1. manisa'nın belki de türkiye'nin en manyak hastanesidir.. evet efendim manyak. neden? çünkü içindeki doktorlarda delirmiş durumdadır.. adama derdinizi anlattığınızda karşınızda gülmeye başlamaktadır. baştan aşağı deli yeridir. neyse efendim bu güzide mekan hakkında ufak bir anımı anlatmak istiyorum sadece..

    günlerden bi gün.. annem şehir dışında, malum kardeş üniversitede. evde babamla beraber kalıyoruz.. artık can sıkıntısı had safhada. diyor ki peder: "şu şunun çocuğu evde tekmiş. sen de gidersin. hem o da sıkılmaz. konuşursunuz". artık ne konuşacaksam.. neyse ben papuçları yağlıyorum, giyinip çıkıyorum evden. araba ile gidilen yolu hafızamda canlandırıyorum. "yürüye yürüye bulurum yav" diyorum kendi kendime. nah! başlıyorum yürümeye bak şimdi aklıma mavi sakal'dan başladım yürümeye şarkısı geldi. ehe öhöm. neyse işte gidiyorum ben. şuradan sağa dönücem şuradan sola derken çarşıdaki bir kaç işimi hallederek kuyruğuna teneke bağlanmış kedi misali yürümeye devam ediyorum.. yol bitmek bilmiyor. içime bir korku düşüyor. ilerle yawrum bulursun elbet tesellisi ile devam ederken turgutlu yoluna doğru gittiğimi fark ediyorum ve şrank! karşımda garnizon komutanlığı. yuh! "nasıl geldim lan ben buraya?" cümlesi pek birşey ifade etmiyor.. "neyse madem şuradan sola dön devam et varırsın eve" diyorum. bir kaç adım sonra o da ne lan hayatımda hiç görmediğim manisa ruh ve sinir hastalıkları hastanesi.. ajfkasldfnjldnfl.. hastanenin önünde mendilci çocukların sırf mendillerini satmak için yüzlerine verdiği o kekremsi ifade bürünüyor. ama ben mendil satmıyorum ki. göt kadar şehirde kaybolmanın burukluğu bu. küfürler ede ede hastanenin önünde incelemeler yapıyorum sonra yine o malum telkinlerle yola devam ediyorum. gururumu yere vurdurmamak içinde yol sormuyorum. ama sonunda dayanamayıp sevgilisi ile öpüşen bir kadına çekinmeden devlet hastanesini soruyorum. beraber yol almaya başlıyoruz.. hastanenin oraya geldiğimde geçen zaman ve üstümden geçen 234243 tonluk yorgunlukla eve varıyorum. bir bardak su ve uyku..
  2. nam-ı diğer, sarı bina .

    küçükken şizofren bir yakınımı ziyarete gittim, sağolsun babam yaşımın küçüklüğünü önemsemeden tuttu elimden götürdü (gerçi o da gençti o zamanlar sigara bile içiyordu, göbeği de yoktu). kapıdan girmemizle;

    "abi bi sigara versene"

    "abi para versene" gibi cümleler savrulmaya başladı etrafımızda.

    babam paketini çıkartıp eline aldı, benim elimi tutmadığı eliyle sebil misali bütün delilere tutuyordu. sigara kullanma oranı epey yüksekti, "sigara içmeyen deli yoktur / sigara içenler biraz da olsa delidir" gibi genellemeler yapmama sebeb olmuştu o yaşta. neyse ziyaretimiz bitti büyük ağaçlı bahçeden geçerek ayrıldık oradan.

    yıllar sonra geçen sene, ismini vermek istemeyeceğim 21. yy'ın klasik delililklerinde birisinin şikayetleri ile uğradım hastaneye. girmeden önce önünde bir sigara yakıp etrafı kesmeye ve sanki bir yakınım için oradaymışım gibi yapmaya başladım. aklıma ufakken ki sigara ile ilgili genellemeler geldi ve gülümsedim. hastane çok modernleşmiş ve gözümdeki sarı bina imajı yıpranmıştı. poliklinik kısmı ayrılmış, manisa'daki bütün (deli doktoru diye tabir edilen) psikolog ve psikriyatrlar aynı yerde toplanmışlar.

    veronika ölmek istiyor adlı romanı okurken sahneler çok güzel canlandı kafamda, çünkü sarı bina'ya iki kez uğramışlığım vardı.
  3. ilk kurulduğunda, en sık müdaviminin manisa tarzanı olduğu türkiye'nin ilk akıl hastanesi. hastanenin 400 senelik bir mazisi var. kendim için değil ama; orada tedavi gören bir yakını çıkartmak için gittiğimizde, gözlemlemek ve doktorlardan bilgi almak fırsatına eriştiğim hastane. dışarıdan bakılınca bir hapisaneyi andıran büyük bir bina ve daha küçük binaların serpiştirildiği polikliniklerden oluşuyor. ve fakat her tarafı yeşilliklerle kaplı çok büyük bir bahçesi var. oradaki doktorların hepsi genç, hepsi güler yüzlü, sanki herşey normal-miş gibi bakıyor gözleri hepsinin. belli ki bunlar da delirmiş... gözlemlediğim kadarıyla hastaların yüzde 90'ı 35 yaşın altında. bu da demek oluyor ki, 76 ile 85 arasında doğan talihsiz kuşağın çoğu kafayı kırmış arkadaşlar, ben dahil. bunun için çok geçerli nedenlerimiz olduğu ortada. şanslı bir kuşak değiliz. arada kalmış, ne olacağını şaşırmış bir kuşağız. ve durum iyiye değil de kötüye doğru gitmekte. bir memleketin şu anda çalışıp üretmesi, zekasını kullanarak yeni değerler sunması gereken bir nesli, akıl hastanelerinde çürüyorsa, o memleketten kimseye hayır böylelikle gelmez işte! rönesans çağının nüvesinde deha vardı. anlaşılan o ki bu çağın nüvesinde de delilik mevcut. hangi yazarlar, şairler, müzisyenler, keza simaen ünlü diyebileceğim kimler kimler bu hastanenin "misafirleri" oldular? saysam dudağınız uçuklar. keza tedavileri hala sürenler var, inanamadığım şahsiyetler hem de. "ayyy o da mı delirmiş, bu da mı kafayı yemiş!" demekten kendi deliliğim normal gelmeye başladı anlayacağınız.

