laiklikle yakından uzaktan alakalı olmayan eylem. uzun kollu eşofman takımı giyenler laik yada çağdaş değil anlamına gelen saçmalık.
şort, kısa kollu gömlek = çağdaşlık, laiklik*
türkiye'nin 2 zıt kutupta kamplaşma belirtileri gösterdiği şu günlerde,laiklik-irtica tartışmalarından paye çıkarmaya çalışan işgüzar gazetecinin haberidir.
giysilerin uzun yada kısa olması sorun teşkil etmemektedir, sorun olan bu giysiler seçilirken baz alınan kıriterlerdir? gerçekten yakışanın bu giysiler olduğu mu düşünmüşlerdir. eğer gerçekten öyleyse bir sorun yok, beğenilerle ilgili basit bir durum var der geçeriz. durumu açıklayacak olan zihniyetin kendisidir ve zihniyet üstünden günlük uygulamalar maaleef tartışılmaktadır. bunun sorumlusu kimdir sizce?
evet soru şudur, türkiye'de böyle şeyler olmaktadır ancak hangi gerekçelerle? tekrar söylüyorum, önemli olan kıyafetin kendisi değil arkasındaki zihniyettir.
bu arada milliyet gazetesine hiç ama hiç yakışmayan bir yaklaşım tarzı olmuş, konuya şu günlerde yüksek duyarlılıkla yaklaşmaları gerekirken hemde.
tek başına gazeteciye mal etmenin yanlış olduğunu düşündüğüm haberdir.
bugün her gazetecinin "ben yaptım oldu" deyip de yaptığı haberler türkiye'de sermayenin sözcüsü olan bir gazetede birinci sayfanın dörtte birini kaplayan fotoğraflar eşliğinde yayınlanmıyor.
kısaca sermayenin bu çatışmada tarafını "sözde ilericilik"ten (yani "laiklik soslu gericilik"ten) yana koyduğunun göstergesidir.
ben videosunu izledim ve gördüm ki ortalarda yer alan kızlardan birkaçı catwalk stilinde yürüyor ayrıca, ayak bilekleri görünüyor bu din düşmanı kızlarımızın.sanırım hala laikliği korumaya çalışan birileri var.hocalar dikkat edelim..
sen kafayı mı yedin arkadaşım ya.ne anlatıyon allahın aşkına..?
doğrudur. mesela bakın yeni nesil it's on tadında bir ortamda dans edilen amerikan kliplerinde herkes ne kadar laik. bizdeyse bu yanlış gidişe dur demek amaçlı yayınlanan serdar ortaç klipleri ve düzenlenen techno club partyleri var.
bir de ben duştayken çok laik olurum.
bir de bir ara başlık penceresinde içi boşaltılan kelimeler mi ne, öyle bir başlık vardı. darbe kelimesi işlenmiş miydi orada bilmiyorum ama güzide medyamız sayesinde o listede başa oynar hale geldiğini düşünüyorum.
yuh artık ve akabinde ybsg denilesi olay. ulan bu ülke nasıl bir yerdir ki anam başını kapatsa bir kısım medya şeriat ilan edilecek yaygarası yapıyor, bacım baldırını göstermese laiklik elden gidiyor, darbe şakşakçıları rejim tehlikede diye bağırmaya başlıyor. devletin ve rejimin bekaasını kız öğrencilerin giydiği eşofmanlarla bağdaştıran, atatürk'ün ilkelerinin bokunu çıkartan, ortalığı karıştırmaktan başka bi halt etmeyen bu medyanın ve bunlara destek olanların topunun allah belasını versin.
huyum değil ama en sevilmeyenlere girmiş bu giri için ek yapmak istedim. bu ülkede bütün kız öğrenciler uzun kollu kıçı başı kapatan eşofmanlar giyse de korkmayınız ne rejim yıkılır ne şeriat gelir. ve hatta kamusal alanda türban da takılsa, cumhurbaşkanının eşi türbanlı olsa da korkmayınız yine de isteyen mini eteğini giyer, dekoltesini istediği yerden gösterir veya bikinisini giyip rahatça denize girebilir.
