştü. mhp’nin başını çektiği muhafazakâr, mutaassıp küçük-burjuva ve lümpen kitleler “bugün cihat günüdür, alevileri öldüren cennete gider”, “komünistleri bırakmayın” sloganları eşliğinde saldırılarını günlerce sürdürmüşlerdi. saldırılar sonucunda 111 kişi ölmüş, alevilerin ve solcuların evleri ve işyerleri yakılıp yıkılmış, alevi nüfusun yüzde 80’i maraş’ı terk etmişti. olayların gerçekleştiği dönemde, kahramanmaraş emniyet müdürü görevinde abdülkadir aksu bulunmaktaydı.

    esasında maraş’ta başlayan katliam, anadolu kentlerinde ve kasabalarında süren bir dizi saldırı ve yağmanın ardından gelmişti. 1978 yılı boyunca faşist hareket, alevi ve sünni kökenli nüfusun yoğun olarak yaşadığı kentlerde mezhep ayrılıklarını kışkırtan provokasyonlar düzenlemiş ve birçok yerde çatışmalar çıkmıştı. türkeş’in 19 aralık 1978’de izmir’de mussolini’den esinlenerek başlattığı “büyük yürüyüş” açıkça iç savaş ilanı anlamına geliyordu ve devam eden günlerde faşist saldırılar her yerde artacak ve kitlesel kıyımlara dönüşecekti.
    (sakıncalı piyade, 05.05.2008 01:56 ~ 26.03.2009 13:28)
  19. alevi bektaşi fedarasyonu nun desteğiyle 30. yıl dönümünde, adana da 21 aralık 2008 de, anısına miting düzenlenecek katliamdır. belki bir gün istanbul da yüzbinlerin katılımıyla da hatırlanır.

    (görsel: kahramanmaraş olayları/45574)
    (mavimikırmızımı, 18.12.2008 01:11)
  20. olayda katliamı gerçekleştirenlerin maraş'ın kahramanlık kısmıyla alakası yoktur.hala bazı beyinsizlerin idolü ve kahramanları olsalarda insanlığın yüz karasıdırlar.

    (bkz: maraş olayları)
    (ruhtamircisi, 23.12.2008 20:46)
  21. o gün unutulamaz bir gündü.

    ne maraş'ta katliamı yaşayanlar için, ne yaşananları tv'den, radyodan ya da basından izleyenler için, ne de o günü üzerinden onyıllar geçtikten sonra dinleyerek, okuyarak öğrenecekler için, unutulacak bir gün değildir 24 aralık 1978.

    unutulmamalıdır da...

    unutulmamalıdır ki, yeni maraşlar yaşanmasın. unutulmamalıdır ki, analar, bacılar, eşler, yaşlılar, çocuklar yaşadıklarını böyle anlatmak zorunda kalmasın:

    "24 aralık pazar günü saat 10.00-10.30 sıralarında, başlarında bir elinde bayrak bir elinde silah olan muhtar mehmet yenişen ve fevzi görkem olduğu halde 'allah allah, komünistlerin kökünü kazıyacağız, komünistlerin büyüğü küçüğü demeyin kafasını ezin' diye bağırarak gelip evime hücum ettiler, kapımızı kırıp içeri girdiler ve kocam kalender toklu'yu alıp bahçeye çıkardılar.

    arkalarından çıkıp, 'etmeyin, eylemeyin, çoluk çocuğumu meydanda komayın' diye yalvardım. muhtar, 'kocanı kurban kesiyorum' dedi ve oracıkta katlettiler. kanları üzerime sıçradı. çıkıp, karşıdaki kardeşim hüseyin toklu'nun evini sardılar, onu da sürükleyerek dışarı çıkartıp öldürdüler. ben yalvardıkça 'biz bu sene kurban keseceğiz, bayram günü gelmiş' diyorlardı.

