|
|
- 3. yüzyılın son yarısında mani tarafından kurulmuş bir dindir. o güne dek bilinen tüm dinsel sistemlerin gerçek sentezi olduğu ileri sürülmüştür. manicilik aslında zerdüşt düalizmi, babilonya folkloru, budist ahlâk ilkeleri ve hristiyan unsurların bir karışımından oluşmaktadır. bu bileşimde önde gelen anlayış iki ezelî ilkenin, iyi ve kötünün, çatışmasıdır. bu bakımdan din tarihi araştırmaları, maniciliği bir tür dinsel düalizm olarak sınıflandırmışlardır.
bu din, hem doğu'ya, hem de batı'ya doğru olağanüstü bir hızla yayılmış; kuzey afrika, ispanya, fransa, kuzey italya ve balkanlar'da bin yıl süre ile dağınık ve süreksiz biçimde varlığını devam ettirmiştir. oysa, asıl gelişimini doğduğu topraklar olan mezopotamya, babilonya ve iran'da gerçekleştirmiş ve doğu'da etkisini 10. yüzyıldan sonralara kadar sürdürdüğü türkistan, kuzey hindistan, batı çin ve tibet'e kadar yayılmayı başarmıştır.
o dönemden günümüze kalabilen resmî belgeler mani'yi bir din sapkını ve bir şarlatan olarak tanıtıyorlar. ancak, 18. yüzyıldan başlayarak yapılan araştırmalar mani hakkında tüm bilinenleri değiştirdi. artık mani, kimilerine göre yeni bir din kuran bir bilge, kimilerine göre de çeşitli dinsel öğretilerin, zerdüşt inancının, buddha'cı ahlâkın, mithra kültünün ve hıristiyan öğretisinin bileşimini gerçekleştirmiş bir dehâdır. özellikle 20. yüzyılda gerçekleştirilen bazı buluşlar, mani'nin yaşam öyküsünün tümüyle gözden geçirilmesini gerektirdi. ortaya çıkarılan ve mani tarafından bizzat yazılmış olduğu savunulan bu yeni belgeler, mani'yi insanlığın kurtuluşunu müjdeleyen bir peygamber olarak göstermektedir. mani, insanlığın dinsel kurtuluşunun tarihsel bir akış içinde en önemli aşamalarını sıralarken, kendi öncülleri arasında enoch'u, nuh'un oğlu sam'ı, buddha'yı, zerdüşt'ü ve isa'yı saymıştır. mani, bu yazılarda, isa'nın yaşamının belli başlı olaylarını özetlemiş, havariler'in çabalarını, paul'un misyonunu, hıristiyan kilisesi'nin yaşadığı krizi ve dünyayı düzeltmek için uğraş vermiş olan marcion ve bardanes gibi gnostikleri anlatmıştır nihayet, isa'nın müjdelemiş olduğu "paracletos"un, yani bizzat mani'nin döneminin geldiğini ilân etmiştir.
manicilik'te gerçek gizem, köktenci ve evrensel düalizmdir. manici inanca göre bu gizem, mani'nin ruhsal ikizi olan paracletos tarafından mani'ye aktarılmış ve mani de bu gizemi öğretmekle görevlendirilmiştir. mani, on iki yaşındayken ilk kez göksel bir ziyarete tanık olduğunu ve ilk ilâhi açıklamaları aldığını ileri sürer. arap tarihçisi en-nedîm'e göre bu ziyareti yapan "et-taum" (ikiz anlamına gelen nebatîce bir sözcük) adlı bir melektir. bu melek mani'nin ikizi ya da ruhsal eşi olup, onu eğitip görevine hazırlayacak olan paracletos'tur.
mani'ye göre zerdüşt, buddha ve hatta isa'nın başarılı olamamalarının nedeni, kendi öğretilerini yazıya geçirmemiş olmalarında aranmalıdır. bu düşünce ile mani, herkesçe anlaşılabilen basit bir dil kullanarak kendi öğretisini yazıya dökmüştür. manici yazıların halktan gördüğü yoğun ilgi, maniciliğin karşısında olanların ve özellikle hıristiyan kilisesi'nin neden bu yazıları yok etmeye çalıştıklarını açıklamaktadır. 279 yılında, roma imparatoru diocletianus, iskenderiye kentinde tüm manici yazıların yakılmasını buyurmuştur. buna benzer yok etme çabaları yüzyıllarca sürdürülmüştür. halbuki, isa'dan sonra 2. yüzyılın ortalarında iran'da doğan manicilik inancı, henüz ilk yüzyılını tamamlamadan doğu ve batı'ya yayılmayı başarmıştı ve doğal olarak karşısındaki en büyük rakip hıristiyanlıktı.
ortaya çıkarılan son bulguların ışığında, manicilik bir büyük din olarak değerlendirilebilir. üstelik "kitaplı" bir din, bir misyoner dini, örgütlenmiş bir din, tüm büyük dinleri kendinde eritmek isteyen evrensel ve nihaî bir din. ancak tüm bu niteliklerden daha önemlisi, herşeyin başına iki ezelî ve karşıt iki ilkeyi, ışık ve karanlığı yerleştirmiş olan ve isa'nın gelişini müjdelediği "paracletos" tarafından gizemleri açıklanan köktenci bir "gnosis"tir manicilik. tüm yaşamı ve tüm bilgileri içerdiğini ileri süren bir toptancı gizem dinidir. isa başarısız olmuş, aziz paul ile marcion'un çabaları boşa gitmiştir. gerçek kilise'ni yeniden düzenlemekle görevlendirilmiş olan paracletos-mani zuhur etmiştir.