tekrar söylüyorum; bunları hala ülkeme ve insanlarıma, kaldı ki yüzde 99 müslüman nüfusu olan ülkeme ve insanlarıma böyle yansıtan medyanın allah bin kere belasını versin.
ve bunu anlamayan, anlamak istemeyen, anlayıpta işine gelmeyen ve çok da sikimde diyenlere de allah akıl versin diyorum.
ah sevgili milliyet gazetesi, ne kadar da şirin bir gazetedir. o değil ben bu tarz siktiriboktan haberleri sadece avrupa baskılarına koyuyorlar sanıyordum. demek arada türkiye baskısında da çıkıyor. hayır bir keresinde isveç de bir yerde otururken aldığım milliyet gazetisinde, enrique iglesias ın siki çok ufakmış hatta anna bu durumdan çok şikayetçiymiş.(artık kol ya da ayakla falan idare ediyordur) oysa babası julio ise kazma sapı gibi bir alete sahipmiş gibi bir köşe yazısı vardı ki kendimden iğrendim. o günden beri bu gazeteyi ne alırım ne okurum ne de internet sitesindeki yazılarını kaale alırım. zaten tirajı ben almadığım için düştü.
(bkz: giysini söyle sana ne olduğunu söyleyim)
bu mesele bu kadar basite mi indirgendi de bizim haberimiz yok.nerde yaşıyoruz.jack,kate nerdesiniz.noluyo lan bana.
tamam, evet, haber türkiye'deki kutuplaşmayı kullanmaktadır. ve fakat, bununla beraber 60'lı 70'li yıllarda resmi törenlerde kadınlar için seçilen kıyafetlerle bugünküler karşılaştırıldığında dikkat çekici bir ayrım vardır. fotoğraflardan gözlemlediğim annem ve teyzemlerin o günlerde (60'lar, 70'ler) giydikleri kısacık şortları veya pilili etekleri ben bugün yani 2007 türkiyesinde giyemeyen bir kadınım. dolayısıyla resmi makamların da resmi törenler için seçtikleri kıyafetlerin 30 40 yıl içinde bu denli değişiklik göstermesi asla bir tesadüf değildir.
bu tartışmada çıplaklık ve ilericiliği bir tutarak espri yapanlar oturup son 40 yıl içinde seçilen tören kıyafetlerini inceleseler çok değerli bir araştırma yapmış olacaklar ve türkiye cumhuriyetinin nerelerden nerelere doğru yol aldığına dair önemli ipuçları elde etmiş olacaklardır.
laikliğin çıplaklık olduğunu savunmayan, kesinlikle zırva olmayan ve dikkate alınması gereken haberdir. bu haberi daha iyi değerlendirmek için şu habere de bakılmalıdır tabi:
spor giysileri yarı çıplak olarak tanımlayan vakit gazetesi birinci sayfasında haberde çocukların fotoğraflarını mozayikleyerek verdi.
vakit gazetesi, "kutlu doğum etkinlikleri çerçevesinde öğrencilerin ilahi okurken başlarını örtmelerine müsaade edilmezken, dünkü gençlik spor bayramında gösteri yapan öğrencilerin "yarı çıplak" kıyafetleri dikkat çekti" diye yazdı.
inönü stadı'ndaki kutlamalarda çocukların giydiği kıyafetlerin töreni izlemek için
gelen binlerce kişiyi utandırdığını iddia eden vakit,
"öğrenciler, törende vücut hatlarını belli edecek elbiseler giyerken, birçok öğrenci elbiselerinin kısa olmasından dolayı açılan bellerini bir elleriyle kapatmaya çalıştı" cümlelerine yer verdi.
aynı gazete 23 nisan kutlamalarında da çocukların resimlerini mozayikleyerek vermişti. "
tamamı ile bokunda boncuk aramaktan başka bir şey değildir bu haberin yapılış amacı. merak ettiğim şudur -ister sığ deyin, ister aklı kıt deyin ne derseniz deyin-:
"neden karşılaştırma yapıyorsun ve neden 1964? nedir 1964 yılının özelliği?"