    bu sefer karşı taraftaki gözü görmeyen, yaşlı kadın cennet çimen'in evine yöneldiler. kadını 'gel gel nene' diye çağırdılar. (?) adlı kişiler zavallı kadının sağlam gözünü tornavida ile oydular. daha sonra kurşunlayıp öldürdüler." (zafer yolunda 1, boran yayınevi)

    o gün maraş'ta, otomatik silahlarla, baltalarla, bıçaklarla, çoluk, çocuk, genç, ihtiyar, kadın, erkek demeden, ana rahmindeki bebelere bile acımadan, kadınların mahrem yerlerinde dinamit patlatan, göğüslerini kesen, ağaçlara insan çivileyen bir vahşet uygulayarak katlettiler. katledilen halk, katleden devletin denetimindeki faşist katiller güruhuydu. katledenler, mussolini'nin, hitler'in soyundandı.

    hedeflerinde alevi halk ve solcular vardı. halkın evlerini yaktılar, mallarını yağmaladılar, yaralıları öldürmek için hastanelere saldırdılar, yardıma gelen sağlık araçlarını engellediler, devletin polisinin, askerinin gözleri önünde, onların yardımları ile katliamlarını sürdürdüler.

    maraş sokaklarında 3 gün boyunca oluk oluk kan akıtıldı, feryatlar yükseldi. resmi açıklamalara göre; 111 kişi katledildi, 176 kişi yaralandı. gerçekte ölü sayısı daha fazlaydı. 210 ev, 70 işyeri de yakıldı.

    ...


    katliamın ilk adımı, 19 aralık 1978'de atıldı. o gün, faşistlerin denetiminde bulunan çiçek sinemasında "güneş ne zaman doğacak" isimli, gerici bir film oynatılmakta idi. katliama dönüşecek provokasyon da burada başlatılacaktı. plan, önce sinemanın bombalanması, sonra bombalamanın solcuların üzerine atılması idi.

    saat 21.00'e doğru sinemaya mhp'li faşist ökkeş kenger tarafından bomba atıldı. aynı anda önceden salona yerleştirilmiş 20-30 kişilik faşist grup "müslüman türkiye", "kanımız aksa da zafer islamın" sloganlarıyla sinemada bulunan gericiliğin etkisi altındaki kitleyi kışkırttılar.

    aynı gün yüzlerce faşist, çevre ilçe ve köylerden kamyonlarla maraş'a getirilmişti zaten. sinemadan çıkan yaklaşık 300 kişilik faşist güruh, chp il merkezine, ptt ve töb-der binalarına saldırarak, tahrip ettiler.

    provokasyon ve saldırı sonraki günlerde de sürdürüldü. mhp genel merkezi de katliamı yönlendiriyordu. bunu, mhp itirafçısı ali yurtaslan şöyle anlatacaktı: "maraş olayları sırasında, kahramanmaraş ile genel merkez arasında sürekli telefon görüşmesi yapılıyordu. buradan konuşanlar şevket çetin ve burhan kavuncu idi. bu konuşmalarda maraş'ta cihadın açıldığı, inşallah ülküdaşlarımızın başaracağı söyleniyordu."

    20 aralık'ta alevilerin işlettiği akın kıraathanesi bombalandı. töb-der'li öğretmenler hacı çolak ve mustafa yüzbaşıoğlu'nun sokak ortasında vurulmasıyla faşist terör devam ettirildi. 22 aralık'ta iki öğretmen için düzenlenen cenaze törenine katılan binlerce insan ulu camii'ye geldiğinde, faşistlerce kışkırtılan güruh "komünistlerin ve alevilerin cenaze namazı kılınmaz" şeklinde bağırarak taş, sopa, demir çubuklar ve silahlarla saldırdı ve burada da 3 kişi katledildi.


    katliam başlatılmıştı, fakat asıl büyük katliam, sünni kesimin silahlandırılması ile hayata geçirilecekti. bunun için bir yandan gerici propagandalar sürdürülürken, diğer yandan, "solcuların, alevilerin silahlandığı ve sünnilere saldıracağı" yalanları da yayılarak, sünni kesime silah dağıtıldı.

    19 aralık'tan başlatılarak, 25 aralık'a kadar, altı gün boyunca sürecek olan katliam, devletin gözleri önünde gerçekleştiriliyor, fakat katliamı engellemek için en küçük bir müdahalede bulunulmuyordu. chp'lilerin de hedef alındığı maraş katliamı gerçekleştirilirken, iktidar partisi de chp idi. fakat, chp de katliamı engellemek için önlem almıyor, oligarşik devlet tüm kurumlarıyla katliamın tamamlanmasını bekliyordu.


    en büyük vahşet günü 23 aralık oldu. alevilerin ve solcuların ağırlıkta bulundukları yörükselim mahallesi kuşatıldı. devletin gözleri önünde, kamyonlarla getirilen silahlar, satırlar saldırgan güruha dağıtıldı. katliamda dinamitler kullanıldı, duvar diplerinde insanlar kurşuna dizildi.

    önceden tek tek kapılarına işaret konulmuş olan, alevi halka ait evlerin kapılarını kırarak içeriye giren katiller sürüsü, yaşlı, genç, çocuk, kadın, erkek kimi bulursa dışarıya çıkarıyor, kapının önünde, sokakta kurşuna diziyor, satırlarla doğruyorlardı.

    23 aralık'ta yörükselim mahallesi'nin sokaklarında, her yaştan insanlarımızın, kurşuna dizilmiş, gözleri oyulup kolları kafaları parçalanmış cesetleri yatıyordu. o gün yörükselim'i, üst üste atılan insan cesetlerinden sızarak gölcükler oluşturan kanlardan yayılan ölüm kokusu sarmıştı.

    katliam 24 aralık'ta da sürdürüldü. güya o gün "sokağa çıkma yasağı" ilan edilmişti. fakat, sokağa çıkarılmayanlar, aleviler ve solculardı, değilse, faşist ve gerici güruh 24 aralık'ta da sokaktaydı ve katletmeye devam etti. o gün de, evler, işyerleri yakılıp yıkıldı, kadınlara kızlara tecavüz edildi. katliam 25 aralık akşamına kadar sürdü.

    çocuklar, bebekler, karnında bebeğiyle birlikte öldürülmüş olan hamile kadınlar, tecavüze uğramış cesetler...

    maraş katliamının en önemli isimlerinden biri olan mhp'li ökkeş kenger, katliamdan sonraki yıllarda soyismini "şendiller" olarak değiştirip, mhp çatısı altında meclis'e milletvekili olarak girmiştir.

    ödüllendirilenlerden bir diğeri, bugün akp milletvekili olan, içişleri bakanlığı'nın neredeyse değişmez ismi sayılan abdülkadir aksu'dur. aksu da, dönemin maraş vali vekili olarak görev yapmaktaydı.


    ( yasal bir dergiden alıntıdır.)
    (christian troy, 24.12.2008 21:51 ~ 21:56)
  22. 19 aralık 1978 günü faşistlerin elinde bulunan bir sinemada güneş ne zaman doğacak adlı faşist bir film oynatılmaktadır. saat 21.00e doğru mhp tarafından planlanan oyun, kahramanmaraş ügd yöneticileri tarafından uygulanmaya konulur. ügd başkanı mehmet leblebici ve 2. başkan mustafa kalkandere görevi ökkeş kengere (miletvekilliği de yapan şimdi bbpli ökkeş şendinler) verirler. film oynatılırken ökkeş kenger sinemaya girer ve salona bombayı atar.

    aynı anda müslüman türkiye, kanımız aksa da zafer islamın haykırışları duyulur. bağıranlar daha önce sinemaya yerleştirilmiş, yapılan katliam planının bir parçası olan provokatörlerden başkası değildir. aynı saatlerde, faşist sürülere gerekli talimatları veren mhp yöneticileri bölge dışına çıkmakla meşguldürler.