maniciliğin örgütlenmesinde de marcion örnek olarak alınmıştır. maniciler iki sınıfa ayrılmışlardır: gizeme ulaşmış olanlar ile sıradan inananlar ya da mani'nin adlandırdığı gibi "seçkinler" (ya da yetkinler) ile "dinleyenler". manicilik'te kadınlar da seçkinlerin arasına kabul edilirdi. bir tür ruhban sınıfı olan seçkinler, çok zorlu hazırlık dönemlerinden ve çetin inisiyasyon törenlerinden geçirilirlerdi. "consolamentum" adı verilen inisiyasyon törenine pek önem verilirdi. bu aşamadan sonra, seçkinler "tanrısal ışık" ile dolarlar ve artık bu ışığı dünyevî nesnelerle kirletecek eylemlerden kaçınırlardı. evlenmezler, mülk sahibi olamazlar, et yemezler, şarap içmezlerdi. tarım işlerinde çalışmamalı, hatta ekmeği bile doğramamalıydılar. günlük yiyecekleri ve yalın giysileri ile gezgin bir yaşam sürmeliydi seçkinler.
seçkinlerin ilkeleri, budist keşişlerin disiplinine şaşırtıcı ölçüde yakındı. arada bulunan tek fark, manici seçkinlere yerleşik yaşamın yasak olmasıydı. seçkinlerin yaşamı oldukça zordu. yaşamları üç mühürle bağlıydı: ağız, el ve gönül mühürleri...ilk mühür, tüm kötü yiyecekleri ve kötü sözleri yasaklardı. ikinci mühür, canlı varlıkların içinde saklı bulunan ışığa verilebilecek her türlü zararı engellemek içindi; adam öldürmek, hayvan öldürmek, hatta meyva koparmak bile yasaktı. üçüncü mühür, manicilik inancına ve temizliğine karşı çıkan her türlü düşünceyi yasaklamaktaydı.
doğal olarak, seçkinlerin sayısı pek azdı. tarihte ün kazanmış seçkinlerin son derece az sayıda olması da garipsenebilir. maniciliğe bağlı olanların büyük çoğunluğu "dinleyiciler"den oluşuyordu. bunlar yalnızca mani'nin "on emri" ile bağlıydılar. bu on emir sırasıyla puta tapmayı*, namussuzluğu*, cimriliği*, her türlü öldürme eylemini*, zina yapmayı*, hırsızlığı*, yalancılığı*, büyücülüğü*, ikiyüzlülüğü* ve maniciliğe ihaneti* yasaklıyordu. sıradan inananların ilk görevi seçkinlere neredeyse tapınma derecesine varan bir saygı beslemekti. dinleyiciler sık sık seçkinlerin önünde diz çökerek kutsanma talep ederler, buna karşılık sebze ve meyva verirlerdi. herkes için geçerli olan diğer dinsel görevler dua ve oruçtu.
dua öğle, akşamüstü, gün batımında ve güneş battıktan üç saat sonra olmak üzere günde dört kez zorunluydu. gündüz duaları güneşe dönerek yapılır, geceleri ise aya bakarak dua edilirdi. ne güneşin, ne de ayın görünmediği günlerde dua yönü kuzeydi. dua etmeden önce uygulanması kesin koşul olan bir arınma riti vardı. arınma işlemi su ile, ya da su bulunmazsa toprak ile yapılırdı. oruç zamanlaması da tıpkı dua gibi doğrudan astronomik olgulara bağlıydı. haftanın ilk günü güneşin onuruna herkes oruç tutardı. seçkinler, haftanın ikinci günü de ay onuruna oruç tutmakla sorumluydular. ayrıca her yeni ayda, herkes iki gün oruç tutardı.
maniciliğin diğer rit ve törenleri hakkında bilinenler pek az. mani'nin ölüm yıl dönümünde gerçekleştirilen "bema" töreni maniciliğin en büyük kutlaması olarak biliniyor. bu törende sürekli dua edilir ve kutsal yazılar okunurdu. beş basamakla çıkılan bir platformun üzerine boş bir taht yerleştirilirdi. "bema" töreninin diğer ayrıntıları ne yazık ki bilinmiyor. ayrıca, manicilikte vaftiz uygulamasının olduğu da kesin, fakat bu konuyu içeren kutsal yazılar kayıp olduğundan, manici vaftiz töreninin hiçbir ayrıntısı bugün bilinmiyor.
maniciliğin tümüyle entellektüel düzeyde kalması ve toplumsal-politik değişimler yaratmakta iddiasız olması en zayıf özelliğiydi. kısacası manicilik anti-sosyal olması yüzünden başarısızlığa uğradı. bu sert ve savaşçı çağlarda, uygarlıklarını barbar saldırılarına karşı koruma endişesindeki yöneticiler, bu denli edilgen bir inancı onaylayamazlardı. toplumsal kuralları hiçe sayan, yandaşlarına başıboş dolaşıp çalışmayı reddetmelerini ve sadaka ile geçinmelerini buyuran, hayvanların öldürülmesine bile karşı çıkan barışçı bir inancın baskı ve zulüm görmesi kaçınılmazdı. örgütsel yapıları da, ağır baskılardan sonra yaşamını sürdüremeyecek kadar dayanıksız ve edilgendi.
thanks to, http://www.tarihsayfam.com/...
|