memleketi kuruttunuz bu fotomaç modeli polemik gazeteciliği ile. bir de şunu söylemekte yarar var, her konuda yobazdan korkmak gerekir. neyin ne olduğunu bilmeden sadece inandığı değerlere körükörüne bağlı olduğu için, mantıklı bir şekilde düşünmeden konuşan, sırf muhalefet olsun diye muhalefet yapan, olup biteni rasyonel bir şekilde yorumlamaktan aciz her insandan korkmak gerekir. çünkü onlar bir taş atarlar kuyuya, akıllılar da o taşı çıkarmak uğruna karanlık suların içinde boğulup giderler. önlerinde o kadar örnek varken, hala nereden ne bulsamda laf soksamcılık devam ediyor. ortalık karışsın da nasıl karışırsa karışsın. yapmayın, etmeyin o kafanızın içindeki fayton feneri değil. düşünmeniz için var. ama belli ki kullanamıyorsunuz. öküzün altındaki buzağı da değil artık aradığınız. ha bir de bu haberin itü sözlükte vitrine konulması durumu vardır. manisalı kızlardan laikliğe darbe etiketi ile vitrine konulması. hani avrupa yakasında volkan, sertaç başlarını belaya soktuğunda bir laf söyler ya, bildiniz mi onu? "allah belanı versin sertaç". acı olan nedir biliyor musunuz, acı olan fotomaç modeli polemik gazeteciliğinin artık sözlüğe de bulaşmasıdır. insanlar sağa sola nasıl saldırsam diye bilgisayar başında klavyesini kemiriyor. (son yaptığım bir genelleme değildir). çoğu sözlük yazarı da bu durumun açık ara farkındadırlar. prim yapmak, ilgi çekmek uğruna genel değerlere saldırmayın artık. tekrarlıyorum kafanızın içindeki fayton feneri değil. birazcık oturup muhakeme yapsanız siz de varacaksınız olayın vehametinin farkına. çünkü bu polemikler kimseye bir şey kazandırmıyor. genelleme yapıyorum çünkü çoğu aklı başında yazarın aynı düşünceleri paylaştığını biliyorum. tehlikenin farkında mıyız diye sorup duruyoruz kendimize, ancak farketmediğimiz bir şey var: zamanla anlaşılıyor ki kendi kendimize tehlike teşkil etmeye başlıyoruz.
laikliğin kızların bacaklarına kaldığını gösteren haberdir kendileri.
artık bu ülke insanına acımaya başladım. bu kadar dezonformasyonun içinde, bu kadar yalanın bu kadar dolabın döndüğü bir ülkede akıl sağlığını koruyabilmek bile çok zor. hayır, insanlar bir kere abuk birşeye inandılar mıydı daha sonra bunun laiklik, demokrasi veya diğer bir başka kavram ile alakası olmadığını da anlatamıyorsun. bir de senden kalabalık oldular mıydı kesin haklı olduklarını düşünüyorlar, daha vahimi sen çizgini kaybedip onların haklı olabileceği ihtimalini düşünmeye başlıyorsun.
laiklik bu kadar basite indirgenirse onu yıkmak kolaylaşır, korumak da o derece zorlaşır bunu nasıl farkedip göremezler. kafayı yiiicem allahım sen bize akıl ver!
sayfa açılıp ctrl + f tuş kombinasyonuyla arama seçeneği açılarak, arama kısmına " laik " kelimesi yazıldıktan sonra sonuç bulunamaması düşündürcüdür. laikliğe darbe olduğunu hangi şahıs götünden uydurmuştur anlamak mümkün değil. (zannımca gazete haberini hazırlayan insanın böyle bir iddiası yoktur. süleyman şen'in de böyle bir iddiası yoktur. ) ortada dönen çağdaş kelimesi vardır. birileri ya laiklik kelimesinin anlamını bilmiyor ya da... neyse sustum yine.
bu kızlar o kadar rejim karşıtı ki allah onların belasını versin. eşofmanlarla yıkacaklar laik cumhuriyeti. onları da eşofmanlarıyla birlikte yakmalıyız. halbuki bu kızlar içini gösteren kıyafetler giyseydi vatana hiç bişey olmazdı. laik cumhuriyet sonsuza kadar baki kalırdı.