    sinemadan çıkan kitle, diğer bölgelerden gelen kitleyle buluşturulur. katliam için start verilmiştir artık. yüzün üzerinde insanın katledildiği saldırıların en şiddetli olanı ve en çok insanın vahşice katledildiği gün 24 aralık günüdür. ve ilginçtir, o gün chp hükümeti tarafından maraşta sokağa çıkma yasağının konulduğu gündür. ama evinde olan sadece ölümü bekleyen masum insanlarımızdır. asker, yapılan plana göre kışlalarında, polisler ise karakollarındadır. sokakta ise maraşın faşistleri adeta cirit atmaktadır. yine aynı gün yüzlerce faşist, çevre ilçe ve köylerden kamyonlarla maraşa getirilir. katliama, daha önceden kapılarına kırmızı çarpı konulmuş yerlerden başlanır.
    (nervikan, 24.12.2008 22:02)
  23. nüfus cüzdanımda vilayeti kısmında gördüğüm vilayetten utanmama sebep olan katliamdır. üzerine basa basa söylüyorum katliamdır. elimden geldiği kadar objektif olmak için bu katliamda mazlum olana karşıt olarak atfedilmiş insanların görüşlerini yazayım siz ne söylemek istediğimi anlarsınız.

    muhafazakarlığı aşırıya kaçırmış ve hayatını bir şeyhe adamış bir ailenin, ailesinden uzak yaşadığı için hayat görüşü biraz farklı olan ama ister istemez ailesinin görüşlerinden etkilenen bir çocuğunun maraş'daki olayları duyduktan sonra biraz da neler oluyor tereddüdü ile maraş'a geri döndüğünde karşılaştığı manzara ile ilgili görüşleri (not: olaylar cereyan ederken maraş'a gitmenin imkansız olduğunu, çünkü maraş'ın bütün girişlerinin hem polisler hem olayları gerçekleştiren gruplar tarafından kapatıldığını ve arkasından sıkı yönetim geldiğinden maraş'a gitmekte çok zorlandığını ve maraş merkeze ancak asker olaya müdahale ettikten 6 gün sonra ulaşabildiğini söylemiştir bu abim)

    "maraş'a girdiğimde maraş hala yanıyordu. olaylar bitti diyordu tüm haberler ama maraş'ta hala yanan mahalleler vardı. maraş'ta yoğun kan ve yanık insan kokusu vardı. caddelerde kan hala duruyordu. gördüklerim anlatılabilecek görüntüler değil."

    ayrıca dedeleri müftü babaları ise zamanında kadı yeni kanunlarla ise avukat olan 2 veya 3 kardeş (kaç tanesinin o anda orada olduğunu bilmiyorum ama bu olayı yaşamışlar) maraş'ta yatılı bir lisede eğitim görmektedirler (özür dilerim ama lisenin ismini sormak aklıma gelmedi). olaylar başladıktan sonra işin ciddiyetini anlayan öğrenciler arkadaşlarıyla birlikte sıraları okulun kapısına yığarak dışardan içeriye saldırı olmasını önlemeye çalışmışlardır ama korkmaktadırlar ve birşeyler yapmak gerekmektedir çünkü içerde alevi veya solcu düşünceye sahip ailesi olan arkadaşları var ve okula da bir baskın olması muhtemel orada beklemek çare değildir. babalarına ulaşırlar ve yardım isterler babaları kendi nüfuzunu kullanarak okula bir askeri helikopter gönderir ve oradan alınmalarını sağlar. oradan ayrılırken gördükleri manzaranın dehşetini şöyle açıkladılar (bahsettikleri sokaklar eğimli sokaklar. maraş'a giden olduysa görmüşlerdir genelde eğimli bir arazi üzerine kuruludur) :

    "sokaklardan aşağı oluk oluk kan akıyordu. çevreden gelen seslere dayanmaksa mümkün değildi. insan olanın o seslerde kanı donardı."

