belki ilginizi çeker
  1. · yeni başlayanlar için boğaziçi üniversitesi
  2. · peyzaj
  3. · boğaziçi üniversitesi
  4. · altınoluk
  5. · resim derslerinde yaptırılan resimler
  6. · ayrılmaz üçlü
gündem
  1. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  2. · kedi keserek internette yayınlayan kız
  3. · 29 kasım 2009 sivasspor beşiktaş maçı
  4. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  5. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  6. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  7. · yasaklanması gereken şeyler
  8. · puro
  9. · eski fotoğraflar

manzara  

  1. güzel özdere'min girişine yakın uçurum kenarı.. mehtaplı gecelere bire birdir.. içkiler alınır, araba yolun kenarına çekilir ve ayı denizin kıyısından izlemenin tadına varılır.. bambaşkadır bilenler için..
    (requemm, 03.09.2004 01:56)
  2. boğaziçi üniversitesi güney kampüsünde bulunan rumelihisarını ve köprüyü gören,ders aralarında oturup dinlenebileceğiniz güzel yer.
    (stars giggle meh every nite, 22.12.2004 14:51)
  3. karşı evin arkasından ay doğdu
    akşam serinliği çıktı.
    tramvay sesleri geliyor,
    deniz kokusu geliyor uzaktan.
    manzaradan pek fazla mütehassisim.

    orhan veli
    nisan 1940
    (tabudeviren, 03.08.2006 16:57)
  4. (bkz: bob ross)
    (olahabeoy, 03.08.2006 17:10)
  5. keş ağızında naneyi yedikten gayrı mutlu dünyanın anüsten görünümü.
    (göynük çoban, 19.10.2007 21:01)
  6. geceleri boğaziçi üniversitesinde güvenliklere göstere göstere şişelerin devrilebileceği kurtarılmış bölge, ayrıca
    (bkz: piyasa)
    (bir mendil niye kanar, 18.08.2008 23:52)
  7. bir yanı mor çubuk makarna
    öbür yanı kirli sarı
    demek turuncu bir picama
    bir soytarı bu
    maskara akıntısı
    taklatıyor marmara'ya
    eski kılıç yunuslarla...
    lodosun dönmesinden ki
    turner'ı yeniden görmektir
    ve boğas ki bir sirk, hipotamlar
    filler bütün, develer aslanlar
    döne döne gökyüzünde ebrular olmuşlar
    koş koş nefes nefese hepsi
    aman kaçırmayalım pistteki sıramızı!
    yine de en büyük o trapezci
    assolist güneş
    atlıyor arştan arşa
    hemingway'vari biraz ihtiyarlamışsa da . . .
    derken efendim birden parladı
    tamamen eflatun bir kırlangıç
    başımın üstüne kurulu o hünkar çadırından.

    (bkz: can yücel)
    (joachim murat, 08.04.2009 20:20)
  8. istanbul yedi tepe derler. her tepesini gezmişizdir de haberimiz yoktur. zaten hayat dopdolu farkında olmadan yaşadığımız güzelliklerle. istanbul da bunlardan biri olmalı. dışarıdan gelen ya da istanbul’a susamış birinin gözleriyle bakabildiniz mi hiç bu şehre? keşke imkânınız olsa. ne keyif alırsınız…

    yıllar vardı, bu şehre adımımı yaz vakti atmamıştım. güzdü gelişlerim, arada kıştı. güneş ısıtmazdı, hava akşamları tatsızdı, günler kısaydı. şimdilerde en uzun günleri yaşıyoruz. bana da bir daha belki de hiç yaşayamayacağım bu güzelliğin sonuna dek tadını çıkartmak düşüyor.

    balkona çıktığınızda denizi görebilmek ne kadar güzeldir, bilir misiniz?
    işte kaldığım evin belki de en güzel yanı bu. kabul, işyerime yakınlığı da bir başka güzellik; ama işte ev ile dışarının ara mekânı bir güzel balkonun insana sunabilecekleri, inanın çok şeye bedel.

    kafamı uzattığımda önce tuzla tersanelerini görürüm. babamın elinin değdiği yerleri, insanların gözlerinin potalarda eridiği, kimilerinin öldüğü –aslında elbirliğiyle öldürüldüğü-, kimilerinin az önce işine son verildiği, birilerinin kapısında beklediği ve bazılarının teknelerinin suya ineceği zamanı iple çektiği…

    gözlerimi kaydırırım usuldan suya, ardı sıra başka memleketlerin tepelerini görürüm. şurası hereke derim, hereke…halılarıyla meşhur bir başka şehir. eskihisar vapuru vardı bir vakitler. hâlâ da var, niye bir zamanlar dediysem? binişlerim eskide kaldı ya…belki de ondan. o “eski” vapur kucaklardı bizi ailecek. babam, delikanlılarına ve kızlarına şiirler yazardı. şiirlerde sevdalılar öpüşürken görünüp görünmemenin hesabını yaparlardı. biz vapurdan inerdik…babam başka yöne giderdi, biz başka yöne atardık adımlarımızı. annem buruluşuma üzülürdü.

    biraz daha sola düşer bakışlarım. güneşi sırtıma alırım, yalova’ya bakarım. deniz otobüsüne binişlerim gelir aklıma. 9 yaşımda kendimi kocaman sayışlarım, tek başıma yollara düşüşlerim. kırk beş dakika boyunca kıpırdamadan yerimde durup, babamın beni alacağını hayal edişlerim. geç kalmaz, hep ordadır. güler gözleri, elleri. kocaman gözlükleri vardır. bana pantolon alır, kemalpaşa tatlısı yapar. ders çalıştırır. “matematik bilimlerin anasıdır” diye öğütler. göz hakkı denilen eriklerden toplar. su içeriz, güleriz. biz onunla hep güleriz. hep gülelim…yalova’dan dönüşte annem karşılar beni. kartal onun yuvasıdır. tren istasyonu şurada. annem civarda çalışır. tüm tembelliğimle dershaneden dönerim. testlerim çözülmemiştir, çözülmeyecektir de.
    annemin ayakları buzdur. ayakkabıları su çeker. annem babamı çok sever. annem babamı öyle çok sever ki, yaptıklarını da sever. ayakları bundan su çeker. doğum gününde pasta yemeyişimize üzülüşüm vallahi boğazımdan değil. annem kırkına girmiş…kutlamak istemiştim sadece…
    evimiz tersanelerin arkasına kalır. balkondan seçemem şimdi onu; ama bilirim oralarda bir yerlerdedir çocukluğum.

    deniz mavidir. adalar, en güzel ve en yakın buranın sahilinden görülür. 20 dakikada varılır büyükada’ya. ada’dan dinleyince istanbul’un gürültüsü duyulur. duyulur da itibar edilmez.

    kum çeker gemiler. sayıları çoktur. kumu, yakında yapılacak iki devasa arap kulesinin inşası için çıkartılar denizden. buradan göremem yine; ama bilirim ki oltalarını salarlar suya balıkçılar akşam serininde. acemiler, yanlış olta iğnesiyle boğuşurken, işin ehli olanlar iki kilo mezgit ile dönerler evlerine.
    son bir kez hızlıca gezdiririm gözlerimi sırayla evlerin, vinçlerin, denizin, gemilerin, insanların üzerinde. sonra kapatırım yavaşça, izleri kaybolmadan içeri geçerim…
    (mevlüt şekeri hüznü, 29.06.2009 08:43 ~ 08:43)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil