amenabar'ın son filmi...javier bardem'in üstün oyunculuğuyla ötenazi konusuna değinen film sevmek için ille de sahip olmak gerekmediğini vurgulamak konusunda gayet başarılı..film ayrıca izlerken hönküre hömküre ağlamanın da garantisini vermektedir
amenebar'ın goya ödülünü kaptığı son filmi.
ilginç bir görüş: baş rol oyuncusunun parmağını bile kıpırdatmadan yılın en iyi oyununu çıkardığı tesbitine varmış insanlar.
çok etkileyici bir sonla biten, filmin bitimiyle salondaki izleyecilerin bir anda donup kalmasına şahit olduğum, ötenazi temalı gerçek bir yaşam öyküsünü anlatan ispanyol filmi.
konusu çok etkileyici, oyunculuğu çok başarılı olmakla birlikte, çok fazla beklentiyle gidip biraz hayal kırıklığına uğradığım sanat yapıtı.
kutup çizgisi aşıkları kadar güzel olur ümidiyle gittim ama malesef o kadar yukarılara çıkamıyor.
-neden sürekli gülüyorsun,ramon?
-insan,kaçamadığında ve sürekli olarak birilerine bağımlı olarak yaşadığında gülerek ağlamayı öğrenir..
amenabar bu işi harbiden biliyo dedirten film.kiliseye,rahiplere süper laflar sokan, insanı ağlatan ama konu çok müsait olmasına rağmen gereksiz duygu sömürüsü yapmamayı da başarmış film.
rahip:hayatı elinden alan özgürlük özgürlük değildir.
ramon:özgürlüğü elinden alan hayat da hayat değildir.
metin şentürk gibi sakatlığıyla dalga geçen bir adamın ağlatan sahneleri bol filmi.
filmin kahramanı ramon'ın ötenazinin yasallaştırılması için verdiği uğraşı konu alan film.
ramon film boyunca "yaşam insanoğluna verilen bir haktır zorunluluk değil" sözünü savunuyor.
(melodis, 11.12.2005 21:06 ~ 19.05.2007 22:50)
bittiğinde kendime neden yaşıyoruz? sorusunu sorduğum ve cevap bulamadığım film.
film sonunda yaşamaya daha farklı bakıyorsunuz ve yaşamı zorunluluk olarak görmediğiniz için ötenaziye daha sıcak bakıyorsunuz. mutlaka izlenmesi gerekir.
(melodis, 11.12.2005 21:11 ~ 21:37)
kusursuz bir yapıt! amanebardan oscarı hakeden bir şaheser. filmi izledikten sonra kafanızdan geçen soruların hızına yetişemiyorsunuz. bambaşka şeyler hissettiriyor. yaşam-ölüm, mutluluk-hüzün karmaşalarında gezinirken aslında bugüne kadar düşündüklerinizin bir de bu yönü olabileceğini, her şeyin bu kadar basit olduğu için bu kadar zor göründüğünü hissediyorsunuz.
ramon sanpedronun cehennemi deniz oldu ve o bir tek denizi özlüyordu. sadece bu bile, hayatın ne üzre olduğu konusunda düşündürmeye yetiyor ki, filmde daha neler var neler. gerçekten sevmek bencillik midir aksi midir? ya da kim neyi ne kadar hak ediyor vs.. bir sürü şey. izleyin ve görün derim ben, hayran kalacaksınız...
ispanyol filmlerine karşı merak uyandıran film. seyrettiğiniz filmde jack isimli bir karakterin olmaması; new york silüeti ile başlamaması,tanıdık markalarda otomobiller olması; robert de niro, al pacino, julia roberts ya da helen hunt un oynamamasına rağmen yine de hoşunuza giden, çok ilginç avrupa filmi.
(mek, 24.12.2005 04:36 ~ 04:53)
ramonun ölüm üzre bindiği arabanın arkasından koşan yeğeninin çaresizliği aklıma geldikçe içimi sızlatan film..
içimdeki deniz
ve dipteki hafiflik
rüyaların gerçek olduğu
iki kişinin bir dileği gerçekleştirmek üzere, birleştiği
senin bakışın ve benim bakışım
sözden gayrı tekrarlanan bir yankı gibi
daha derine...
daha derine...
kan ve kemiğin içinden, herşeyin ötesine..
ama hep uyanıyorum,
ve hep ölmüş olmayı diliyorum,
saçların, ağzıma dolanmışken,
sonsuza dek öyle kalayım diye...
’’bir hayata mal olan özgürlük özgürlük değildir
özgürlüğe mal olan hayat da hayat değildir...’’
dedi ramon.
filmin can alıcı müziği için (bkz:
negra sombra).
"ölümden sonra hiçbirşey yok.. tıpkı doğumdan önce olmadığı gibi.." sözü ile birçok şeyi anlatmayı başarabilmiş filmdir..
javier bardem'in oyuculuğuyla seyretmeye doyulamayan,ispanyol sinemasının oscarı sayılan goya'da en iyi film,yönetmen,erkek oyuncu,kadın oyuncu,yardımcı kadın oyuncu ve en iyi senaryo ödüllerini toplamış film.
sonlandığında sinema sevenlere "ağlamıyorum gözüme
javier bardem kaçtı" dedirtmeyi başarmış yapım.
onurlu ölüm..
bir tercih midir ölmek? veya doğmak, yaşamak bir tercih midir? bize sunulan bir hayat var ama ya ölmeyi istemek?
korkaklık.. bir vazgeçiş belki.. ama korkarak yaşamaktan, yapılamayanların verdiği acıdan daha iyidir. kim bilir..
kişi mutsuz olduğu ,hayattan bir beklentisi olmadığı zaman kendi hayatına son verme hakkına sahip midir ya da son vermelimidir? düşünün ki filmde olduğu gibi denizi çok seven bir insansınız ve bir gün deniz sizin boyundan aşşağı kısmınızın felç olmasına neden oluyor, artık özgür değilsiniz yüzemiyor, yürüyemiyor, hareket edemiyorsunuz , yaşamak ister miydiniz? hayata bağlı olmak size bişey ifade eder miydi? işte bu soruları tartışıyor bu film . ötenazi olmak isteyen ama hükümet engeline takılan felçli bir adamın ölüm mücadelesini ,bir türlü ölememesiniz anlatıyor .
güzel bir ispanyol sineması örneğidir,yönetmenin (bkz:
alejandro amenabar) çekim tekniklerinde verdiği duygu ve bir kitabın çok güzel senaryolaştırılması, ve bir adamın cidden dram lafını hakeden dramı...bir daha ayaklarının yere değmeyecek olması uçamayacağı anlamına da gelemiyor hani.en azından hayal ederek uçuyor ve o umut ışığını hep görüyor aslında.en son 1 sene önce izlemiştim ama hala dün gibi aklımda.
"beni gerçekten seven insan ölümüme yardım edendir."
empire dergisi bu ay filmin dvdsini promosyon olarak vermektedir. süper.