    galiba ait olduğum yeri buldum. çok beğenirsem; bir delilik yapıp, hiç çıkmayabilirim bu hastaneden. "laftan anlamayanın hakkı kötektir" misali, her türlü yol ve üslubu denememe rağmen, dertlerimi bir türlü anlatamadıklarım var. eğer bir tanrıya inanmıyorsanız; "aman bırak! allahından bulsun!" diyemedikleriniz oluyor. ilahi adaletin varlığından emin olamadığım için tecelli etmesine de şüpheyle bakıyorum. yalnız biliyorum ki; evrende şaşmayan fiziki bir yasa var; uyguladığın etki oranında, tepki oluşuyor. ilahi adaletin kendisi bu olsa gerek. ne ekersen onu biçersin yani. fakat bunun da ne zaman olacağı konusunda bir sabırsızlığım mevcut. beklemek ve bekletilmekle ilgili büyük bir sorunsalım var keza. hiç tahammülüm yok kısaca. bu sebeple, "cezaya ehliyeti yoktur." kabilinden bir rapor, dünyadaki tüm pislikleri temizlemem için bana büyük bir fırsat verebilir. gırtlağından tutup, ümüğünü sıkmak istediklerim, keza saçını sakalını tek tek yolmak istediklerim, hatta kıtır kıtır kesmeyi hayal ettiklerim var. sosyopatlıktan, psikopatlığa terfi edeceğim gibi görünüyor kısaca. belki bu sayede; iyi olmasa da ben de ün sahibi olup, tarih sayfalarında yerimi alabilirim! delilik denen de bu ya!
  4. yaşadığım şu son 2 gün neticesinde kendimi hücrelerine hapsetmek istediğim hastane.
    yeter lan delirtmeyin adamı. bünyem çok sağlam olabilir ama onun da bir sınırı var.
  5. bende çesitli hastanelerde 5 kez psikiyatri servisinde yattım sağlıkçı olmama ragmen kafayı yiyiyodum baya duzeldim fakat tuhaf hareket ve düsüncelerim var manisaya hiç gitmedim zaten genelde oraya agır vakalar gidiyor insan orada uyuyamaz abi ne olacagını kestiremezsin beyinde olusan bozulmalar kişiyi delirtiyor psikiyatristlerin verdiği hapçıklarlada düzelenini pek görmedim psikolojik hastalıklar genelde kronik devamlı yenileyici hap atarsın uyusursun tekrar atarsın uyusursun ama hastalık değişmez ekt yaparlar biraz malllasırsın bena ekt yapmadılar abi dopamin nöronefrin serotonin ve daha bilinmeyen bir çok sey bozulmuş psikiyatra konusursun oda ne bozulmus bilmiyor al bu hapı olmadı bu hapı olmadı göte iğne depo iğneler ama yinede beyinde kaçak olduğundan bi türlü düzelemezsin esas deliler tedavi olmaz yada zorla olurlar tıbbın çok gelişmesi lazım onemli olan hastanın ne kadar agır olup olmadığı örneğin ben çok agır değilim ama genede dünyadayken cehennemi yasadığımı dusunuyorum allaha dua etmekten baska caremiz yok artık ilaçlara ve doktorlara güvenim kalmadı 4 yıldada harcadığı bir kac bin tl cabası onemli olan kontrolu ele alıp rahat relax olmak kafaya takmamak bende bir deliyim allah tüm deli arkadaslarıma yardımcı olsun ozellikle 3 harflilerden uzak tutsun
  6. bende çesitli hastanelerde 5 kez psikiyatri servisinde yattım sağlıkçı olmama ragmen kafayı yiyiyodum baya duzeldim fakat tuhaf hareket ve düsüncelerim var manisaya hiç gitmedim zaten genelde oraya agır vakalar gidiyor insan orada uyuyamaz abi ne olacagını kestiremezsin beyinde olusan bozulmalar kişiyi delirtiyor psikiyatristlerin verdiği hapçıklarlada düzelenini pek görmedim psikolojik hastalıklar genelde kronik devamlı yenileyici hap atarsın uyusursun tekrar atarsın uyusursun ama hastalık değişmez ekt yaparlar biraz malllasırsın bena ekt yapmadılar abi dopamin nöronefrin serotonin ve daha bilinmeyen bir çok sey bozulmuş psikiyatra konusursun oda ne bozulmus bilmiyor al bu hapı olmadı bu hapı olmadı göte iğne depo iğneler ama yinede beyinde kaçak olduğundan bi türlü düzelemezsin esas deliler tedavi olmaz yada zorla olurlar tıbbın çok gelişmesi lazım onemli olan hastanın ne kadar agır olup olmadığı örneğin ben çok agır değilim ama genede dünyadayken cehennemi yasadığımı dusunuyorum allaha dua etmekten baska caremiz yok artık ilaçlara ve doktorlara güvenim kalmadı 4 yıldada harcadığı bir kac bin tl cabası onemli olan kontrolu ele alıp rahat relax olmak kafaya takmamak bende bir deliyim allah tüm deli arkadaslarıma yardımcı olsun ozellikle 3 harflilerden uzak tutsun