aslında başlı başına bir akım değildir. daha çok, sanat akımlarının bir dönemini belirtir. dönemin sonlarına doğru, kurallardan kopuşların yaşandığı dönemler manierizme girer, örneğin, rönesansa bakarsak, manierizm döneminde michelangelo'yu görürüz.
michelangelo, bir rönesans sanatçısı olmasına karşın, meşhur acı konulu heykelinde görebileceğimiz gibi, kusursuz oranlar kuralını bir kenara bırakmıştır. (heykelde, çocuğun, annesine oranlarsak olması gerektiğinden daha büyük olduğunu görürüz, bunun tek nedeni duyguyu daha iyi verebilmektir.)
başkaca bir örnek de uzun boyunlu meryem tablosudur (ressamını hatırlayamayacağım). orada da, meryem'in oranlarının, etkiyi değiştirmek amaçlı bozulduğunu görebiliriz.
verdiğimiz bu iki örnek, rönesansa dahil olmasına rağmen, katı kurallardan bağımsız yapılmış olduğu için manierizm döneminde incelenir. manierizm, çok radikal değişiklikler yapılmamakla birlikte, böyle ufak kopuşlar ve yeniliklerle, üsluplar arası geçişi sağlar.
rönesansın sonu ile barokun başlangıcı arasındaki(yaklaşık 1525-1600) dönem içinde kullanılan bir terim.dönemin, en öenmli özelliği belli bir stilin sanatçılar tarafından takip edilmemesi, her sanatçının farklı taraflara yönelmesi, bir anlamda farklı ifade yollarının aranması yönünden bugünün sanat anlayışına benzetilebilir. el greco bu dönemin en önemli sanatçılarındandır.
maniyerizm son derece ince bir zevki yansıtan sevimli zarif biçimlere değer veren estetik akımıdır. adını la bella maniera yani güzel tarz deyiminden almıştır. maniyerizm in egemen olduğu dönem sanatçının kişisel anlatımının damgasını taşır duruma gelmiştir. en güçlü anlatımını michelangelo ile buldu. sanatsal beceri her şeyden önce kişisel ustalık ölçüsüne göre değerlendirilmeye başlandı ve rekabet bireysel çalışmaların görkemi konusunda bir yarışmaya yol açtı.
maniyeristler çıplak insan vücudunu doğal olmayan,yapmacık pozlarla betimleyerek karmaşık sanatsal sorunları kolayca çözdüklerine inanırlar. kol ve bacaklar tuhaf bir biçimde uzatılır, başlar küçültülür,yüz çizgileri biçimlere sokulur, abartıyı ve karşıtlığı ileri boyutlara vardırmışlardır.