    bu olayların sonucu olarak yukarıda bahsettiğim öğrencilerin babası olan avukat amcamın, veya dedemin diyeyim yaşına hürmeten, söylediği söz:

    "eskiden alevi dediğin zaman saflık, temizlik aklımıza gelirdi. biz o insanlara canımızı, namusumuzu güvenirdik. alevi toplumu çok dürüst, temiz insanlardan oluşuyor ama ne olduysa bir anda düşman olduk birbirimize. oysa ki alevi bizim için güveni temsil ederdi."

    sanırım bunun isminin neden katliam olduğunu ve bir toplumda ne kadar büyük yaralar açtığını birazcık anlatabilmişimdir. ayrıca şöyle bir istatistik vereyim bu olaylar öncesinde maraş'ın alevi nüfusunun çoğunluğuyla bilinen pazarcık ilçesinin nüfusu köylerle birlikte 75 bin civarıdır (halk sayımda bazı aksaklıklardan dolayı eksik olduğunu ve pazarcığın nüfusunun o dönemde 90 bin civarı olduğunu iddia eder) ki bu da maraş'ın en büyük ilçesi yapmaktadır pazarcığı. bu olaylardan sonra pazarcık nüfusu sayımlarda 25 bin civarlarında gezmektedir. tabi ki söylemek istediğim bu insanların hepsi öldürüldü demek değildir ama bu insanların büyük bir kısmı öldürülmüş bir kısmı da zulümlerden canını zor kurtarmış ve bir daha memleketlerine dönmemiştir.

    sonuçta ailemin hala maraş'a bağlı bir ilçede yaşamasına ve hayatımın 18 senesinin bu ilçede geçmesine rağmen, hayatım boyunca toplam 3 veya 4 defa zorunlu sebeplerden dolayı bulunduğum maraş'ı hiç sevmememe neden olan ve bu ilin başında bulunan ve çok zor şartlarda şanlı bir şekilde alınan "kahraman" ünvanının artık gözümde beş kuruş değerinin kalmamasına sebep olan katliamdır

    pazarcık nüfusuyla ilgili olarak bunu atladım sanırım. benim orada yazdığım rakamlar duyduklarımdan aklımda kalanlardı ama şu an yaptığım çalışmayla pazarcık kaymakamlığının sitesine dayanarak 1975 yılında yapılan seçimlerde pazarcık nüfusu köyler dahil 74820'dir. 1980 yılında (köyler dahil mi belirtilmemiş onun için bilmiyorum) 20015'dir.

    (bkz: http://www.pazarcik.gov.tr/...)

    not: aynı giriyi başka bir yerde görebilirsiniz. bu girinin her kelimesi bana aittir o gördüğünüz entry de bana aittir. (ç)alıntı değildir.
    (03 00, 02.01.2009 09:29)
  24. bu konuda hep konuşulur da kimse suriye parmağını görmek istemez. oysa, o parmak gözükse kahramanmaraş olayları çok daha iyi aydınlanacaktır.
    (nomenclatura, 02.01.2009 10:45)
  25. din kisvesi altında ortaya çıkarılan sağ-sol olayları.cumhuriyet dönemi alevi kıyımlarında ilk sıralardadır.yan mahallesindeki insanların gençleri ağaca asması, yaşlıları oracıkta katletmesi, bebekleri bacaklarından ayırması ve evlerin ateşe verilmesi onulmaz yaralar açmıştır bünyelerde.örgütlü bir kaç mahalle bu saldırıları püskürtebilmiş hazırlıksız yakalanan mahallelerde ise büyük kıyımlar gerçekleştirilmiştir.insanoğlunun her çağda zalim olduğunu ve hiçbir zaman özünde değişmeyeceğini bize göstermiş olaylardır.eski olanlar devamında sivas katliamının tarihine bakabilir.çok yakında bulunan askerin olaylara hiç müdahale etmemesi de manidardır.
    (4lifeshakingass, 02.01.2009 12:35)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil